İkizler okula başlamadan en çok karşılaşılan sorudur: “Aynı sınıfa mı vereceksin?”

İkizler okula başladığında en çok karşılaşılan sorudur: “Aynı sınıftalar mı?”

İkizler okulu bitirdiğinde en çok karşılaşılan sorudur: “Aynı sınıftalar mıydı?”

Evet, bir ikiz ebeveyninin kafasını sürekli tırmalayan sorulardan biridir: “Aynı sınıfa mı versem, ayrı sınıfa mı versem?”

Hazır okullar bizim için kapanıyor, yenileri için okul heyecanı başlıyorken bir yazı yazayım dedim. Zaten sürekli de soruluyor, birlikteler mi değiller mi diye, istiyorum ki ben benim tecrübemi yazayım, siz yorumlara sizinkini yazın, yeni başlayacaklar tecrübeleri okusunlar, belki kararlarını netleştirmekte yardımcı oluruz.

İlk olarak şunu söyleyeyim, çok zaman önce bir anket yaptım sayfamda. Artık büyümüş ikiz eşlerine okulda birlikte olup olmamayla ilgili hislerini sordum. Büyük bir çoğunluk birlikte okumuş, ama o günlerden olumsuz olarak söz edenler mutlu olanlardan daha fazlaydı. Linki bulsam da koysam. Genellikle kardeşin peşini toplamak zorunda kalmak / kardeşin gölgesinde kalmak / sürekli kıyaslanmak / sınıfta olanların anneye yetiştirilmesi / başka arkadaş edinmeyip, kardeşten ayrılınca çok yalnız kalmak… gibi dertlerden muzdariplerdi.

Konuyla ilgili okuduklarımın tamamına yakını (esneme payı bıraktım, aslında tamamı diyebilirim) ikizleri ayrı sınıfa verin diyordu. Bir tek şu an linkini yine bulamayacağım, acelem var, Adem Güneş’in sadece bir yazısında “Allah birlikte göndermişse vardır bir hikmeti, en azından ilkokulda ayırmayın” minvalinde bir şey okudum.

Babalarıyla uzun süre düşünüp taşındıktan sonra aynı sınıfa vermeye karar verdik. Çocuklar güzel anlaşıyorlardı, birbirlerine düşkünlerdi ama bağımlı değillerdi, ikisi de aynı sınıfta olmak istiyordu… İki sene anaokulunda aynı sınıfta olmuşlardı, hiçbir problem yaşamamıştık. Ayrıca ben iki ayrı öğretmene nasıl ayak uyduracaktım? Ödevler, toplantılar, geziler…

Evet, evet, en iyisi en azından ilkokul için aynı sınıftı.

Ama hiç tahmin etmediğim bir şekilde ayrıldı çocuklar: (Bkz. ayrılış hikayeleri).

Başta birleştirmeye uğraştım ama olmadı. İkisi de kendi öğretmenini bırakmak istemedi. Hâlâ da çok memnunlar. Kardeşimden ayrılmam diye hiç ağlamadılar. Oğlan zaten oralı bile değildi. Ama kızım ilk günler biraz eğreti oturdu sınıfta, çekingen bir çocuk, ama sağ olsun öğretmeni çok güzel ilgilendi. Çok kısa sürede aştı o da.

Öncelikle belirteyim, okul çocukları ayırmaktan yana. Öğretmeniniz de istemeyebilir ikiz okutmak. Sizin dışınızda da gelişebilir olaylar. Ama bizim okulda aynı sınıfta olan ikizler de var. Veliye kalmış son söz sanırım.

İlk dönem benim için çok zordu. Sürekli toplantı oluyor ve toplantılar çakışıyor. Yerinize girecek birini arıyorsunuz, ama çocukla ilgilenen sizseniz, başkasının girmesinin bir faydası yok. Ses kayıt cihazı açıyordum toplantının birine. Ötekinden mümkün olduğunca çabuk ayrılıp gelmeye çalışıyordum. Gıcık iş.

Belirli gün ve haftalar da ayrı dert. Piknikleri, yerli malı haftası, doğum günleri, anneler günü, öğretmenler günü, karne günü… sürekli koridorda deli dana gibi koşturup duruyorsunuz. Bir gün biri için pişir, öteki gün ötekine…

Gerçi iki farklı sınıfta çocuğunuz varsa da böyle oluyordur muhtemelen ama aynı sınıfta müfredatlar da aynı olduğu için çakışan şey çok daha fazla oluyor.

Ödev yaptırmak en pisi. Iyyy. Birinci dönem hayattan tiksindim. Biri gelir sekiz sayfa ödevle. Öteki gelir sekiz satır ödevle. Vay kardeşimin öğretmeni haksızlık yapmış, vay onunki bitti benimki bitmedi, vay ben niye bekleyeceğim kardeşimi çizgi film izlemek için, benim ödevim bitti…

İkinci dönem şükür okumaya geçtiklerinde ödevler kolaylaştı. Başlarında durmama ya da göstermeme gerek kalmadı. Kendileri bitirip kalkıyorlar.

Okuldaki ilişkilerine gelince… Sosyalleşmeleri için özellikle ayrı sınıf tavsiye ediliyor ama ilginç bir şekilde benimkiler arkadaş edinmedi. Beraber oynuyorlar. Başta zor oldu. Çünkü sınıftaki diğer çocuklar ikiz eşinin sınıfa gelmesine izin vermiyordu. Sınıfa yabancı almazlarmış. Şükür onlar aşıldı. Sonra adları çıktı birbirlerine aşıklar diye. Çocuklar kıl oluyorlardı. Şimdi kabullenildi sanırım birlikte oynamaları. Bir şikayetleri yok. Her teneffüs oğlan kızın sınıfına gidiyor ya da koridorda buluşup birlikte oynuyorlar.

Kızın birkaç arkadaşı var söz ettiği. Ama oğlanın sıfır. Geçen dedi ki “İşte Osman şöyle bir şey yaptı…”

“Aaa” dedim “Senin Osman diye arkadaşın mı var?”

“Hayır, o arkadaşım değil.”

“Sizin sınıfta değil mi? Demek ki sınıf arkadaşın”

“Hayır, arkadaş değiliz diyorum. O sınıf tanıdığım.” 😉

Belki ileride değişir, bilemiyorum, ama ilk seneyi arkadaşsız kapattık.

Birbirlerine hâlâ çok düşkünler. Birinin sınıfında bir şey dağıtılınca ya kardeşi için bir tane daha ya da ellerindekini ikiye bölüp kardeşine getiriyorlar. Çubuk krakerler, şekerler, kekler… itinayla paylaşılıyor.

Anne açısından şöyle bir gıcıklık daha oluyor, öğretmenin çocukları kıyaslamasını istemediğiniz için ayrı sınıfa veriyorsunuz ama siz sürekli öğretmenleri kıyaslıyorsunuz ehhehe. Neyse ki sona doğru aştım bunu da. Herkesin kendi kaderi deyip kapatıyorum konuyu.

Böyle işte. İlk dönem sorsanız, aslaaaaaaaaaa ayrı sınıfa vermeyin derdim. Şimdi daha ılımlıyım. Bana zor oldu ama en azından kafamın bir köşesinde “acaba biri gölgede mi kaldı, ezildi mi, sosyalleşemediler mi…” soruları kalmadı. Anlayacağınız uzmanların dediğini yaptık hiç istemesek de, e fena olmadı. 😉

Evet, sizde durumlar nedir? Ayrı mı verdiniz, aynı mı verdiniz? Sizin ve çocukların açısından nasıl geçti? Özellikle üçüzleri çok merak ediyorum. Onlar da katılırsa çok sevinirim. Neler yaptınız çocukların okuldaki ilk yılında?

 

 

 

Paylaş: