Geçen bir yerde televizyonda bir yarışma gördüm. Titiz misin mi ne adı. Evi temizliyorsun gelip bakıyorlar, vır vır ediyorlar: “Aman Allah’ım, bu sehpanın ayağının arka kısmındaki oyukta toz zerresi var!” / “Aaaa üstüme iyilik sağlık, bu çay bardağında su lekesi kalmış, olacak şey mi yahu!” / “Tanrım, halının saçaklarının ikisi üstü üste çıkmış!” Ahahha bir… Okumaya devam et Benim Evim Benim Pasağım – 8. Bölüm – “Alem Pasak Görsün”
İkiz doğur, rahat et!
Bebelerim küçükken hangi yurdum teyzesi beni görse, “Şimdi zorlar ama büyüdüklerinde iyi ki ikiz doğurmuşum,” diyeceksin diyordu. Delleniyordum! Hele ben blogda böyle trajedi üzerine trajedi paylaşırken biri çıkıp da günün birinde şu başlığı atacağımı söyleseydi, “Sen benimle dalga mı geçiyon hulen!” diye dalardım valla. Artık o anki sinirimle yüzünü mü cırmalardım, saçını mı yolardım, gözünü… Okumaya devam et İkiz doğur, rahat et!
Faaliyetçi Analar
Bugün sizi birkaç kişiyle tanıştırmak istiyorum sevgili analar.
Çalışmaya Çalışan Kadın – 2. Bölüm “Küçük Çocuklarla Ev Ofis”
Evet, biliyorum, yazının ilk bölümü yok. Ama yakında olacak inşallah. 😉 İşin aslı milyonlarca yıldır şu yazıyı yazmaya çalışıyorum. Kaç senedir kullandığım defterlerin hepsinde bu yazı için notlar almışım. Gel gör ki bir türlü toparlayıp yazamamışım. Çünkü çok kapsamlı!
Kibarcık
Geçenlerde bir kitap okudum. Bir terapi günlüğü. Hani bazı kitaplar insanın hayatını değiştirir ya. Bu kitap da tek benim değil, külliyen bizim evin hayatını değiştirdi. Yoo, yoo psikolojik manyak olduğumuzu tespit etmedik. Hayır, hayır terapiye de başlamadık. Cık, dedim ya psikolojik yardımla alakası yok. Yav bi durun da anlatayım ne oldu!
Keçeleri Kaçırmak
Daha önce söz etmişimdir herhalde, bizim evde ekran süresi çok kısıtlı. Zaten televizyon, ipad, tablet falan yok. Bir bilgisayarımız var. Ondan da sadece sınırlı sürede çizgi film açılabiliyor. Öyle ki oğlan bilgisayara hâlâ “televizyon” diyor. Başka bir fonksiyonundan haberi yok. Geçen koşarak gelmiş, şaşkınlıktan küçük dilini yuttu yutacak, “Anneciiiim, biliyor musun, arkadaşımın televizyonunda oyun varmış.… Okumaya devam et Keçeleri Kaçırmak
KodLAMA Atölyesi
Bizim eve bilgisayar ben liseye giderken geldi. Bilgisayardan kısa bir süre sonra da internet bağlandı. Tabi ki de her şey abimin odasına kuruldu ve biz kızların abim evdeyken bilgisayarın başına oturması mümkün değildi. O zamanlar ben 15-16 yaşındayım. Bir küçüğüm, Gökçen 10. En küçüğümüz Mediha Ayşen 5. Abim dışarı çıkar çıkmaz Gökçenle bilgisayarın başına kurulurduk.… Okumaya devam et KodLAMA Atölyesi
Dökülen dişlerin ardından…
Bir iki ay önce bir işle meşguldüm, kız geldi yanıma. Yüzü ağlamaklı. “Anneciğim, ekmeğin sert yerini ısırdım, dişimi kırdım galiba,” dedi büyük bir kabahat işlemiş gibi korkarak. “Yok canım, olur mu öyle şey,” dedim. “Baak” diyerek dişine bir dokundu. Ayyy diş sallanıyor! Panikledim. “Abariiiii, gız sen dişiyooosuuuunn” diye öyle bir tepki verdim ki bebe de… Okumaya devam et Dökülen dişlerin ardından…