Çok uzun süredir evden çalışıyorum. Hep soruyorlar “Ay nasıl çalışıyorsun, zor olmuyor mu?” diye. Oluyor tabi, olmaz mı? Bi kapı çalıyor, bütün günün kilit. Evet, insanın kendini evde disipline etmesi de zor. Hele bir yandan ev almış başını giderken oturup çalışmak çok çok zor. Evin işini bitirsen -ki bitmiyor dipsiz kuyu mübarek- bu sefer çalışacak enerjin kalmıyor. Ama ben alıştım, neredeyse on beş yıldır evden çalışıyorum. Öyle ki benim için evde çalışmak değil evden çıkmak artık kriz!

Geçen hafta kitap fuarına gideceğim. Çok erken yola düşmem gerekiyor. Plan yaptım hemen. A planı: Çocukları okula postalar, giderim. Güzeeel. 😉

Sabah kalktık ki kız ateş içinde! Şans işte, hasta olmaz olmaz, ananın evden çıkacağı günü bulur olmak için. Ne yapacağımı şaşırdım. Saat sabahın sekizi.  Fuar da 10’da! Bir an önce evden çıkmalıyım.

B planı devrede: Canım komşucuğum! “Ayşeeeeeeeeeeeeeeaaağğğ kız ateşli, benim de evden çıkmam gerekiyor, sende yatsa olur mu?”

Olurmuş tabi. Hay Allah razı olsun. Kızı attım, yola çıktım. Elimde telefon organizasyona devam ediyorum. Ayşe’nin 11’de evden çıkması gerekiyor.

C planı: Amcayı arayım, kızı babaanneye götür diyeyim. Ama bugün amcanın dersi olabilir! Babaanne de cumaları evde olmuyor.

D planı: Anam! Zaten okul çıkışı gelecekti. Telefon açıp erkene çekeyim bari.

E planı: Ayşe’nin anası! Zaten uğrayacakmış Ayşe’ye. Kızının komşusuna bile yeten analar, analarımız! 😉

Yolda ayarlayarak gittim. Komşu Ayşe bebelerin birini okula gönderecek. Öteki onda yatacak. O evden çıkarken anası gelecek bebemin başında duracak,  ben bu arada anama ulaşacağım, anam erken gelecek, gelirken yemek getirecek, babam oğlanı okuldan alırken anam kızı doktora götürecek…

Bu ne kriz arkadaş, bir gün evden burnumu çıkarmak için beş analı plan yapmam gerekiyor. Her gün evden çıkan analar, siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına?

Dolmuş, metrobüs, otobüs… Vardım fuara. (Bu arada beni otobüste tanıyan çıktı. Ahahha. Boşuna ünlüyüm demiyorum. 😉 O Ayşe’ye de selam olsun.)

Giderken fuarın yerine bakmıştım, belediyenin kültür merkezindeydi. Belediye binaları sıcak olur diye ince giyindim ben de. Boş yere ter dökmeyeyim. Gittim ki o da ne! Meğer fuarın bir kısmı belediye binasında kalan kısmı da binanın önüne kurban çadırı stayla dikilen çadırdaymış! Çatır çatır çadır. İki tarafı açık. Cereyan yapıyor mu! Ben tam ortada. Şansıma da buz gibi bir gün. Hayatımda hiç bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum. İliklerime işledi soğuk. Sağ olsun, gelenler oldu, iki çene ettim de birazcık ısınabildim. Dönüş yolunda da Tuğba‘ya takıldım. Zira çene etmeyi bıraktığım an donup oracıkta kalabilirdim.

Eve döndüğümde mantomu, pançomu, çok üşüdüm diye orada bana pançosunu veren Pınarın da pançosunu çıkarmadan yorganın altına girdim. Ve o gün bugündür hastayım. Tek kendi hastalığım yetmedi, kızınki de arttı, bir de oğlanı hasta ettik. Ohhhh! Ev ev değil, revir mübarek. Bir haftadır yatıyoruz! Daha bugün ilk kez bebeler okula gitti, ben de yataktan çıktım.

Ve işin pis yanı yarın yine evden çıkmam gerekiyor.

Korkuyorum merkez. 😉

Paylaş: