Daha dün şurada ilkokul için ağladım yahu. Ne çabuk geçti zaman? Ne ara çocuklar bu kadar büyüdü de ortaokul derdine düştüm? Gerçi şimdi düşündüm de ben bu işe de her zamankinden erken düşmüştüm. 😁

Bir gece yine düşünmekten uykum kaçında sabah yedi buçukta o sırada iş için yolda olduğunu bildiğim arkadaşımı aradım.

“Bu saatte o tarafta trafik nasıl?” diye sordum.

“Gidiş yoğun, geliş o kadar yoğun değil, hayırdır, nereye gideceksin sabah sabah?” dedi.

“Yok şimdi gitmeyeceğim de orada bir orta okul beğendim. Çocukları oraya vermeyi düşünüyorum. Oraya verirsem sabah E-5’ten mi gideyim içeriden mi dolaşayım diye düşünüyorum,” dedim.

“Aaa senin çocuklar o kadar büyüdü mü?” dedi.

“Yok” dedim, “daha ikiye gidiyorlar ama ben şimdiden planlama yapıyorum.”

Asdfjhjgh. Çünkü kaygı bozukluğu bunu gerektirir. 😁

Evet, çocuklar daha ikiye giderken orta okul araştırmış ve bulmuş, en yakın rotayı çizmek için her gece GPS’e bağlanıyordum.

Gerçi en iyi okul en yakın okul düsturunu benimsemiş bir insan olsam da açıkçası orta okul için bu kadar rahat olamıyor, çocukları iyi bir yere göndermek istiyordum.

Etrafımda yaptığım araştırma sonucu semtimdeki proje okullardan birini seçmiştim pikaçular için.

Servise vermek istemiyordum. Oraya gidene kadar hoşafları çıkardı bebelerin. Kendim götürüp getirmeyi düşünüyordum ama her sabah kalkıp yola düşmeyi ne kadar başarabilirdim? Bir de bu sorumluluğu almaya gerek var mıydı?

Üç yılın sonunda iki de arkadaş buldum yanıma. Ballandıra ballandıra anlattım okulları. İkna ettim onları da. Böylece onlar da bebelerini oraya verecek, sırayla götürüp getirecektik. Sabah ezanı okunmadan bebelerin evden çıkmasına gerek kalmayacak, gün batmadan da eve dönebileceklerdi. Ayrıca sabah giderken iç yolu kullanmak, akşam dönüşte E5’ten dönmek daha mantıklı gözüküyordu. Her şeyi ayarlamıştım. 😎

Bu arada çocuklar dörde geçti. Bütün veliler okul derdine düştü. Ben rahattım doğrusu. Üç sene önceden planı yapmanın mutluluğunu yaşıyordum. Millet yumurta kapıya gelmeden harekete geçmiyor ohooo. 😎

Derken birkaç ay önce bir gün verdiğim ani bir kararla çocuklarla sözünü ettiğim ortaokulu görmeye gittik. Amacım, çocukların da beğenmesi, oraya gitmek için önlerine dayadığım testleri çözmeleriydi.

Görüşmek için müdür yardımcısının yanına çıktım. Okula alma şartlarını sordum. “Kim için düşünüyorsunuz?” dedi. Çocuklarımı işaret ederek “Şu veletler için” dedim. “İyi ama bunlar çok küçük,” dedi adam. Şaşkınlıkla çocuklarıma baktım. Yani prematüre doğmuşlardı, çok iri değillerdi ama çok küçük denecek kadar da ufak değillerdi doğrusu. Sınıflarında kendilerinden iri bir çok çocuk vardı ama normaldi doğrusu, çünkü o çocuklar benden de iriydi. 😀

Tam müdür yardımcısına “Bana çekmişler, ne yapalım, kafalarından çeksek biraz daha uzarlar mı acaba?” diyecektim ki adam “Kaça gidiyorlar?” diye sordu. “E döööört,” dedim. “İyi de burası lise hanfendi, ortaokul değil ki!” dedi. ASDGLFJGKJHKLJGHLKJ.

LAAAAAN! 😱

NE ALAKA? BURASI ORTAOKUL DEDİLER BANA. KAÇ YILDIR BURAYA VERECEĞİM ÇOCUKLARI DİYE RAHATTIM. NASIL LİSE OLUR?

“Valla liseyiz biz,” dedi. O sırada kafam çalışıp koridordaki çocuklara baktım. Ne çocuğu? Koca adam bunlar ayol. Yeminlen bellerine geliyorum. Valla liseymiş burası.

Ağlayacaktım neredeyse! Yıllardır yaptığım hesaplamalar nasıl boşa gider?
Uykusuz gecelerimin hesabını kim verecek? Peki bu çocuklar hangi okula gidecek?

Müdür yardımcısına ortaokul için proje okul olup olmadığını sordum. Bir yeri dedi. Biliyorum orayı yaa, arkadaşım oğlunu verdi, geri aldı. Beş para etmez.

Öyle böyle değil, çok canım sıkıldı. Yani en azından gece GPS’e bağlanmayacağım diye sevindim ama bu sefer de aklıma hangi okul sorusu düştü. 😱

O günden beri okul arıyorum, velilerle anket yapıyorum. Anladığım kadarıyla adresimin düştüğü, en yakınımdaki okul en kötüsü. Çok mutsuzum. ☹️

Bu arada çevrede sürekli ilanlar görüyorum. Özel okul bursluluk sınavı ilanları. Telefona da mesajlar gelip duruyor. Açıkçası hiç heveslenmedim. Burs kazanmaları için full yapmaları lazım, onu da yapabileceklerini sanmıyorum. Boşuna girip de yapamadık psikolojisine girmelerine gerek yok.

Derken bir gün oğlan bir kağıtla eve geldi. Koşarak bilgisayarın başına geçti. Ben de günün yedinci güzellik uykusuna yatmak üzereydim, çok ilgilenemedim. Biraz sonra yanıma gelip “Annecim ben bursluluk sınavına gireceğim!” dedi.

“Aaa? Nereden çıktı?”

“Bugün okulda dağıttılar. Bilgisayardan kayıt yaptırdım. Hafta sonu sınava gireceğim. 3’te.”

“Bak seeen. Koleje mi gitmek istiyorsun sen?”

Acaba bıliş oğlan şimdiye kadar “Hem para veriyorlar hem daha uzun okula gidiyorlar, akılları mı yok bunların” diye acıdığı kolej öğrencilerinden biri mi olmak istiyordu?

“Yooo. Birinciye tablet hediye ediyorlarmış da. O yüzden başvurdum.”

😁🤑

“E sen bilirsin,” dedim.

Hafta sonuna doğru kıza sordum, tablet kazanma şansını yükseltmek için sınava girmeyi isteyip istemediğini. Yok dedi. Peki öyle olsun.

Oğlanı okula götürdüm. Güzel bir okul. Epey de veli var. Çocukları sınava, velileri konferans salonuna aldılar. Ben katılmadım. Biz sadece tablet için geldik şekerim. Alıp gideceğiz. 😉

Oğlan sınavdan çıktı. Mutlu. “Eee nasıl geçti?” dedim. “Tablet alamam ama kulaklık alırım annecim,” dedi. 😁

Biraz sert bir düşüş oldu ama neyse. 😁

O gün bugündür telefon bekliyorum kolejden. Gelin görüşelim desinler. Tık yok valla. Açıklanmamış olması imkânsız, arkadaşımın çocukları oradan burs kazanmış. Demek ki belli oldu sınav. Peki bizi niye aramıyorlar? Geçtim bursu mursu tableti kulaklığı, insan müşteri kazanmak için arar. Tık yok yemin ederim. Öteki okulların telefonları da kesildi? Ne oldu lov!

Oğlanı karşıma alıp “Len sen ne yaptın sınavda?” diye sormak istiyorum. “Sen ne yaptın da bırak girdiğin okulu, bir tane arayan okul kalmadı.Bıçak gibi de kesildi tüm aramalar? Ne yaptın da bizi kökten sistemden sildiler? Söyle! Ne yaptın?”

Paylaş: