Bir kaç yıl önceydi. Sanırım ikizler dört yaşlarındaydı. Birlikte denize gitmiştik. Uzunca bir koy. Epey de kalabalıktı. Biz insanlardan uzak sayılacak bir yerdeyiz. Çocuklar sahilde oynuyor, ben de başlarında bekliyorum. O sırada ağlayarak bize doğru gelen küçük bir çocuk fark ettim. Ağlamaktan katılmak üzereydi. Bağıra bağıra bir şeyler söylüyor, ağlaya ağlaya, gözyaşlarını, sümüklerini saçarak koşarcasına bizim tarafa doğru geliyordu. Etrafında büyük kimse de yoktu. Millet sadece çocuk yanlarından geçerken dikkatlerini çektiği için bakıyor, sonra kafalarını çeviriyordu. Ben bırakır mıyım çocuğu o halde? Elbette bırakmadım! ?

Çocuk bizim önümüzden geçip giderken yakaladım. “Merhaba canım, senin annen nerede?” dedim. Ağlayarak bir şeyler söyledi. İleriyi işaret etti. Baktım, ileri de bir çok insan var ama, annesi olsa bu kadar ileriden gitmez. Belli ki kaybetmiş annesini. ?

“Tamam,” dedim, “Annene birlikte gidelim mi?” Başını salladı. Sildim salyasını sümüğünü. “Haydi, tut elimi, gidelim” dedim. Kızı aldım, benim bebeleri aldım. Kızın geldiği tarafa doğru yürümeye başladım. Kız epey sakinledi ama hâlâ hıçkırıyor. Adını sordum. Dedi ama anlamadım. 2-3 yaş sanırım. Konuştuğu anlaşılmıyor. Birlikte yürüyoruz.?

Bu arada yanından geçtiğim herkese “Kayıp bir çocuk arayan oldu mu” diye soruyorum, herkes hayır anlamında kafa sallıyor. Biz yürüyoruz. Kızı sakinleştirmek için anlatıyorum işte, bak anneni bulacağız şimdi. O da seni arıyordur. Seni görünce çok sevinecek. Baba da çok sevinecek… ?

Kız epey sakinledi. Yürüdük, yürüdük… Anam kimse de çocuk falan sormamış. Ben tedirgin olmaya başladım. Acaba yanlış tarafa mı yürüyorum? Ama çocuk o taraftan geldi. Önden hızlıca gideceğini sanmıyorum anasının. Büyük ihtimalle birini annesine benzetmiş, peşine düşmüş sonra da kaybetmiştir.☹️

Anası nerededir acaba? Bulamazsam annesini ne yaparım? Jandarmanın telefonu kaçtı? Telefon da çekmiyor ki… ?

Yürümeye devam ediyoruz. Sorup duruyorum, çocuk soran var mı? Cık. Yani Allah biliyor ya yarım saate yakın yürüdük. Artık koyun sonuna vardım sayılır. Ne çocuğun annesi var, ne çocuğu arayan. Geri aynı yoldan dönüp koyun öteki tarafına yürüyeyim dedim. Anası saçını başını yoluyordur şimdi, bir an önce kavuşturmalıyım onları.

Koyun en sonunda bir aile gördüm. Epey kalabalıklar. Hepsi de denizde eğleniyor. Tahminimce teyzeler, annneanne, kuzenler, çocuklar… Büyük bir grup. Pek keyifliler. Son kez de onlara sorayım, geri döneyim dedim. Biraz yaklaşınca kıza dedim ki “Bak bakalım, anne orada mı?” Kız baktı ve gözleri ışıdı. Anneeee diye koştu o tarafa. ? Denizdekiler fark etmediler. “Bakar mısınıııız, bakar mısınııııız” diye bağırıyorum ben. Duymadılar bile. İyice bağırdım. Bana döndüler. “Bu çocuk sizin miiiii?” Çocuğa baktılar. AAAA dediler. “Koyun taa ilerisinden buldum getirdim, sizin çocuğunuz mu?”

Hepsi birbirine baktı. Şöyle bir konuşma oldu aralarında: “Ayşe sende değil miydi çocuk?” “Fatma ablama bırakmıştım.” “Ben Şükran bakıyor biliyorum.” “Hani Esma uyutuyordu?” Askdhfjkhgjkf.?

Çok utandılar, teşekkür ettiler. Ben de bebelerimi aldım döndüm. Ay dedim yaa, yirmi kişi suda, yarım saatten fazladır bebeleri kaybolmuş, bırak aramayı farkında bile değiller.? Şükür boğulmamış bir köşede çocuk.

Aslında kınamamak lazım, malum ben AVM’de bebesini kaybedip güvenliğin çocuk ne giyiyordu sorusuna sarı tişört, yeşil pantolon diye cevap vermiş az sonra kırmızı elbiseli kızına kavuşturulmuş insanım asjdhf.

Kınamak değil de aklımın bir köşesine yazdım diyelim olayı. Kalabalık zor iş. Nerede çokluk… diye boşuna denmemiş. ?

Şimdi bunu nereye bağlayacağım. Asıl olay başlıyor asjdhfjd.

Yıllık olağan kız kıza kampımız kapsamında anam, büyük bacım, küçük bacım, kuzenim, teyzem, yeğenim, kızım ve kız güzeli oğlumla kamptaydık. Ben malum kaygılı bir insanım. Su olayı kaygılarımı tavan yaptırdığı için üç gün önceden uyumayı bırakarak kampa gittim.

İlk gün çocuklarla denize girdim, bir taraftan birine bak öte taraftan ötekini gözle derken gözlerim yuvalarından çıkacaktı. Başımın ağrısı tuttu. Ay bu sene kolluk da takmıyorlar. Taksalar yine içim rahat edecek azıcık. Deniz de dalgalı. Sahilde üç cankurtaran var. Onlara güvenip sokuyorum zaten çocukları suya. Bizimkiler de ilgileniyorlar tabi de yine de Allah korusun işte. Rahat bırakamıyorum kendimi.

İlk gün o kadar kasmışım ki kendimi gece ateşim yükseldi. Güneş de çarptı sanırım. Kızı bir türlü sudan çıkaramayınca turşum çıktı denizde.

Ertesi gün denize girecek halim yok. Yine sahildeyiz. Bir bacım giriyor çocuklarla, sonra teyzem giriyor, sonra kuzenim… Ben de kenarda gözlerim üzerlerinde nöbetteyim. “Ay rahat otur” diyorlar, “Bakıyoruz işte.” Oturamıyorum kardeşim, elimde değil.

Sonra hep bir girdiler denize. Anam, teyzem, kızlar, benim bebeler. Ben hâlâ onları izliyorum. Her dalgadan sonra kelle sayıyorum hepsi çıktı mı diye. 😀 Yine bana kızıyorlar “Amma kasıyorsun kendini, biz bakıyoruz, keyfine bak…”

bizimkiler suda temsili asjdfhdkf

Suda izlerken onları benim oğlan bana doğru gelmeye başladı. Sıkılmış, çıkmış sudan. Üşümüş. İleride sıcak kuma yatıp ısınacakmış. E peki.

Gitti. Bizimkiler hâlâ suda. Ve fark etmediler oğlanın çıktığını asdfjdhf. Hâlâ oynuyorlar, gülüşüyorlar. Yaklaşık on – on beş dakika oldu. O an anam “Oğlan nerede?” dedi. Sesleri gelmiyor tabi de anlıyorum kenardan. Herkes sağına soluna bakmaya başladı. Sonra bana baktılar endişelerini çaktırmayarak. El salladım. Hihihi el sallıyorlar bana ama hepsi denizi süzüyor çocuk nerede diye. Çocuk yok. Tekrar bana bakıp el sallıyorlar normal gibi. Ben de el sallıyorum. Karayı süzüyorlar, oğlan epey geride, göremezler, birbirlerine soruyorlar nerede diye. PUHAHHAHAH. Var ya iyi bir oyuna getirmek vardı ama anam kalpten gider diye işaret ettim, şurada oynuyor. HEEEEE. Zaten biliyorlarmışmış da şimdi bir anda olmuşmuş da bakıyorlarmışmış da… 😀

Bu filmi görmüştüm ben dedim. Sizden önce, defalarceaaaa diyemem ama tek görüş yetti. Kalabalığa çocuk mu emanet edilir? Hele suda! Daha neler. 😀

Paylaş: