(Daha önceki babalara seslenişlerim için bkz: 1, 2, 3, 4)

Sevgili hemcinsim,

Okullar açıldı, gözün aydın. Artık bebeleri okula salıp bir keyif kahvesi yaparsın. Yooo mu? Niye kız? Heaaa. Anladım ben senin derdiniii. Bebeyle ayrı, okulla ayrı, öğretmenle ayrı uğraştığın yetmezmiş gibi bir de herifle birbirinize girdiniz değil mi? İnan ki yalnız değilsin. Şimdi bırak sinirden titremeyi. Bol köpüklü bir kahve yap kendine. Ben senin herifle az biraz konuşacağım, sen de ayağını uzat kahveni yudumla, hazır evde kimse yokken tadını çıkar sakinliğin.

Sevgili babalar,

Hayırlı olsun, bebeler büyüdü okullu oldu. Hmm ne o? Sizin de suratlar asık? Ah evet, sabah hanımla atıştınız değil mi evden çıkarken? Akşamdan kalan kavgaya devam ettiniz. Konu da yine bebelerin okulu. Nereden mi biliyorum? Kuşlar söyledi tabi ki! Yoksa nereden bileceğim?

Şimdi size bir sır vereyim mi? Nasipse bundan sonraki on beş, yirmi sene her eylül benzer krizleri yaşayacaksınız. O yüzden en güzeli şimdiden alışmak ve bu konuyu kapatmak. Yoksa her sene her sene birbirinizi yeyip durmanızın kime ne faydası olacak Allah aşkına? Bakın size şu okul işini sindirebilmeniz için birkaç madde sıralayayım, gelin bu lüzumsuz tartışmayı birlikte noktalayalım.

* Konuya ilk olarak büyük bir yanlış anlamayı düzelterek başlayayım: Yanılıyorsunuz! Anaları başlarından atmak / gezme gezmek / komşuyla çene çalmak için bebeleri okula yazdırmıyor. Bilakis bebelerimizin beyni gelişsin, toplum içinde yaşamayı görsünler, öğrenmeye merak duysunlar, arkadaşlarıyla güzel vakit geçirsinler… diye okul öncesi eğitimde ısrar ediyoruz. Bu süre zarfında kendimiz için bir fincan köpüklü kahveden fazlasını istiyorsak namerdiz.

* Bu yanlış anlama giderildiyse şimdi de konuyu daha iyi kavrayabilmek adına evinize bir göz atmanızı rica edeceğim sizden. Eşiniz evin herhangi bir yerinde parmak boyası kullanıyor mu? Ya da peligoma ihtiyaç duyuyor mu? Peki ya simli eva? Hiç gözünüze çarptı mı evin herhangi bir yerinde? Simli eva ne mi? Yok, Eva Herzigova’yla alakası yok. Elişi kâğıdının simlisi gibi bir şey. Var mı evde? Yok! Demek ki neymiş? Okuldan istenen malzemeleri karınız kullanmayacakmış. Adı üzerinde “okuldan istenen” malzemeymiş onlar. O yüzden listeyi görünce “Yuuuuhhhh bu kadar malzemeyle ne yapacaksınız! Şart mı lan bu şart mı? Kuru boya nenize yetmiyor?” diye evin anasına bağırıp çağırmaya gerek yokmuş. Çok istiyorsanız buyurun okula, orada bağırın çağırın!

* Okuldan alışveriş listesi geldiğinde “Hele alırız yeaaa, aceleniz nea, kaçmıyoruz ya!” diye bir tavra girmeyin. Nasıl olsa alınacaksa şimdi alın. Ay bizim için mesele değil de öğretmen sorup duruyor kardeşim. Mahcup oluyoruz.

* Okul alışverişine çıktığınızda rica ederim “Vay efendim pazarda ben 1 tl’ye görmüştüm, aynısına 1.25 tl verilir mi?!” diye  25 kuruş için bizimle papaz olmayın. Alın şu 1 tl’yi susun biraz kardeşim yaaa. Of yaaa. Nereye verilmiyor Allah aşkına 25 kuruş? Uyduruk uyduruk malzemeler almayın çocuklara. İçlerindeki dehanın yaşama sevinci ölüyor, ortaya çıkamıyor daha sonra. Kalitelisini, güzelini alın ki zevkle çalışsın çocuk.

* İstenen her malzeme için “Bizim zamanımızda bu mu vardı?” muhabbetini açmayın. Bizim zamanımızda da yoktu ama onların zamanında var işte. Zaman makinemiz de yok. Ne yapalım?

* “Bu çocuklar dekor akrilik boyayı ne yapacak, sulu guajı ne yapacak, körüklü matı ne yapacak, stik fosforlu kalemi ne yapacak….” AY NE BİLİYİİİM YEAAAA! BİZ Mİ HAZIRLIYORUZ LİSTEYİ? KİM İSTİYORSA ONA SORUN! DELİRTMEYİN İNSANI!

* Karınıza asla öğretmenle-koca-arasında-kalma sendromu yaşatmayın! Anayız biz, posta güvercini değil. Öğretmene şunu de, bunu de, onu sor, bunu sor… diye tembihleyeceğinize buyurun öğretmenin yeri belli, gidin bizzat konuşun. Ne demek istiyorsanız, diyin. Yok isterseniz telefonu da var. Açın söyleyin. Karıştırmayın bizi.

* Veli toplantısı, kadınlar günü organizasyonu değildir. Her ne kadar sürekli anaların üzerine yıkılsa da aslında analar kadar babalar da katılmalıdır. O yüzden lütfen veli toplantısına katılmanız istendiğinde kına gecesinde göbek atmaya davet almış tepkisi vermeyin. Sizin de çocuğunuz anacım, katılın toplantıya.

* Veli toplantısına katıldıysanız odadaki tek erkek olmaktan gocunmayın. Ayrıca öğretmen her ağzını açtığında sözünü kesip konuyu kendi çocuğuna getiren analara şaşırmayın. Ben de ilk gördüğümde şaşırmıştım ama bu işin raconu buymuş. Alışırsınız zamanla merak etmeyin.

* Sakın ola sakın veli toplantısında kadınlar sürekli sorular sorup konuyu dağıttığında “Aloooo bırakın da öğretmen konuşsun! Sizin çenenizi dinlemeye mi geldik! İşe gideceeeeaaz!” diye agresif bir çıkış yapmayın. Bütün sene okulda “Aha işte o bağırıp çağıran deli herif buydu” diye parmakla gösterilirsiniz haberiniz olsun. Ayrıca tek sizin işiniz yok. Bizim de işimiz var ama şu an en önemli konu olan “Hocam terleyince çocukların sırtına bez koyuyor musunuz? / Kahvaltıda yemeğini bitirip tekrar isterse veriyor musunuz? / Kırtasiye malzemelerini istediğimiz kırtasiyeden alabilir miyiz?” gibi çocuğumuzla ilgili hayati konulara yoğunlaşmış durumdayız. Rica ederim bölmeyin. Ayrıca içiniz de rahat olsun öğretmenler konuyu toparlamada uzmandır. Düşünsenize her sene bu toplantıdan kaç tane yapıp, bu velilerden kaçını dinliyorlar. Öğretmen az sonra saatine bakıp konuyu toparlayacaktır. Panik yok!

* Okul eve yakın da gözükse, siz her ne kadar “yürüme mesafesinde” olduğunu düşünseniz de unutmayın ki havalar Eylül gibi devam etmeyecek. Bu işin kışı var, fırtınası var, yağmuru var… O yüzden anası çocuğu servise verelim dediğinde kendine özel makam arabası istiyor muamelesi yapmayın. “Hele biraz götür getir, havalar bozarsa veririz,” muhabbetine de hiç girmeyin. Hem serviste yer kalmayabilir, hem havaların dengesi belli olmaz. İki günlük yağmur fırtınanın ardından pastırma sıcakları gelince bebeyi geri mi alacaksınız? Hem bir de biliyorsunuz mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır sendromu var. Bütün sene başınıza gelebilecekleri düşünerek hareket edin.

* Çocuğu okula siz götürüp getirecekseniz okul ne kadar yakın olursa olsun mutlaka çocuğun kemerini bağlayın. Ayrıca çocukları öne ya da bagaja oturtmayın. Bir de araba hareket etmeden çocuğun kapısını da mutlaka kapatmış olun. Her an camda olup ciyak ciyak “Kapıyı unuttuuuunn!” diye bağırıyor olamayabiliriz. Allah korusun!

* Çocuğu okula bırakacaksanız çantasının da çocuğun yanında götürüleceğini unutmayın. Evet, önemli.

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar sevgili babalar. Hadi Allah yardımcınız olsun, masraflarda kolaylıklar versin. Öyle hemencecik surat asıp küsmece yok. Allah ömür versin daha bunun ilkokulu vaaaar, ortaokulu vaaar, lisesi vaaar, dersanesi vaaar, üniversitesi vaaaaaar. Durun hele, yeni başlıyoruz. 😉

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: