Geçen gün teyzem bizde. Şu aralar herkesin elinde gördüğüm bir oyun var. Trivia diye. Onu oynuyor. Hani Çarkıfelek gibi bir çember çeviriyorsun, coğrafya, tarih, sanat.. artık ne denk gelirse ona göre soru geliyor. Karşılıklı rakiple oynuyorsun. İkizler de teyzemin başında, heyecanla soruya bakıyorlar, minnoş parmaklarıyla çarkı sen çevir, ben çevireyim ya da taçı ben seçeyim, sen seç kavgası falan yapıyorlar. Teyzemin yeni sorusu geldi: “Aşağıdakilerden hangisi solunuma yardımcı organdır?” Teyzem şıkları okuyor: diyafram, bir şey, bir şey, karaciğer. Benim bebeler tanıdık bir organ ismi duymanın mutluluğuyla bağırıyorlar: KARACİĞEEEERRRR. Teyzem şaşkın. “Emin misiniz?” Yine ikisi iki ağızdan: EVEEEETTT! Zaman da hızla tükeniyor olunca teyzem şak diye işaretledi karaciğeri. Tabi yanlış çıktı. Bu sefer bebelere kızıyor, “Aaa beni niye yanılttınız! Sizin yüzünüzden bilemedim, hakkım gitti,” diye. Gülmekten boğulacaktım. “Teyze deli misin yaa, karaciğerin solunumla ne işi olur?” dedim. “Ya ben de öyle düşündüm ama seninkiler deyince işaretledim.” “İyi de onlar ne bilsin, daha 5.5 yaşında bebeler.” “Ama çok emin konuşuyorlardı.” 😉

Screenshot_20160331-101753-919

Oyun devam ediyor. Bu sefer ordu kütüphanesine bir numarayla kayıtlı kitabı sordu. Teyzemle ikimiz boş boş baktık. Şıkları okudu teyzem. Bebeler yine tanıdık gelen tek kitap olduğu için KURAN-I KERİİİİM diye bağırıyorlar. De get, ne alaka, dedik. Nutuk vardı onu işaretledik. DAAAT yanlış cevap, meğer Kuran-ı Kerim’miş. 😉

Bir sonraki soru, aşağıdaki kitaplardan hangisi bir dönem Türkiye’de yasaktı. Çocuklar yine kendilerine tanıdık gelen tek isme taktılar: KÜÇÜK PREEENSS! Ne alaka, dedik, adı en sakıncalı gibi görüneni işaretledik, DAAAT, cevap Küçük Prensmiş. Ahahha. Anladım ki benim bebeler de boş değil. Ben de indirdim oyunu. Şimdi rakiplerime karşı bılişlerimi yanıma alıp oynuyorum. Biri çemberi çeviriyor, öteki taçı seçiyor. Soruları da bilemeyince danışıyorum. Acayip eğlenceli oluyor. Birlikte atıp tutuyoruz. Bilince çok mutlu oluyorlar. Dün düşündüm, sorular çocukların seviyesine göre olsa ne güzel eğlenirdik diye. AAAA aklıma ne geldi!

Bizim zamanımızda bir yarışma vardı. Haydi Bastır diye. Mim Kemal Öke sunardı. İki öğrenci yarışırdı. Bayılırdık ona. Evde kız kardeşlerimle çakmasını yapmıştık. Oynardık. Dün aklımda kaldığınca çizdim bir petek dokulu Haydi Bastır. Asıl oyunda yukarıdan başlayıp aşağıya mı ulaşılıyordu, ne oluyordu, tam hatırlayamadım, kendi versiyonumu yaptım.

IMG_20160331_100705

En tepeden başladım. Sırayla bilenin seçtiği harfe göre soru soruyorum. Oğlan turuncu, kız pembe. Kim bilirse onun rengine boyanıyor. Harfleri de öğrendiler böylece. Gerçi her ne kadar Be harfiyle başlıyor diye sorduğum hayvan Balık çıkınca oğlan isyan bayrağını çekse de (“Be” ile başlamıyormuş o “Ba” ile başlıyormuş!) çok güzel iş çıkardılar. Yeni kelimeler türettiler mesela, Ç harfi ile başlayan, zıp zıp zıplayan hayvan: ÇENGURU! Ya da B harfi ile başlayan, bütün renklerin karışımı olan renk: BÖKKUŞAĞI RENGİ! 😉 Ya da yine Ç harfiyle başlayan, çitlenen yiyecek: ÇEKİÇ! 😉

Bir yandan gülüp, öte yandan oynarken düşündüm de vay be dedim, 5.5 senede nerelere geldik. Bir ara Survivor oynuyorduk evcek, aç bilaç, susuz, uykusuz; şimdi oturmuş çember bile çevirir olduk. Hey gidi heeey!

Paylaş: