Küçükken evimizin önü oynamak için çok müsaitti. Kışın pek çıkamazdık ama havalar biraz ısındı mı eve girmeyi de bilmezdik. Hemen hemen her Anadolu veledi gibi akşam ezanıyla birlikte sokakta oynamak için bize ayrılan sürenin sonuna gelirdik. Ve yine hemen hemen her Anadolu veledi gibi biraz daha oynayabilmek için anamıza yalvarırdık.

Evimiz ikinci kattaydı. Aşağıdan bağırırdım “Anneaaaaaa, anneaaaaaa, anneeaaaa!” “NEAAAĞĞĞ” diye bağırırdı annem camın arkasından. “Biraz daha oynayabilir miyim noooluuurrrr?” Cevap hayırsa, anam evet diyene kadar yalvarırdım. Evetse süper. Hemen koşardım geri oyuna. Sonra yine. “Anneaaaaaa, anneaaaaaa, anneeaaaa!” Her seferinde annemin NEAAĞĞĞ deyişindeki öfke seviyesi biraz daha artardı. “NEEAĞĞĞĞĞĞĞĞĞ?” “Biraz daha oynayabilir miyim noooluuurrrr?” Daha sonraki gidişlerimde annemin azabından korunmak için yardımcı oyuncu kullanırdım. Arkadaşlarım aşağı  dizilir bağrışırlardı: “SALİSE TEYZEEEAAAĞĞĞĞ. SALİSE TEYZEEEAAAĞĞĞĞ. Selcen biraz daha oynayabilir mi, noooluuuurrr!”

Böyle uzatmaları oynaya oynaya epey sokakta kalırdım. Eve geldiğimde annemin gözünden ateş fışkırırdı. Hiç anlamazdım, yav ne oluyor da bu kadın bu kadar sinirleniyor?

ANLADIM!

Çocukların 6 yaşlarına çeyrek kaldı. Hâlâ sokağa birlikte çıkıyoruz. Aslında çevremizdeki çocuklar hep yalnız çıkıyor. Etrafımız müsait. Bir iki gün önce çocuklar evde. Ev de leş. Oğlan “Anneciğim, banyoyu temizleme de orada yaşayan canlılar ölmesin,” dedi. Evin gerisini siz düşünün. Temizlik yapmaktan nefret ediyorum. Hele çocuklar ayağımın altındayken temizlik yapmaktan daha da nefret ediyorum. Okula da gidemediler o gün. Ne yapsam diye düşünürken kafamda bir anda 230 watt led ampul yandı. Aaa ben bunu daha önce nasıl düşünemedim? Bebeleri sokağa salayım!

“Arkadaşlarınız gibi siz de kendi başınıza sokağa çıkmaz ister misiniz?” dedim. EVEEETTT. Harika! Camın biraz ilerisinde yer gösterdim. “Burada oynayacaksınız tamam mı? Başka bir yere gitmek yok!” TAMAAAAM. Arkasından da sıraladım: Kimsenin yanına gitmek yok. Başka yerde oynamak yok. Şeker vereyim diyene inanmak yok. Bodruma inmek yok. Birbirinize zarar vermek yok. Tehlikeli şeyler yapmak yok. Burada gözümün önünde güzel güzel oynayacaksınız, tamam mı? TAMAAAAMMM. Bir şey olursa hemen bana seslenin, tamam mı? TAMAAAAMM. İŞTE BU SON CÜMLEYİ HİÇ KURMAYACAKTIM!

Bebeleri giydirip, ellerine oyuncak verdim. Haydi gidin, dediğim yerde güzelce oynayın. Ben camdan size bakıyorum. İndiler. Hemen cama koştum. Bekle ki gelsinler. 45 saniye geçti! 60 saniye! 1 dk 12 saniye! Nerede lan bu bebeler? Yolda birine mi takıldılar? Bodruma mı indiler? Merdivenden mi yuvarlandılar? Deliler gibi çığrındım: MELİKAĞĞĞĞĞ, AHMEAAAĞĞĞT, NİRDESİNİİİZ???

Cevap yok. Aklım çıktı. Hemen üzerime bir şey aldım. Kapıya koştum. Kapıyı açtım, tam atlayacağım dışarı… AAA BEBELER HÂLÂ BURADA! Ne yapıyorsunuz yavrum siz kapının önünde? Çıksanıza dışarı! “Emm şey annecim, biz bu oyuncakları götürmek istemiyoruz. Evcilik takımını alabilir miyiz?” E alın.

Girdiler aldılar. Kapıdan saldım. Merdivenden indiler. Ben balkona koştum. MELİKAĞĞĞĞĞ, AHMEAAAĞĞĞT! Oh çıktılar dışarı. El sallaştık. “Anneaaa, biraz üşüdük,” dedi kız. E durun da üzerinize bir şey atayım. Attım. “Haydi gösterdiğim yere gidin, oradan ayrılmayın, tamam mı?” TAMAAAAM.

Koşarak eve girdim. Süpürgeyi çıkardım. Cama koştum baktım. Oradalar. Geri süpürgeye koştum. ANNEAAAAĞĞĞ! Cama koştum. NE? “Bunlarla oynamasak, topumuzla oynasak olur mu?” E olur. “Bekleyin de atayım.” Topu attım. Süpürgeye koştum. Kapı çaldı. Hayırdır inşallah, kim ola? BEBELER! NOLDU YAVRUM? “Şey anne, oyuncakları getirdik.” E dursaydı orada. İyi tamam, hadi çıkın.

Çıktılar. Camdan baktım. Süpürgeye koştum. ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! Cama koştum. NEA? “Biz buradan hiçbir yere ayrılmıyoruz.” TAMAM!

Süpürgeye koştum. Düğmesine bastım. Büyük başarı. Süpürmeye başladım, ama sanki dışarıdan bir ses geliyor. Kapattım. Haklıymışım. ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! Cama koştum. NEAĞ? “Susadık!” La havle vela kuvvete illa billah. E gelin için!

Geldiler. Sular içildi. “Çişiniz varsa yapın, sokakta gelmesin.” Yok. İyi. Çıktılar. Camdan baktım. El sallaştık. Süpürgeye koştum. ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! Cama koştum. NEAĞ?  “Bisikletlerimizi çıkarabilir miyiz?” Hayır! Lütfeeeennn. Hayııırrr! Lütfeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeen. HAYIIIIIIIRRRR!!!!

Süpürgeye koştum. ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! Ay cinnet geçireceğim! Cama koştum. NEAAAĞĞĞ?  “İpimizi alabilir miyiz?” İpi attım aşağı. Mutlulukla el salladılar. Bense aşağı inip bebeleri cırmalamamak için kendimi zor tutuyorum.

Süpürgeye koştum. ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! Cama koştum. NEAAAAAĞĞĞĞĞ?  “Boyalarımızla yerleri boyasak olur mu?” “Hayır olmaz. Topunuzla ipinizle oynayın.” Ama onlarla oynamak istemiyorlar. “Öyleyse başka oyun bulun kendinize. Daha fazla oyuncak çıkarmak yok. Beni oyalamayın. İşim var!” “ANNEAAĞĞ LÜTFEEEN.” HAYIIIIIRRRR!

Süpürgeye koştum. Sinirden elim ayağım titriyor. Süpürgeyi ne zaman çalıştırsam gaipten bir ses duyuyorum: ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! Süpürgeyi kapatıp dinliyorum. Yok. Tekrar çalıştırıyorum. Yine o ses: ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! Tekrar kapatıyorum. Camdan bakıyorum. Bebeler mutlulukla el sallıyor. Süpürgeyi tekrar çalıştırıyorum. Yine o ses. Duymamaya çalışıyorum. Sanki devam ediyor. Yok canım, bana öyle geliyor. Ses arttı sanki. İkisi birlikte ötüyor galiba. Süpürgeyi kapatıyorum. Yanılmamışım! ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! ANNNEEEAAAAĞĞĞĞ! Cama çıkıp son ses bağırıyorum: NNEEEEEEEEEEEEEEEEAAAAAAAAAAAAAAAĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞ? Güvenlik, kulübesinden çıkıp neler oluyor diye bize bakıyor. “Şey çişim geldi de!” Tepem atıyor bir kere, karşı apartmandan cama çıkıp bakanları kale almadan bağırmaya devam ediyorum: “LAZIMLIK MI UZATAYIM BURADAN EŞŞOOOĞLU, ÇİŞİN VARSA GEL EVE!”

Eve geldiler. Saçlarım diken. İşenip çıkıldı. “Bir daha beni çağırıp durmayın, daha mutfağı süpüremedim bir saat oldu!” Tamammış.

Aşağı indiler. Hırsımdan camdan bakmadım. Süpürgeyi açtım. Bir ses. Yok bana öyle gelmiştir. Hâlâ geliyor ses. Sanki zil çalıyor. Süpürgeyi kapattım. ZIIIRRRRR. Harbi zil çalıyor. Açtım. Bebeler. NNEEEEEĞĞĞĞĞĞĞĞ? “Şey biz şimdi sokağa kendimiz çıkmayacağız, sonra seninle çıkacağız annecim.”

Uzun lafın kısası her 2,5 dakikada bir kapı açıp 1,5 dakikada bir cama koşmaktan bir mutfağa bile süpüremedim. Bu daha birlikte takılan iki bebe. Annemde tam iki katıydı bebe sayısı. Ve her biri de ayrı telden çalardı. Ne çekmişsin be anam yav.

Paylaş: