Geçen gün arkadaşta Doğan Cüceloğlu’nun Geliştiren Anne-Baba kitabını gördüm. Tabi ki hemen alıp eve geldim. Bir iki gündür kitabı okuyorum. Kitabın sonlarına doğru şöyle bir şey var çok hoşuma gitti: Doğan Hoca, İstanbul Florya’da bir okulda yaptığı konuşmada orta ikiden bir çocuğu sahneye alıyor ve ona diyor ki gözlerini kapayacaksın, açtığında yirmi sene geçmiş olacak, ona göre sohbet edeceğiz. Çocuk tamam diyor, gözünü kapatıp açıyor, Doğan Hoca’nın sorularını 32 yaşında olduğunu hayal ederek cevaplıyor. İşte iç mimar olmuş, Amerika’da yaşıyormuş, evlenmemiş falan… Anne babası da şaşkınlıkla çocuklarının hayallerini dinliyor. Ben de tabi hemen bebelerim üzerinde denedim bu numarayı. ?

Anne: Şimdi yedi yaşındasınız. Gözünüzü açtığınızda otuz yaşında olacaksınız, tamam mı? Otuz yaş yani benim yaşım kadar.

Oğlan: İyi de sen, 36,5 yaşında değil misin annecim?

Anne: ? Tamam, benden beş yaş küçük olacaksınız.

Oğlan: 36,5’dan beş çıkarsa 30 mu kalır?

Anne: ? Tamam, altı buçuk yaş küçük olacaksınız. Hazır mısınız?

Oğlan-Kız: Eveeeeeet.

Anne: Kapayın gözünüzü. Evet. Açın şimdi. Kaç yaşındasınız?

Oğlan – Kız: Otuuuuuz.

Anne: Güzel. Evet, kızımla başlayayım. Nerede yaşıyorsun canımcım?

Kız: Mısır’da.

Anne: Ooooo. Peki ne iş yapıyorsun Mısır’da?

Kız: Kitap yazıyorum.

Anne: Vaaayyy. Ne tür kitaplar?

Kız: Miçiler işte. (Anasından el alıp rüya maceralarına devam edecek yavrucum.)

Anne: Çok hoş. Başka ne tür kitaplar yazıyorsun?

Kız: Leventler ve Şirinler. (Klasik takılıyor yavrucuğum.)

Anne: Harika. Peki evli misin?

Kız: Hayır.

Anne: Hmm. Kiminle yaşıyorsun?

Kız: Annemle babamla ve kardeşimle.

Oğlan: Hayır, benimle yaşayamazsın kardeşim. Ben İngiltere’deyim.

Anne: Oooo. Sen İngiltere’de ne yapıyorsun?

Oğlan: Ben köy meydanında çoban oldum.

Anne: İngiltere’de mi?

Oğlan: Evet. İngiltere’de köy meydanında çobanım.

Anne: Türkiye’nin köylerinde su mu çıktı? Çoban olmaya niye oraya gittin?

Oğlan: Türkiye’de köyde akrep, yılan var diye buraya geldim. Burada yok.

Anne: Peki. Evli misin?

Oğlan: (Gözlerini deviriyor.) Hayıııırrr!

Anne: Öyleyse kiminle yaşıyorsun?

Oğlan: Yaşlı bir ninenin hayaletiyle aynı evde yaşıyorum.

Anne: Haydaaa. Peki ikiniz de evlenmeyi düşünmüyor musunuz?

Oğlan – Kız: Hayııırrr!

Anne: Ooo kimse evlenmiyor, benim hiç torunum olmayacak mı?

Oğlan: Peki ben evleneceğim anneciğim. (Kendini feda etti anası için 😉 )

Anne: Çocuğun olacak mı?

Oğlan: 250 çocuğum olacak.

Anne: Ne yapacaksın 250 çocuğu yavrum?

Oğlan: Puhahahah. Çöpün kenarına koyarım herhalde. Ne yapayım o kadar çocuğu?

Kız: Puhahahhaha. İyi fikir kar(deşim).

Anne: Peki nerede oturuyorsunuz siz?

Kız: Ben mumyaların yanına yerleştim.

Oğlan: Puhahahhaa. Ben de yıkık dökük, hayaletli bir evde yaşıyorum anneciğim. 990 çocuğumla birlikte.

Kız: Hani çocukları çöp kenarına koymuştun kar?

Oğlan: Bunlar başka çocuk kar. O 250’si ayrıydı.

Kız: Puhahahhaha. Peki bu çocukları ne yapacaksın? Katı arıtma tesisine bırak bari.

Oğlan: Puhahahha. Süper fikir kar.

:/

Daha fazla irdeleyemedim geleceği. Allah hayırlısını versin, kardeş, ne diyeyim. ?

Paylaş: