Gürültü Kirliliği

Ağabeyimle benim aram bir buçuk yaş. Tahmin edeceğiniz gibi büyürken anamı delirtmişiz. Annem hep der ki “(Siz küçükken) Güneş batarken tüylerim diken diken olurdu.” Yok canım, gece kurt kadına falan dönüşmüyormuş. Ya da ben öyle umuyorum. 😉 Sabaha kadar ağabeyimle konser vereceğiz ya ondan strese giriyormuş kadıncağız. Hay Allah. 😉

Malumunuz, benim bebelerim de hiç uyumadan büyüdüler. Yine de Allah biliyor ya, hiç bir zaman gece olacak diye korkmadım. Bilakis güneş batarken pek bir sevinirdim! Olur ya belki o gece uyurlardı! Hiç uyumadılar ama ben ümit etmeye devam ettim. Çocuklar büyürken bir daha hiç bu kadar zorlanmam diye düşünüyordum fakat yanılmışım. Allah beterinden korusun ama itiraf edeyim ki okulun ilk dönemi ödev saati gelecek diye tüylerimin diken diken olduğu, stresten başımın kesintisiz ağrıdığı doğrudur!

Birinci sınıfın birinci dönemini geride bıraktık elhamdülillah. Zaman su gibi akıp geçiyor diyorlar da şu dönem niye bir türlü bitmek bilmedi doğrusu hiç anlamadım! Resmen oyum oyum oyarak geçti. Oyun çocuğunu alıp okula kapatmak, okul sonrası da ödev için masaya oturtmak gıcık iş. Zorlamak istemiyorsun ama bir yandan da önleyemediğin bir baskı var. Bol bol okutun, dikte yaptırın, okutarak yazdırın…. AYH!

Çocuklar büyürken ilk iki sene fiziksel olarak çok zorlanmıştım. Bu dönem de zihnen perişan oldum. Ya aslında çok şükür, çocuklar ödev yapmam demediler. Okula gitmemek için direten de olmadı. Anlayacağınız daha bu istiyor halleri! Bir de istemeseler ne olurdu benim halim bilemiyorum.

Beni en çok yoran ikisinin ayrı sınıfta olmasıydı. İki ayrı öğretmen, iki ayrı tarz, iki ayrı ödev, iki ayrı çocuk… Bir ona bak, bir buna. İkisine ayrı yazdır, ayrı okut, ayrı saydır…

Kime dert yandıysam okumayı sökünce rahatlayacağımı söyledi. Hevesle bekledim doğrusu. İkisi de dönem sonuna doğru okudu. Çok şükür! Peki ben rahatladım mı? Cık! Bu sefer de yerde gökte ne bulurlarsa okumaya başladılar.  Şunu da okumadan geçelim yok! Sokağa çıktık mı arka planda kesintisiz bir uğultu! Beynim çorbaya döndü.

Aslında okul öncesinde de “okudukları” kelimeler vardı tabi: BİM, ŞOK, Dost ve İhe. Eheheh. Gariban çocukları işte neyi okusunlar, Swiss International Air Lines mı? 😉 Zamanla bildikleri harflere yenileri eklendikçe okudukları heceler arttı. Okudukları heceler arttıkça da sokağa çıkılmaz oldu!

E-5’te bir gidişimiz var, görmelisiniz. Daha önce hiç fark etmemiştim ama her taraf tabelayla, yazıyla doluymuş. İkisi iki taraftan beynimizi uçuruyorlar. Mesela ilerideki çıkış Esenyurt. İlk başlarda şöyle bir muhabbet dönüyordu arabada:

Oğlan: “E! Annecim, bak e!”

Kız: “Hüüü, e’yi ben okuyacaktım. E diyecektim. Hüüü. Hep kardeşim böyle yapıyor!”

Oğlan: “Şu harfi de bilsem, şu harfi de bilsem, şu harfi de bilsem, şu harfi de bilsem, şu harfi de bilsem, şu harfi de bilsem, ne olduğunu okurdum!”

Kız: “Hüüü, e’yi ben diyecektim!”

Derken zaman geçti, bilinen harfler arttı:

Kız: “Oooo-tııı-oooo. Otooooo. Annecim bak oto yazıyoooo!”

Oğlan: “Lllll aaaa- Annecim annecim bu harf ne?”

Anne: “Hangisi?”

Oğlan: “Bak bu harf! Aaaa geçtik. YAAAAAA. HÜÜÜÜ. GEÇTİİİKKK. BABA GERİ DÖÖÖNNN. YAZIYI OKUYACAKTIIIIM! HÜÜÜÜ!”

Sonra yine birbirlerinin ağzından kapmalar. Vay sen okuyacaktın, vay ben okuyacaktım… He bir de daha derin mevzular var tabi.

Kız: “Do-or. Annecim door ne demek?”

Anne: “İngilizce o. Kapı demek.”

Oğlan: “Offf-fiii-ceee. Annecim, office ne demek.”

Anne: “İş yeri yani. İngilizce yazmış.”

Oğlan durdu duramadı bir gün dedi ki “Annecim, biz Amerikada’da mı yaşıyoruz?”

Su içiyordum, suyu püskürdüm. “Nereden çıktı oğlum?”

“E her şeyi İngilizce yazmışlar da.”

Haklı çocuk ne diyeyim. 😉

Hadi bunlar yine usturuplu şeyler. Geçen gün Anaevi Dinlenme Tesislerine gidecektim yatılı. Günlerce heyecanla bekledim. Sabah arabanın kontağını çeviriyorum ki tık yok. Allah Allah! Anam gece gece bir komplo mu kurdu acaba? Daha önceki gün sorun yoktu arabada! Uğraştım uğraştım, çalışmadı araba, iyi mi? Peki yıldım mı? Asla! Bebe belik, çanta, poşet… toplayıp otobüse bindim. Nasıl olsa öğle vakti, kimse olmaz diyordum ama yanılmışım. İğne atsan yere düşmüyor!

Sürüne sürüne bindik. Hemen kapı girişinde bir yaşlı teyze vardı. Daha ben otobüse para vermeden “Aaa bunlar ikiz mi?” dedi. :)  Evet deyince ben çok sevindi. “Oh oh biri kız, biri de oğlan, tek seferde halletmişsin.”  😉 Derken otobüsteki yurdum teyzeleri arasında üçüncüyü doğurmama gerek olup olmaması üzerine bir münazara başladı. Ben de bebeleri ite kaka arkada doğru biraz kaçıp konudan sıyrıldım. Sağ olsun biri yer verdi. Bebeleri oturttum, ayaklarının altına çantaları doldurdum, ben de tepelerindeyim.

Tabi her zamanki gibi city sightseeing hizmeti veriyor bebeler. Ammmbaaarrlııııı, Eseeennyuurrrtt, Deeeniiizzköööşşşkklleeerrr.

Bu arada iğne atsan yere düşmeyen araca akın halinde insanlar binmeye devam ediyor. Arka tarafa kaysam geri gelemem, orası dipsiz bir kuyu. Giden gelemiyor. Ön tarafta bir yer buldum sığıştım.  Bu arada teyzeler üçüncüye gerek olmadığına karar vermiş. E sağ olsunlar. Bir yandan teyzelerin muhabbetini dinliyorum, bir yandan da ters duruyorum ki bebeleri göreyim.

Bu arada içerisi de pek sıcak oldu. Teyzelerin muhabbet de baydı, uyukluyorum. Gözüm açılıp açılıp kapanıyor. Trafik de yavaş ilerliyor. O sırada hemen ilerideki duvardaki yazıyı gördüm. Epey sinkaflı girift bir küfür. Yeniden gözüm kapanıyordu ki beynimde ampul yandı! BEBELER! AY KESİN BAĞIRA ÇAĞIRA ONU DA OKURLAR!

Bulunduğum yerden seslenip yazı geçene kadar dikkatlerini çekeyim dedim. 1500 kişinin daha dikkatini çekerim. En iyisi itişe tepişe bebelere ulaşmak. Affedersiniz, pardon, ayağınıza mı bastım, özür dilerim, hayır üçüncüyü düşünmüyorum, müsaade eder misiniz… şeklinde bebelere ulaşmaya çalışırken ben, ikisi de heceleye heceleye ana avrat düz gideceklerdi kiiiiiiii…

NAYIIIIIRRRRRRRRRRRRRRR! diye bittim tepelerinde!

Hemen bir konu değiştirmece, başka tarafa baktırmaca.

Atlattım vallahi. 😉

Anlayacağınız bebeler okumayı sökünce de rahatlık yok arkadaş.Şimdi heyecanla bir sonraki evreyi bekliyorum: “İçinden okuma evresi.” 😉 Tahmin ediyorum ki tam rahatlık o zaman gelecek.

HAAA-Dİİİ-BAA-KAA-LIIMM-İNN-ŞAAALL-LAAH!

😉

Pinterest


7 Responses to Gürültü Kirliliği

  1. feyza diyor ki:

    ay çok şükür yazı gelmiş:)eline sağlık bacım.küfürü anlarlardı belki okumazlardı diyeceğim ama o daha kötü.üçüncüyü düşünmüyorum da ne demek??onu şaka olarak alıyorum:):)

  2. yasemin diyor ki:

    Benimde gözümü çok korkutmuşlarda 1.sınıf için ama çok şükür ya çok da sıkıntılı geçmiyor. Benim oğlanlar bir sınıfta kız ayrı sınıfta ama öğretmenler hemen hemen aynı ödevleri veriyor.. Okuma işinde bende bebelerle birlikte aslında dilimizin ne kadar yabancı dillerin istilasına uğradığını fark ettim.. Tabellalar şirket isimleri ürün adları .. Çocuklara açıklama yapması da çok zor oluyor..

  3. Ceren diyor ki:

    Bizim kız da anasınıfı. Şimdilik Cuma akşam hemen oturuyor ödevin başına yapayım da bitsin haftasonu ödev düşünmek istemiyorum diyor:)
    Heyecanla bekliyoruz 1i :)) Tez zamanda içlerinden okumaları dileğiyle, güzel yazı için tesekkurler:)

  4. […] Otobüs hikâyesini anlattım zaten.  Neyse vardık anneanneye. Doğru düzgün oturamadım bile. Randevuya geç kalacağım, çıktım. Bir olaysız işim de olmaz zaten amaaan. […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pinterest
Email