Geçenlerde yine dönemsel kışlık-yazlık takasına soyundum. Kızın yatağının altını baza gibi kullanıyorum. Mevsim dışılar orada. Açmışken her şeyi döküp içini temizleyeyim dedim. En arkadan örgüler çıktı. Minnacık örgüler. Anneanneciğimden yelek, -daha dilimiz demeye bile alışmadı ama- “rahmetli” babaanneciğimden elbise, kız kardeşimden orta okul sergisi için örülüp saklanmış, bizim bebelere nasip olmuş bir bere, babaannelerinden süslü bir yelek, anamdan evdeki oyuncak bebelere zor olan boyutta bir prematüre yeleği, arkadaşımdan battaniye… Çocuklara ait her şeyi, kitaplar dahil, kullanılmayacak oldukları an elden çıkarıyorum ama gel gör ki örgülere kıyamıyorum. İnanmayacaksınız ama zamanında beğenmeyip dalga geçtiğim eciş bücüş örgülerden bile sakladıklarım var. Çünkü örgü sabır işi, en önemlisi de sevgi işi. Yeni bebeye bir şey alıp gitmek kolay. Ama oturup bir örgü başlamak, hele de başladığın o örgüyü bitirmek kolay iş değil. İnsana “Seni sevdim, senin için uğraştım” demenin en güzel yolu olduğu için bence hediyelerin en kıymetlisi örgü. Yani tabi altından sonra ehehhehe. 😉

Üniversiteye başladığım yıldı sanırım. Kış tatilinde anneanneciğime gittim. Örgü öğrenmek istiyordum. Küçükken birkaç yüz metre zincir çekmişliğimden başka el işi tecrübem yoktu. Anneanneme bana bir hırka başladı. Birlikte ördük. Hâlâ ne zaman giysem kendimi anneanneme sarılmış gibi mutlu hissediyorum. Sonra gardırobumun iki demirbaşı var, kışın sırtımdan hiç eksik olmazlar. Biri büyük ihtimalle benimle yaşıt bir yelek. Anneme hâlâ yokluğuna alışamadığımız halası örmüş. Öteki de yine aynı haladan muhtemelen benden de büyük bir süveter. Nur içinde yatsın.

IMG_20160429_102735

Şu intizama, şu emeğe, şu zerafete bakar mısınız???

Anneannemden örgü öğrendikten sonra tabi hemen uygulamaya geçmek istedim. Ama ben sabırsız insanım öyle büyüüüük örgüler öremem. En güzeli yeni doğmuş, hatta mümkünse prematüre doğmuş bebek yeleği. Başlıyorsun çıtır çıtır bitiyor. 😉

Bir arkadaşım vardı hamile. Ona mail yazdım, senin bebeğe yelek örüyorum, rengini seç diye. Seçti. Başladım. Lan bebe doğdu büyüdü, yürüdü, daha benim süveter bitmedi iyi mi? Artık o bebeden geçti. Birkaç sıra daha ilerlemiştim ki başka bir arkadaşın hamile olduğunu öğrendim. Hemen ona mail attım. Çocuğunun ilk yeleği benden diye. E bebe doğana kadar biter tabi diye düşündüm. AMA BİTMEDİ! O bebe de doğdu, büyüdü, yürüdü… Daha benim süveter elde. Aradan yıllar geçti. Bu sefer ben bebek bekliyorum. Bari ona yetiştireyim dedim. Ay benim bebeler de bir çiftmiş iyi mi? Biri bitsin de ötekine başlayayım dedim ama birinciyi zor bitirdim. Böylece tarihin belki de en zor biten bebek örgüsü bıliş oğlana nasip oldu.

 

9. ay

maşallah oğluma ve tabi ki örgüme 😉 – 9. ay

 

Ve koskoca yılı, sanki hiç bir şeyi yokmuş gibi o süveterle geçirdi. E kolay mı, kaç yıl emek vermişim, öyle iki kullanmayla kaldırır mıyım? Şimdi de torunlarıma sakladım. Belki onlar doğmaya bir ikincisini örmeyi yetiştiremem, şimdiden hazır olsun. 😉

Bugünlerde whatzup üzerinden bir kitap kulübüne katıldım. Çocuk kitapları okuyoruz. En son okuduğumuz kitap Günışığı Kitaplığından Behiç Ak imzalı, Bebek Annemdi. Behiç Ak’ın kitaplarını çok seviyorum. Hep sıra dışı konular, sıra dışı hikâyeler, sıra dışı karakterler.

 

BEBEK ANNEM KAPAK

 

Tabi kitabı bebelerden gizli okudum. Görürlerse “Anne bize de okuuuuu” diye başıma ekşirler. Ben de kitabı verilen sürede hayatta bitiremem. Zaten başına bir türlü geçemedim. Ben okumaya başlayana kadar kitabı bitiren üyeler birer örgü resmi paylaşmaya başladılar grupta. “Ayy kitaptan canım çekti örgüye başladım” diye. “Alla Alla ne iş, herkes şu sıcakta bir örgü işine girişti?” diye düşünerek kah gazetenin arasında kah masanın altında çaktırmadan okudum kitabı. Aha bu da kitabı bitirmiş halim:

 

IMG_20160429_093141

 

Bebelerime hatıra olsun dedim, örgüye başladım. “Bu ne gııı incecik?” demeyin, henüz ben de bilmiyorum ne olduğunu. Bakalım zaman ne gösterecek.  Çocuklar siparişlerini verdiler bile. Kız örgü kalemlik, çanta, bebek ve bere istiyor. Oğlan da kalemlik, kedi ve ayakkabı. Nasıl olsa nasipse uzun yıllaaaar var önünde, bitene kadar elbet bir karara varırım.  😉

Paylaş: