(Pek bi acıklı ilk bölüm için tıklayınız.)

Geçenlerde kocam geldi, “Harika bir ev buldum!” dedi. Yoo ev falan aramıyoruz. Ama benim adam böyle işte. En son bu evi, ekmek almaya çıktığında almıştı. Hiç unutmuyorum Pazar günüydü. Bebelerle kahvaltı yapacağız. İki yaşındalar. Ekmek almaya çıktı. Bakkalla benim evim arası 1, hadi bilemedin 1.5 dk yürüme mesafesi. Geliş gidiş 5 dakikayı geçmez. Ama dakikalar geçti adam yok piyasada. Dedim ki fırına yürüdü herhalde. Saat oldu yine yok. Endişelendim. Telefonu da yok yanında. En sonunda geldi şükür. Ama ekmek yok elinde! “Harika bir ev buldum!” dedi. İyi de biz ev falan aramıyoruz ki! Sonuç: Taşındık! Gerçi iyi de oldu. 1. kattayım. En azından asansör çilem bitti. Yani en azından şimdilik. 😉

Şimdi baktım da en çok bu evimizde oturmuşuz. Onda da daha 3. yılımız. Anam diyordu geçen yine yıllık olağan taşınma vaktiniz geldi diye. Adam kurtlanıyor anacım uzun süre aynı yerde kalınca. Neyse işte yine harika bir ev bulmuş. Allah’tan çok pahalı da alamıyoruz. Geçen gün çocuklara yine beleş bir kurs buldum, oraya götürdüm bir arkadaş ve onun çocuğuyla. Çıkışta dedim ki “Yav bizim herif ev bakmış diyordum ya gel de göstereyim.”

İki anne üç bebe ev bakmaya gittik. Yeni bir site. Bir kızcağız ilgilendi bizimle. Apartman bomboş. Daha taşınan yok. Giriş kat satılıkmış. Gezdik. E çok hoş. Kapıyı dolanmak zaman alıyordu zaten, bebeler de pencereden sokağa atlar artık. Bir de en üst katta dubleks varmış. E ona da bakalım gelmişken.

Üç bebe, iki anne, ev gösterici abla bindik asansöre. Görevli kız bir an tereddüt etti binip binmemekte. “Gel gel” dedim “bebeler çeyrek porsiyon, sığarız.” Sığdık. 3. kata bastı kız. Çıktık. Kapı açılmadı. Kapıyı aç düğmesine bastı. Yine açılmadı! Türk usulü “Höyt aç kapıyı” diye vurduk kapıya. Biraz da tekme. Hayır, yine açmadı. ASANSÖRDE KALDIK!

Bebeler bakıyor ne oluyor diye. Hemen düşündüm asansörde kalıp ölen birini duydum mu diye. Yoo duymadım. İyi. “Endişelenmeyin” dedim “Şimdi açılacak kapı.” Ama açılmıyor! Meğer daha asansörler hizmete açılmamış. Hırrrr. İyi de niye bindiriyorsun bizi bacım açılmayan asansöre? O kızın kocasıymış asansörcü de. Daha tam işini bitirmemiş. Telefon açtı adama. ERDOĞAN ASANSÖRDE KALDIK! ÇABUK GEL! Meğer Erdoğan da yokmuymuş civarda. AĞĞHHH. “Ev sahibini arayın şalteri indirsin kaldırsın” dedi. Yine Türk usulü aç kapa yöntemiyle tamir. Ulaşabilirsen ulaş ev sahibine. Adam havuzu yaptırıyormuş, başında gürültüden telefonu duymuyor. Apartman zaten boş, bağırıp çağırsak da bir işe yaramaz.

Bu arada asansörde ışıklar kesilmedi Allah’tan. Bebeler karanlıkta korkardı. Ama yine de hiç iç açıcı değil halimiz. İçerisi sıkışık. Hava sıcak. Havalandırmayı açıyoruz ama kelebek kanadı kadar etki yok. Bebeler fıkır fıkır. Oğlanlar tepişiyor, kız fena olmaya başladı. Bana tutundu ağlıyor. “Ay ağlama yavrucuğum, asansörcünün karısı elimizde rehin, eninde sonunda kocası gelecek kurtarmaya.”

Bu arada asansör hareket etti. Ayy ne saadet. İkinci kata indi. Ama hayır, kapıyı açmıyor. Asansör kendi kafasına göre dolanmaya başladı. Tek tek katlara iniyor, çıkıyor, ama kapıyı açmıyor. Bodruma iniyoruz, telefon çekmiyor, en üst kata çıkıyoruz, halat kopacak aşağı uçacağız diye aklım çıkıyor. VE HÂLÂ ERDOĞAN PİYASADA YOK!

Ev sahibine ulaştık. Adam şalteri indirdi kaldırdı. Cık. Açılmıyor kapı. Adamda asansörün anahtarı da yok. Umutlarımız tükendi.

Kız zırıl zırıl zırlıyor artık. Arkadaşın çenesi durmadı anasına dedi asansörde kaldık diye. Kadıncağız telaştan ölecek, üç dakikada bir arıyor çıktınız mı diye. Bizi gezdiren kız kibarlığı bıraktı Erdoğana fırçayı kayıyor telefonda. Erdoğan daha piyasada yok. Ev sahibi dışarıdan vır vır bir şey diyor anlaşılmıyor. Asansör kafasına göre geziyor. Terden su gibi olduk. Arkadaş nefes alamıyorum demeye başladı. Kıpkırmızı. Bebeler tepişiyor. Peki bu arada ben ne yapıyorum dersiniz? Ben de asansör hatırası foto çekiniyorum. Çünkü ciddi bir blogger olmak bunu gerektirir. 😉

asansör hatırası

asansör hatırası

Derken daha da korkunç bir şey oldu. Arkadaşın oğlunun çişi geldi! AAĞĞĞĞHH! İşte bu  felaket. Yanımızda hiçbir şey yok. Bebe zıplıyor çiş çiş diye. Bak şimdi çıkacağız, birazdan çıkacağız, biraz daha tut, ayyyy.

Baktım iş ciddiye bindi. Çıkacağımız yok anacım. Az sonra bebe de işeyecek üstümüze. Dua edip adak falan adamaya başladım. Hayırlısıyla çıkaydık şuradan. Benim kızın nefesi hızlandı. Ağlıyor ağlıyor. Ya nefes alamaz olursa? Ay ne yaparım. Oğlan da huzursuzlandı. Öbürü zaten çiş diye havada parende atıyor. Arkadaşın anası telde çemkiriyor ne işiniz vardı orada diye. Kız Erdoğanla boşandı boşanacak. Trajedi üzerine trajedi yemin ederim! İtfaiyeyi arasam gelip kapıyı kırarlar mı diye düşünmeye başladım.

Sonunda Erdoğan geldi. Yihuu. Tak tuk tak bir şeyler yaptı. Çat diye kapı açıldı. Ay nasıl fırladık dışarı. Neredeyse iki saattir tıkılıydık içeride. Gün yüzü görmek ne güzelmiş. Şükürler olsun Kurtarana. Dua üzerine dua ettim, Allah kabirlerimizi geniş etsin; enkazda, darda bırakmasın. Bebeler büyüyene kadar da asansöre muhtaç etmesin. Amin. 😉

Paylaş: