Birinci sınıftan nefret ettiğimi söylemiş miydim? Ehehe. Bu sene okula başlayacakların moralini alt üst ediyorum eminim ama gerçekten de nefret ettim. Özellikle ilk döneminden. İkinci dönem daha iyiydi elhamdülillah. Okul bitip tatil başlayacağı sıra çok mutluydum. Derken birden ayrı bir stres sardı beni: ÇOCUKLAR EVDEYKEN NASIL ÇALIŞACAĞIM! 😉

Her sene bu stresi yaşıyorum. Çocuklar sene içinde okula gittiği için yazın bir yere zorunlu ve düzenli olarak gitmelerini istemiyorum. Evlerinin tadını çıkarsınlar. Zaten bir yere gitmek de istemiyorlar. Geçen sene -Allah sizi inandırsın- okul başladıktan sonra çocuklar sokağa adım atmak istemedi. Okul dönüşü parka uğrayalım diyorum, zaten yol üstü, onu bile kabul etmiyorlardı. Bir an önce eve düşmek istiyorlar. Özlüyorlar evlerini. O yüzden yaz okulu falan bize göre şeyler değil.

Böyle olunca bütün gün evde birlikteyiz. Artık büyüdüler tabi. Benim biraz çalışmam lazım diyorum, odama çekiliyorum, onlar içeride oynuyorlar ama yine de zor oluyor. Bu senenin yeni bir modası var: omzumun üzerinden yazdıklarımı okuma modası!

“Çiğğğ-deeeemm-diiii-yeee-baa-ğııırrr-dıııı-ann-neee-siiiiii”

Ayh.

İçinizden okuyun diyorum. Bu sefer de soru üzerine soru. Şimdi ne olacak anne, o kim anne, o niye böyle, bu  niye şöyle, niye öyle dedin, niye böyle dedin…

“Bitireyim, sonra okuyayım, böyle yapınca siz kafam karışıyor.”

“ŞİMDİYE KADAR YAZDIĞIN YERİ OKU ANNEE LÜTFEEEEEEEEEN!”

“Ama zevki olmaz böyle, resimleri de gelsin, öyle okurum.”

“LÜTFEN ANNE LÜTFEEEEEEEEN, KONUSUNU ANLAT. ÇOK MEYAAK ETTİK.”

🙂

Çalıştığım odaya girme yasağı koyuyorum bu sefer de üç dakikada bir kapı açılıyor “İşin ne zaman bitiyor anneee?” “Bitti mi anneee?” “Daha ne kadar var anneee!”

Sokağa postalıyorum, üç dakikada bir kapıdalar yine. Ne suları biter ne tuvaletleri…

Komşuya gönderirim, dakika geçmeden biri damlar.

Eve arkadaş alırım, güm paat çaatt arka odadan gelen seslerden ekrana konsantre olamam.

20106554_1090316331069941_6921284720804675171_n

Anlayacağınız bu dönem hem benim için hem de bebeler için epey zor oldu. Yaz tatilinde harıl harıl çalışan anneden öyle gına gelmiş ki bebelerime benim yerime kitap bile yazmışlar. İlle yayınevine bunu gönder, bunu bassınlar, sen de biz de rahat edelim dediler. 😉

Bu arada ev de başını aldı gitti tabi. Yemek desen düdük makarna, çubuk makarna, kıvırcık makarna, düdük makarna, çubuk ma… döngüsüyle devam etti.

Diyeceğim o ki ailece epey süründük çalışırken ama an itibariyle müjdeyi verebilirim: Bİ-TİR-DİM!

VUHUUUUUUUUUUUUUU!

Allah’tan bir mani çıkmazsa, editörüm de erken doğum yapmazsa (evet, teyze oluyorum 😉 ), çizerimiz de böyle süpersonik işler çıkarmaya devam ederse inşallah yeni yayın dönemine harika bir seri geliyor!

DÜNYANIN EN TATLI, EN MİNNOŞ, EN CİNCİN KAHRAMANIYLA TANIŞMAYA HAZIR OLUN!

ddkk1

KARŞINIZDA D.D.K!!!

dddk2

VE YAMAN MI YAMAN KARDEŞİ!

Çocuklar bu sene D.D.K ile eğlencenin dibine vuracaklar. 😉

Okumayı bilmeyen çocuklar bir an önce öğrensin, yoksa ellerinden kurtulamazsınız analar, demedi demeyin. 😉

 

Paylaş: