Bebelerim küçükken hangi yurdum teyzesi beni görse, “Şimdi zorlar ama büyüdüklerinde iyi ki ikiz doğurmuşum,” diyeceksin diyordu. Delleniyordum! Hele ben blogda böyle trajedi üzerine trajedi paylaşırken biri çıkıp da günün birinde şu başlığı atacağımı söyleseydi, “Sen benimle dalga mı geçiyon hulen!” diye dalardım valla. Artık o anki sinirimle yüzünü mü cırmalardım, saçını mı yolardım, gözünü mü oyardım, orasını Allah bilir.

İşin aslı – inanmayacaksınız ama – büyük kehanet gerçekleşti! Artık bırakın bebelerimin bana eziyet etmesini neredeyse onları hiç görmüyorum bile. Yoo, okuldan falan değil. Günde sadece dört saat okuldalar. Kalan zamanda da birlikte takılıyorlar. İkisi birbirine yetiyor artık. Neredeyse tüm gün iki kardeş mesaideler. Ne mesaisi mi? Hangi birini söylesem.

Sabah gözlerini açar açmaz oyun mesaisi başlıyor. Oğlan genelde kızdan iki saat kadar erken uyanıyor. Önce gelip bir beni yokluyor kalkmış mıyım diye sonra odasına kapanıp legolarını şangırdatmaya başlıyor. Artık evler mi dersin, dinazorlar mı, arabalar mı, gemiler mi… Neler yapmıyor ki! Tabi bir tek kendisi anlıyor ortaya çıkanı. 20160202_214707Sonra kız kalkıyor. O giriyor oyuna. Bu sefer legolar çorba oluyor, evcilik başlıyor. Üç aşağı beş yukarı her evciliğin konusu aynı. Efendim, bu garibanları anneleri evden kovmuş, ikisi bir çile çekiyorlar. Üstelik sezonluk oynuyorlar ha dramı. “Kardeşiiiim, annemiz bizi evden kovmuş’un hangi bölümünü oynayalım bugün?” “Üçüncü bölümünü oynayalım, kardeşim. Altıncı bölümü de güzeldi, istersen onu oynayalım.”

Evcilikten başka oyunları da var tabi. Hatta şu yazıyı yazmak için kendileriyle röportaj yaptım, birlikte oynamayı en çok sevdikleri oyunları sordum. İşte yılın en popüler oyun sıralaması:

  1. Sositas! “O oyun nasıl oynanıyor, yavrum?” “Şey emm, istediğini yapıyorsun.”
  2. Dudulas! “Peki bu oyunu nasıl oynuyorsunuz?” “Şey emm, oyunda istediğimizi yapıyoruz.”
  3. Bogubagi! “Hmm bu oyunda ne yapıyorsunuz?” “Şey emm, tabi ki istediğimizi yapıyoruz.”

Gördüğünüz gibi oyun seçeneği bol. Seçip beğenip oynuyorlar. Serbest oyun, mesailerinin çok büyük bir kısmını kaplasa da tek işleri bu değil tabi ki. Anaları etkinlik yapmayınca kendi etkinliklerini de kendileri yapıyorlar. 20160202_122356

Bu ara pek hummalı bir çalışma var masalarında. Birlikte kitap yazıyorlarmış da. Kendileri yazıp kendileri resimliyorlar. Kitapla ilgili birkaç kelime almayı başardım ağızlarından. Efendim, kitaplarının kahramanı bilmedikleri bir adam. Kimsenin bilmediği bir yerde yaşıyor. Kimsenin bilmediği bir iş yapıyor. Şimdilik bütün bildikleri bu kadar. Ola ki olaylar gelişirse haberdar ederim sizi de. 😉

Kendi uydurdukları kesme, yazma, boyama faaliyetleri dışında bu aralar bir de dergiye sarmış durumdalar. Kuzenlerinde gördük, çok beğendik, yürüttük. Timaş Çocuk’tan Di-Ze seti. Kendi kendilerinin öğretmeni olup kendi kendileri ÖDAV verip sonra yine kendi kendilerine ödavlerini yapıyorlar. Aynı performansı ilkokula başladıklarında da göstermelerini umuyorum.

20160105_112332

Okul başlayalı sokağa çıkmaz oldular. Anladığım kadarıyla evlerini, oyuncaklarını çok özlüyorlar. Ben bazen çok sıkılıyorum, çıkmak istiyorum ama töbe billah bebeleri ikna edemiyorum. Geçen kar yağınca ilk kez çıkmak istediler. Şans bu ya bu sefer de benim hiç çıkasım yoktu. Kendileri çıktılar. Ben de elimde ıhlamur çayı, parka çadır kurmayı düşündüğüm günleri düşünüp yüzümde kocaman bir gülümsemeyle pencereden onları izledim.

2016-02-03 10.34.25

Peki benimle artık hiçbir şey yapmıyorlar mı? Yapıyorlar. Kitap konusunda hâlâ bana bağımlılar. “Anne şunu oku, bunu oku” derken bir gün Ejderhanı Nasıl Eğitirsin ile çıkıp geldiler yanıma. Açıkçası anlayacaklarını hiç düşünmedim. Kitabı onlara değil de kendime almıştım zaten.  Ama salça oldular bir  kere. Ben de başlayayım da nasıl olsa anlamaz sıkılırlar dedim. Hiç sıkılmadılar vallahi. İçinde bol yazı, azıcık resim olması bile vazgeçiremedi onları. Üstelik esprileri bile anlayıp gülüyorlar. Göründüklerinden daha zekiler galiba. 😉 Haftalardır bu kitabı okuyoruz. Bölüm bölüm ilerliyoruz. Bazen iki günde bir bölümü anca okuyorum. Arkası yarın gibi, çok heyecan verici. Ertesi günkü okuma saatini iple çekiyoruz. Bunu bitirince Anne Karenina’ya başlarız birlikte artık. En azından bir on sene kitap arama derdimiz olmaz. 😉

indir

Kitap okumak dışında bir şey yapıyor muyum çocuklarla? Hmm bir de yemlerini sularını veriyorum, o kadar. 😉 Onlar neşeyle mesailerine devam ediyorlar, ben de ne yalan söyleyeyim, “Yav iyi ki ikiz olmuşlar,” diyorum, keyif çatıyorum. Şimdi tek bebe olsaydı, canı sıkılacaktı, bana yapışacaktı. Ben de sabah akşam onunla uğraşacaktım. Oh beee!

Yani diyeceğim o ki sevgili hanımlar, şimdiye kadar hiç tavsiye etmiyordum, ama artık ediyorum, ikiz doğurabilirsiniz. Korkmayın, en fazla 5 seneye meşhur tünelin ucuna ulaşacaksınız ve “Ayy iyi ki ikiz olmuşlar,” diyeceksiniz. Tabi beş senede tünel tepenize inmezse. Bak onu garanti edemiyorum işte. 😉

20160128_142256 (1)

 

Paylaş: