Küçükken bir kaç küçük yaramazlığım vardı. Biri mesela çay kaşıklarını büküp balkondan atmaktı. 😀 😀 😀 Bunu yapmamın da bir sebebi vardı. Durduk yere çay kaşığı atmadık yani. Annem evde yokken çay kaşıklarıyla ateş deneyleri yapardım. Kapkara olunca kaşığı geri çekmeceye koyamam tabi. Fırlatır atardım camdan. Annem kaybolan çay kaşıklarının sırrını hiçbir zaman çözemedi. 😀

Ateş oyunum bu kadarla da bitmezdi. Evdeki yemek takımı tükenince bu sefer de tuvalete girip gizlice pamuk yakmaya başladım. Annem birkaç kere duman kokusunu aldı ama sanırım havalandırmadan komşulardan geldiğini düşündü. Üzerine pek düşmedi.

Şimdi düşünüyorum da ya kendimi yaksaydım yahu, hadi ben neyse de ya da evi yaksaydım! Bütün bunlara büyük ihtimalle annemin ateş yasakları sebep oldu. Cısssssssssssss demek, şöyle olursunuz böyle olursunuz, hamsınız, yanarsınız, pişersiniz, portakallı ördek olursunuz falan diye korkutmak işe yaramıyor çocuklarda. Madam Secce kimliğimin bana verdiği yetkiyle söylüyorum ki ateşin icadı çocuklukta da gelişimsel bir evre arkadaşlar. O ateşle oynanacak, o kadar! O yüzden en tehlikesizi bu evreyi çocuklar birlikte atlatmak diye düşünüyorum. Ya da düşünüyordum diyeyim. Yine ne düşündüm, ne oldu… 😁

Bir gün komşuya geçtim. Eve geldim ki buram buram duman kokusu.

ALARM! ALARM! ALARM! ⚠️⚠️⚠️

Hemen çocukları yanıma topladım. “Yavrularım tuvalette kim ateş yaktı?” 😒

Şak diye bilmeme çok şaşırdılar. Önce hık mık ettiler ama baktılar saklayamayacaklar, döküldüler. Merak etmişler de ateşi…

Ha şöyle. Doğruyu söyleyin, ciğerimi de pişirin yiyin. 😉

Belli ki ateş yaşları gelmiş bebelerimin. Gözlerim doldu. Aman da aman büyümüşler de evi yakma denemelerine başlamışlar bile.

Şunu benim gibi anneden saklamaya gerek var mı? Ben koskoca Madam Secce’yim ayol. Çocuklarım benden gizli tuvaletlerde deneyler mi yapsın, popolarını mı yaksın? Hemen olaya müdahil oldum tabi: “Madem ateşi merak ediyorsunuz. Yakın. Ama sadece evde ben varken. Ben yokken asla ateşle oynanmayacak. Anlaştık mı?” 😉

Anlaştık. 👍

Aslında banyoda yaptırmam lazımdı ama çeviri yetiştiriyordum. Oturma odasına, gözümün önüne aldım bebeleri.

Hemen tezgâhı kurdular: pastel, leğenle su, tencere tava, ateş söndürücü niyetine tıraş köpüğü, yağlı kağıt, kandil… derken tüm düzenek hazır.

“Şu an ne yapıyorsunuz yavrum?”

“Deney yapıyoruz, annecim.”

“Ne deneyi yavrum?”

“Deney deneyi annecim.”

Hımm. Ana sayısalcı olmayınca atlatması kolay tabi. Çok anlamadım ama neyse dedim işime döndüm. Elbette her deneyden öğrenecek bir şeyleri vardır çocukların.

Bu arada kız yirminci saniyede elini yakarak ateş oyunlarında jübilesini yaptı. Anasının kızı yemin ederim. 38 yaşında daha geçen yaz fırının içinde ateş yakmış insanın yavrusu da ancak bu kadar oluyor işte.

Kayseri’de bağda bizimkilere kaşarlı mantar şovu yapayım dedim. Mantarı elektrikli fırının içinde odun ateşinde pişirmeye çalıştım. Ahahah. Tabi annemler bunu anlamadı, fırının içinde kağıt unutmuşsun diye çemkirdiler. Nalaka yeaa dedim. Tam bir foto çekip ânı ölümsüzleştirecektim ki anneannem “Gadasını aldığım hiç mi aklın yok? Bi de resmini çekiyon!” diyerek olaya el attı, tüm şovu söndürdü. 😒

Neyse ne diyordum, he kız elinde buz torbası ile oyundan ayrıldı, oğlan demek ki bana çekmemiş, saatlerce ampirik zımpirik incelemeler yaptı.

İşi bitince çekti gitti. Çocukların arkasındaki döküntülere bakınca bir an madamlığıma tükürdüm, Secce Bacı olarak tuvalette çaktırmadan ateş yakmalarına göz mü yumsaydım acaba diye düşünmedim değil doğrusu. Ama hemen titreyip kendime geldim. Döktüklerini toplaması için geri bebeleri çağırdım.

Tahmin ettiğim oldu, oğlan bir daha oturma odasında deneye heveslenmedi. Ertesi gün okuldan koşarak gelip banyoda çalışmak istedi.

E iyi dedim.

Deneylerinden ne öğrendi tam bilmiyorum ama gitti orcinal fransız parfümlerim, bir de en gözde leğenim. 😀

O günden sonra her eve girişinde banyoya deneye koştu. Baktım bu böyle olmayacak bir hafta sonu çocukları arkadaşın bahçesine götürdüm. “Yakın ulen!” dedim. “Roma’yı da yakın. Burada her şey serbest. Nasıl olsa komşunun bahçesi.” 😀

Yaktılar valla. Kız da unuttu elinin acısını, girdi işin içine. Ne buldularsa yaktılar. Öyle bir ateş sevdası olmuş ki bebelerde oğlan dumanına oturdu ateşin. Eve dumanı üzerinde geldi.

Bu kadar ateşe akciğerleri doymuştur diye düşünüyordum. Birkaç gün ateş lafı etmediler. E ben de sevindim tabi. Yine Madam Secceliğimi konuşturmuştum işte. Çocuklarım görerek, deneyerek öğrendi. Merakları doydu, ateş konusu kapandı. 🏆

Derken bir gün komşudan geldim. Evde nasıl buram buram ateş kokusu. Gözlerimden ateş çıktı sinirden. 🤬🤬🤬

“SİZ BEN YOKKEN EVDE ATEŞ Mİ YAKTINIZZZ????”

“Şey, ne olur kızma annecim. Bir şeyi çok merak ettik de.”

“Neymiş o çok merak ettiğiniz şey?”

“Banyonun küveti yanar mı?”

Açıkçası sorunun cevabını ben de bilmiyordum. Sayelerinde öğrendim. YANARMIŞ! 🤬🤬🤬

Ulen veletler, dedim, hani anlaşmıştık, ben yokken evde ateş yakılmayacaktı. Ben varken istediğiniz deney yapılabilecektiniz.

“ŞEYYY, unuttuk annecim. Bir daha unutmayız. Söz. Lütfen affet bizi.”

Peki sözlerini tuttular mı? Valla asayiş berkemal şükür. Ateş konusu kapandı ama evde başka bir sorun ortaya çıktı: Çay kaşıkları kayboluyor. Nereye gidiyorlar anlamadım ki. 🤔🤔🤔

(Daha önceki madam yazılarım: 123, 45, 6, 7, 8, 9, 10, 11. 12, 13)

Paylaş: