Geçen hafta telefonuma bir yabancı numara düştü. Genellikle Seyfi Abi’yi arayanlar çeviriyor numaramı her kimse o Seyfi. Tam açıp ben Seyfi Abi değilim, ünlü yazar Secce Kuzu diyecektim ki anam meğersem beni arıyorlarmış. Üstelik ne zamandır beklediğim telefonmuş yahu. 😁

Evet, nihayet oğlanın tablet kazanmak için girdiği özel okulun sınavı için aramışlar. Açıkçası ben oğlanın gösterdiği performans sonrası sınav kağıdıyla iletişim bilgilerini yakıp, küllerini gömüp, üzerine de kireç döktüklerini düşünüyordum. Oğlunuz için sizinle görüşebilir miyiz dediler. Meğer çok uğraşmışlar da sürekli meşgulmüş telefonum, ulaşamamışlar. Seyfi abi fanlarıııı, bir rahat bırakmadılar ki hattımı! Hemen randevu ayarladım görüşmek için.

Heyecanla oğlana söyledim arandığımızı. Ne zamandır peşimizdelermiş üstelik. Kim bu beyne sahip olmak istemez tabi! Çok sevindi oğlan. Birlikte gerdan kırdık, göbek attık. 💃Cumartesi saat 3’ü iple çekmeye başladık. ♥️

Neyse günler günleri kovaladı, bir gün evde oğlanın hafriyat döküm sahasını toparlıyorum telefon çaldı. Eltim. Bebeleri ona satmıştım. Oğlan annemle bizim randevumuz vardı diyormuş, onu hatırlatmak istemiş. Ne randevusu dediğim an kafamda şimşek çaktı. Laaaaaaaaaaaaaaaaaaaan okul randevusunu unuttuk. Tüüüüh!😱

Hemen arabaya atlayıp oğlanı da alarak daaadiii daaaadiiiii okulun yolunu tuttum. Neyse biraz bekledik, sorumlu kişinin odasına girdik. Hoş geldiniz falan filan.

Kadın oğluma döndü. “Şu anda sınav sonuç karnen elimde, heyecanlı mısın?” dedi. Ay nefesler kesildi, tansiyon yükseldi, daha fazla dayanamayıp “Kutuma gitmek istiyoruuuuuuum” diye bağıracaktım ki oğlan “Yoooooğğğğ heyecanlı değilim,” dedi. Ay ben kalpten gidiyorum, bıliş oğlanın rahatlığına bakın. Deha olmak böyle bir şey sanırım. 😎😎😎

Kadın elindeki kağıda baktı. Sonra oğlana baktı. “Bence bunlar senin notun değil” dedi.

Haydaaaaa!

Ne demek istedi acaba? 🤔 Yani o kadar üst düzey yapmış ki onun yaşında bir çocuk hayatta bu kadar yapamaz, acaba sınava çaktırmadan Stephen Hawking’i mi soktu diye düşündü. Daha neler! Hem Stephen Hawking de olay günü çoktan ölmüştü ayol.

“Yooo ben yaptım,” dedi bıliş oğlan.

“Hımm” dedi kadın. Tekrar elindeki kağıda baktı.

VE NETLERİ AÇIKLAMAYA BAŞLADI!

Leeeeen resmen toto loto oynamış bebe. Bunlar nasıl netler böyle! Meğer kadın sınav sonucu kötü diye öyle demiş. Boş yere Hawking’in de kemiklerini sızlattık mezarda. ⚰️

Netleri duyunca oğlanın canı sıkıldı.☹️

“Bence sen kaydırmışsın,” dedi kadın.

“Yooo” dedi oğlan.

“Demek ki keyfin pek yoktu o gün.”

“Yooooo. Çok mutluydum.”

“Sınav ortamında rahat edememiş de olabilirsin.”

“Yoooo. Çok rahattı.”

“İlk defa gördüğün insanların arasında kendini kötü hissetmiş olabilirsin.”

“Yoooo. Nolcak ki?”

Ay dayanamayıp atlayacaktım, küçük oğlan salak mısın da bu kadar yanlış yaptın, açık konuş. Niye her şeye hayır hayır deyip duruyorsun? Bir bahaneyi de beğen be oğlum!😒

Kadıncağız, birkaç bahane daha saydı. Yok dedi oğlan.

Kadın ısrarla, “İnanamıyorum, bunlar senin netlerin olamaz, sen çok daha iyi yaparsın” demeye devam ediyordu.

Allah biliyor ya, herhalde blogumu okuyor kadın, hiç tanımadığı çocuk için niye bu kadar ısrarcı diye düşündüm.

Kadının her “Bunu sen yapmış olamazsın,” ısrarında oğlanın gözleri biraz daha doldu. Dokunsan ağlayacak. Gören de öss’de sıfır çekti sanır yemin ederim. Ne kadar da abarttı!😒

Aman da aman benim deham ağlayacakmış! Hemen olaya el attım.

“Bir dakika,” dedim. “Bunlar oğlumun neti, bahane bulmaya gerek yok, bu kadarını yapmış olabilir. Bizim için problem yok. Türkiye’de milyonlarca çocuk var. Herkesin ilgi alanı aynı değil. Oğlum deneme sınavından kötü not almış olabilir ama onun da alanı başka. Haydi küçük oğlan, Anadolu Selçuklu Sultanlarını sırayla say da duysun teyzen.”

Bildiği yerden soru gelince oğlanın gözleri ışıdı:

“Süleyman Şah, Birinci Kılıçarslan, Birinci Mesut -zaten ikincisi yok-, İkinci Kılıçarslan, Gıyasettin Keyhüsrev, Süleyman Şah, Üçüncü Kılıçaraslan, sonra yine Gıyasettin Keyhüsrev – iki kere tahta çıktı o- Alaaddin Keykubat, İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev. Bitti.”

Biraz da ben tarih bilgimi konuşturayım dedim.

“Melikşah’ı unuttun galiba. O kaçıncı sıradaydı yavrum?”

“Annecim o, Büyük Selçuklu Sultanı.”

“Ay ne fark var arada?”

“İkisi de farklı devletler. Biri Ortadoğu’da, biri Anadolu’da kuruldu. Önce kurulan Büyük Selçuklu.”

Kadın hayranlıkla baktı oğluma.

Aynı havayla devam ettim:

“Peki Trabzon kimin zamanında fethedildi?”

“Fatih Sultan.”

“Kimden alındı?”

“Trabzon Rum İmparatorluğu’ndan. Sinop da İsfendiyaroğulları’ndan alındı.”

“Peeeki, 1 dolar kaç riyaldir?”

“4 civarı. 3’ten fazla 4’ten az. Ama 4’e daha yakın.”

“Peki dünyanın en değerli parası hangisi?”

“Kuveyt dinarı. 20 lirayı geçti.”

“Fiji’de hangi para birimi kullanılıyor?”

“Fiji doları.”

“Peki Kiribati ülkesinin ihraç malları nelerdir?”

Bu arada havayla kadına bakmayı ihmal etmedim.

“Siz Kiribati ülkesini hiç duymuş muydunuz?”

Bıliş oğlan lafa girdi: “Okyanusya’da bir ada devlet. Kurutulmuş Hindistancevizi içi, deniz yosunu ve balık ihraç ediyor.”

“Ben de bilmiyordum ama oğlum sayesinde öğrendim. Benim çok bilgim yok, fazla soru soramıyorum. Siz de sorun merak ettiğiniz bir şey varsa.”

“Çok ilginç, bunları nereden biliyor oğlunuz?”

“Tarih, coğrafya, antropoloji, teoloji ve ekonomi özel ilgi alanına giriyor. İleride Uyuşmazlık Analizi ve Çözümü dalında yüksek lisans yapmak istiyor. Hiç duymuş muydunuz böyle bir bölüm olduğunu? Ben de bilmiyordum. Disiplinler arası bir programmış.”

“Çoook güzeeel,” dedi kadın. Tabi bu arada kalıbımı basarım orta okulu nasıl bitirecek acaba diye düşündü. Şahsen ben de bunu ara ara düşünmüyor değilim. 😀

Ayrıca mekanik zekası da iyi çocuğumun diyerek telefonumdan oğlumun son icadı olan şeker makinesini de gösterdim.

Sonra da son numaramız olan koca karılar hamamda nasıl bayılır taklidini yaptırdım bıliş oğlana. Ve kadının hayran bakışları arasında okulu terk ettik.

Evet, belki küçük oğlan okul konularını tam bilmiyor ama onun da çok iyi bildiği başka konular var. Yemişim bursunu, tabletini. Bedava da alsalar vermiyorum çocuuumu ulen! Bilsem’den sonra özel okullar da ağlasın…

Paylaş: