Anlatmıştım ya çocuklar doğumdan sonra hemen yoğun bakıma alındı. Sanırım ertesi gün ilk kez gördüm bebelerimi. Kızın sağından solundan hortumlar girip çıkıyordu. Alnının ortasında da çilek kadar bir kızarıklık vardı. Kafasını sabitlemek için bir şey taktıklarını, onun da kırmızı iz yaptığını düşünmüştüm. Meğer yanılmışım.

Müteakip ziyaretlerimde kızın başındaki izin geçmediğini fark ettim. Bir gün doktora sormayı akıl ettim bu ne diye. “Bilmem, doğum lekesi herhalde,” dedi. Ömrümde gördüğüm tek doğum lekesi Gorbaçov’un kafasındaydı. Onun da doğum lekesi olduğunu yıllarca anlamamıştım zaten. Çok sevdiği için kafasına memleketi şeklinde dövme yaptırdığını sanmıştım.  Neyse, dünya tarihini bırakıp dönelim bizim bebelere. Dikkat edince oğlanın da aynı yerinde leke olduğunu fark ettim. Sadece rengi çok daha açık olduğu için fark edilmesi zordu. Babalarının tarafında varmış bu leke mevzu. Büyüyünce geçiyor dediler. Aman geçmese ne olacak sanki? Yoğun bakımlardan sonra kavuşmuşum yavruma. Leke dediğin ne?

Göre göre ben alıştım lekeye. Zaten her zaman çok belirgin olmuyor. Kızınca, kızarınca ortaya çıkıyor. O kadar alıştım ki görmüyorum bile. Bazen biri sorduğu zaman fark edildiğini anlıyorum.

Hiç unutmam bir gün kızın rutin göz muayenesi için doktor kapısında sıra bekliyorum. Yanımda da torununu getirmiş orta yaşlı bir kadın var. Yurdum teyzelerinin bakımlı, sarı erkek saçlı, kot pantolonlu versiyonu. Bir ara kızımın yüzüne baktı. “Alnını ortasına ne oldu? Yaktınız mı?” dedi. Gayri ihtiyari baktım çocuğa ne olmuş diye. Hea şu bizim leke. “Yooo,” dedim. “Yanık değil, doğum lekesi.” “Eee hep böyle mi kalacak?” dedi. “Bilmem,” dedim, “kalsın ya da kalmasın, problem değil.” Ay kadını görmeliydiniz. “Kızım sen deli misin?” dedi. “Kız çocuğu bu! Git baktır. Lazerle falan sökerler şimdi bunu. Yarın bir gün pişman olursun valla!” Ağzım açık bakakaldım kadına. Öyle bir tepki ki gören de Allah muhafaza kız kanser oldu da tedavi ettirmiyorum sanır. Sağlıklı bebeye lazer yaptıracakmışım. Niye? Alnı iki ton kırmızıymış, başkaları da görünce beğenmezmiş diye. Çakasım geldi iki gözünün ortasına.

Yıllar içinde tepkiler üç aşağı beş yukarı böyle devam etti. Kızda olup oğlanda olmadığını görenler, “Tüh keşke oğlanda olsaymış, kız kısmında zor.” dediler.  Hasbinallah! Allah biliyor ya şu ipe sapa gelmez laflar kızın aklında kalır da minnacık lekeyi dert eder diye korkuyorum.

Bu zaman zarfında kızım da büyüdü tabi. Ara ara alnında ne olduğunu soruyor. Üç yaş civarındayken “Aaa annecim bak, vişne yedim ya alnım o yüzden kızarmış,” demişti. Gülüp geçmiştim. Dört yaşına çeyrek kaldığından beri elinde tarak ayna karşısında. Geçen gün yine alnındakinin ne olduğunu sordu, anladım ki artık ciddi bir konuşma yapmanın zamanı geldi! “O senin doğum leken,” dedim. “Sadece sende var, sana özel ve seni çok güzel yapıyor.” Çok mutlu oldu, o gazla saçını daha hızlı taramaya başladı.

Birkaç gün sonra arkadaşı geldi. Ona anlatıyor, “Bak bu benim don lekem. Beni güzel yapıyor.” İçeri odadan kahkaha attım. “Don değil kız, doğum leken. Ama evet, seni çok güzel yapıyor. Ülke güzeli, hatta Avrasya güzeli, hatta dünya güzeli, hattaaaa ve hattaaaa âlemin en güzeli! Çilek kızım benim!”

b

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: