Az sonra değineceğim konuyu daha önce yazdığımı hatırlıyordum hayal meyal. Üşenmedim, arşivi dolanıp buldum, ay gözümden yaş geldi yemin ederim okurken gülmekten. Bir yandan da üzüldüm. Üç koca sene geçmiş, bizde hâlâ pek değişiklik yok. ?

Konu: Bunca emek verdiğim, Madam Montessori’nin öğretileri doğrultusunda yetiştirdiğim oğlumun kendine yeten, ayakları üzerinde durabilen, kendi kararlarını veren bir birey olarak ortaya çıkacağına, komut girmedikçe kılını kıpırdatmayan bir bilgisayar yazılımı gibi davranması!?

Bayramda malum hava pek sıcaktı. Biz de bayram gezmesi yapıyoruz. Bir evde camın önüne oturdum. Acayip de cereyan var içeride. Dediler oradan kalk, çarpılırsın. Aman yok dedim, çok yandım, serinleyeyim azıcık. Daha oturuşumun on beşinci dakikasında kafatasım zonklamaya, damağım kaşınmaya başladı. Kalktım ama çok geç! Şifayı kaptım.??

Eve nasıl geldim, yatağa nasıl devrildim hatırlamıyorum. Çocuklar geldiler başıma. Çok terlemişler, duş alabilirler miymiş? Tamam ama dedim, ben çok hastayım. Sizinle ilgilenemeyeceğim. Siz halledin işinizi.

Peki annecim.

Babaları da memleketindeydi. Kimse ilgilenemedi. Ben uyumuşum zaten. Sabah gözümü açtığımda biraz daha iyiydim. Çocuklara bakayım diye gittim ki o da ne! Oğlan sarılmış ıslak havlusuna, öylece uyumuş. Pijama falan nerdeee!?

Biraz sonra uyandı ki hastalanmış. Kalkamıyor yataktan. E oğlum dedim ıslak havlu ile uyunur mu? Niye onu asıp pijamanı giyip yatmıyorsun? E söylemedin ki annecim.

Ay on sene geçmiş siz doğalı. On yıldır bir etrafına bakmadın mı, millet banyodan çıkınca ne yapıyor? İlla tek tek komut mu gireceğim, havlunu as, donunu giy, pijamanı üzerine tak, saçını tara, kurut…?

Geçen gün de dolaşmaya çıkıyoruz. Dönüşte anneme gideceğiz. Yatılı kalacağız. Gezimizde ve yolda lazım olacakları düşünün, sırt çantanıza koyun dedim. Hazırlandı çocuklar, ben de hazırlandım çıktım. Metrobüse bindik. Durakta indik. Başka şeye bindik. Tekrar indik bindik derken kız dedi ki suyum bitti. Çok da susadım. Oğlan dedi ki benimkinden iç.

Ben de bir şey yapıyordum ilgilenemedim çocuklarla. Kız tekrar dedi ki susadım, su alalım. Kardeşininkinden içsene dedim. Çantası çok karışık, bulamıyoruz suyu dedi.

Çantası dediği de el kadar çanta. Nesi karışık olabilir? Verin ben bulayım dedim. Açtım çantayı. İçinden çıkanlar: Kedisi Mimi, para, saati, kitap, iki araba, bir adet don veeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee

BİR ÇİFT PATİK.

ÇATIR ÇATIR KIŞLIK PATİK.

Hö?

MADAM BU NE? ???

E patiiiiik.

İyi de hava 36 derece. Patiğin yanında ne işi var?

“Anneannemlerde lazım olur diye aldım.”

Ahahahahha. Yatılı gidiyoruz dediysek kış uykusuna yatmaya gidiyoruz demedik ya. Ay bir gülme aldı beni. Kahkahalarla gülüyorum. Gözümden yaşlar geldi. Patiğin altından su şişesini buldum, verdim ama toparlanıp devam edemiyorum yola.

Neyse güldük ettik. Gezdik tozduk. Akşam annemdeyiz. Bir ara gülüşmeler oldu. Oğlum o ne? Patiği giymiş oturmuş. ??? Lazım olur demişti çocuk, oldu işte.

Neyse yatacağız, kız pijamalarını giyindi geldi. Oğlana dedim sen de giy de yat. Ne giyecek? Pijama. Ne pijaması? Pijama yok. Dememişim ki ben pijamalarınızı alın diye. E lazım olacakları alın, yatılı kalacağız dedim. Evet ama pijama dememişim.

….

Patikle yattı. ?

(Daha önceki madam yazılarım: 123, 45, 6, 7, 8, 9, 10, 11. 12)

Paylaş: