Bir iki ay önce bir işle meşguldüm, kız geldi yanıma. Yüzü ağlamaklı.  “Anneciğim, ekmeğin sert yerini ısırdım, dişimi kırdım galiba,” dedi büyük bir kabahat işlemiş gibi korkarak. “Yok canım, olur mu öyle şey,” dedim. “Baak” diyerek dişine bir dokundu. Ayyy diş sallanıyor! Panikledim. “Abariiiii, gız sen dişiyooosuuuunn” diye öyle bir tepki verdim ki bebe de zor bela tuttuğu göz yaşlarını bıraktı! Ay tüküreyim kafama! Bir de derler, aşırı tepki verip bebeleri korkutmayın. Yav ben ne bileyim bu kadar çabuk diş dökeceğini. Sadece beş yaş beş aylıktı! Şimdi sırası mı diş çıkarmanın?

Neyse, hemen toparlandım. Ona artık büyüdüğünü, dişlerinin yenileriyle değişeceğini, korkulacak bir şey olmadığını, ben heyecanlandığım için böyle deli dana gibi böğürdüğümü falan söyledim. Rahatladı. Hatta annesini güzel emdiği, bol bol süt, ayran içip yoğurt yediği, düzenli fırçaladığı için dişlerinin çabuk büyüdüğünü falan salladım, ooooh mest oldu mest.

O mutluydu ama benim içime bir sızı düştü. Yav ne çabuk büyüdü benim bıdırıklarım? Daha o dişler çıkarken çektirdiklerini unutmadım! “Hele bir çıksın o dişler, kerpetenle tek tek sökeceğim hepsini, yeter bu çektirdikleri ayol! Parası neyse verelim de implant yaptıralım, çıkacakları yok bunların, anca ateş, zırıltı!!!” diye söyleneli daha kaç gün oldu, Allah aşkına? Ne çabuk geçti zaman yaa. 🙁 Daha evi toparlayıp diş buğdayı yapacaktım. :/

İlk sallantıdan sonra uzunca bir süre kız dişinden şikayet etmedi. Öyle ki ben de gerçekten de sert ekmek ısırdığı için bir an dişinin sallandığını falan düşünmeye başlamıştım. Aradan birkaç hafta geçti, bu sefer diş yerinden epey oynadı. Kız diliyle tık tık içeri sokup çıkarıyor dişi. Alttan kıpkırmızı diş eti gözüküyor. Iyy. Bakamam bile ben.

Birkaç gün önce geldi, “Anne dişimin altında bir sertlik var,” dedi. Zor bela baktım. Off yeni diş geliyor. Üstteki daha düşmedi! Benim de öyle olmuştu, hatırladım. Nasıl olsa diş kendiliğinden düşer diye ilgilenmedim ben. Eline havuç falan verip içeri kaçtım, bekliyorum ki düştü diye gelecek. Koca havuç bitti, diş yerinde duruyor! Fil dişi mübarek! İlle bir masraf çıkaracak başıma!

Öyle günler geçti, baktım dişin kendinden düşeceği yok, herkes alttaki yamulur, çek üstteki dişi falan diyor. Ben de babaya havale ettim. “Yav zor bir şey değil, kapıya ip bağlayıp dişe takacaksın, çaat diye kapıyı kapatacaksın, diş de gelecek. Sıfır masraf,” diye yüreklendirdim ama o da çekmedi, iyi mi? Doktora götürelim dedi. “Yahu adam, pirinç kadar dişe dünya para alacaklar şimdi. Çek işte. Eskiden doktor mu varmış? Berberler çekermiş dişleri ek iş olarak. Çıt diye çek çıkar” dedim. Benimkini de dedem çekmişti zaten zamanında. Bizim ailede ameliyatları o yapar. Emekli berber kendisi. Ahaha şaka şaka. Neyse ne diyordum? Benim adam çekmedi dişi!

Ucunda servet de olsa, ben dokunamam kardeşim sallanan dişe. Tarzım diil. Ne yapalım? Neyse canımızı sallanan dişimize taktık, dişçinin yolunu tuttuk. Meğer yandaki diş de öyle olmuş. İkisini bir alalım dedi doktor. Amanın, mamanın dedim ama ben, o tık tık diye çekti. Ay çocuk durdu da ben fena oldum ama. Tansiyonum düştü. Yerimden kalkamadım. Allah’tan doktor akrabaydı, para almadı da, çabuk toparlandım. 😉

Neyse efendim, dişlerle eve geldik. “Yastığın altına koy da para çıksın,” dedim. Oğlan para lafını duydu, yeri göğü yıktı “Vaay keşke benim bütün dişlerim dökülseydi, hep kardeşimin dökülüyor, benim dökülmüyor,” diye. Lan oğlum, bir de sen çıkma başıma. Zaten iki diş… Diş çıkardı hediyesi, yastık altı parası, diş perisinin komisyonu X2 derken heh heeeyyy, yamulttunuz gene bizi. İnsan hiç olmazsa ay başını bekler yahu. Bu kadar çabuk dişenir mi? :/

_D3E0121

Sözü geçen masraflı dişler 😉 maşallah gıcıma 😉

 

 

Paylaş: