Daha önce söz etmişimdir herhalde, bizim evde ekran süresi çok kısıtlı. Zaten televizyon, ipad, tablet falan yok. Bir bilgisayarımız var. Ondan da sadece sınırlı sürede çizgi film açılabiliyor. Öyle ki oğlan bilgisayara hâlâ “televizyon” diyor. Başka bir fonksiyonundan haberi yok. Geçen koşarak gelmiş, şaşkınlıktan küçük dilini yuttu yutacak, “Anneciiiim, biliyor musun, arkadaşımın televizyonunda oyun varmış. Oynadık!” Sübhanallah, ne değişik televizyonlar var. 😉

Söylemeye gerek yok herhalde, cep telefonlarımızda da oyun yok. Kızın umurunda değil ama oğlan bir yerde elektronik alet gördü mü hemen atlıyor. Mesela en sevdiği teyzesi Gökçen teyzesiymiş, çünkü onun hem televizyonu (bilgisayarı) varmış, hem İphone’u, hem tableti. Hele arkadaşlarında tablet gördü mü yalanarak bakıyor. Üzülüyorum valla da onun iyiliği için deyip üzüntümü bastırıyorum. Biraz büyüsün kodlamaya göndereceğim. Orada alır hevesini. 😉

Neyse, ne diyordum? Heh. Geçen akşam koşarak yanıma geldi, pek mutlu. “Bak anneciiim, kendime cep telefonu yapıp araba yarışı oyunu yükledim” dedi. Ay harika! Fakirlik hayal gücünü besliyor vallahi. Oturup saatlerce araba oyunu oynadı.

oyun

Sonra arabadan sıkıldı. Hemen yeni oyunlar indirmiş cebine. 😉

android

Günlerce sıkılmadan oynadı. Kâh oyun indirdi kâh oyun kaldırdı. Kendi oyununu kendi yazdı. Oynadı da oynadı. Ama işte üstün teknoloji ürünü cep telefonu kâğıt kadar ince olduğu için uzun süre dayanmadı.

Benim de aklıma geldi, eve renk renk keçeler almıştım fi tarihinde faaliyet yaparım diye. Oğlana dedim ki “Anneciiiim, sana keçeden cep telefonu yapayım mı?” Ay istemez mi? Sevinçten havalara uçtu. Hemen renk seçtirdim. Turuncuyu seçti.

Aldım elime keçeyi, bebeler heyecanla keçeye bakıyor ne yapacağım diye. Ben de stresle keçeye bakıyorum ne yapacağım diye. Faaliyet becerilerim malumunuz.  Şöyle mi yapsam böyle mi yapsam, bunu bükmeli miyim, şunu kesmeli miyim derken baktım keçeleri kaçıracağım. Bu böyle olmayacak dedim, aldım elime bir kâğıt kalem, profesyonelce yere kuruldum çizim yaptım. Şu şuraya, bu buraya, o öyle, bu böyle, hmm harika! İşte sonuç:

20160110_084429

Evet, o kadar ön hazırlık, mühendislik hesaplamaları, milimetrik ölçümler, fizibilite faaliyetleri sonunda, keçeyi dörde katlayıp yapıştırdım! Al sana cep telefonu. Hemen oğlanın sevdiği oyunları da indirdim. Oğlan bayıldı tabi. Benim de ne yalan söyleyeyim canım sıkıldı. Bu kadar da beceriksiz olmamalıyım. Laf aramızda biraz ilkokul öğretmenimi suçladım. Koskoca ilkokulda bir tek resim çizme, kesme, boyama anım yok. Varsa yoksa test çözerdik. O yüzden el işi, resim yeteneklerim hiç gelişmedi. Orta okula Cin Ali çizerek başladım. Tabi bu sefer de çok geri olduğum için ezildim, yaptığımdan utandım, kendimi hiç ilerletemedim diye söyleniyorum falan.

Sonra aklıma geldi, “Yeteneksizlik kader midir?”  Nayır dedim. İnternete girip bakayım, öğreneyim millet nasıl yapıyor dedim. İşte o vesileyle Pınar’ın P’s Felt Crafts facebook sayfasıyla tanıştım. Ahahha, doğru bildiniz, buraya kadar yazdıklarım yazının giriş kısmıydı. Asıl olay şimdi başlıyor. 😉

Pınar’ı daha önce ortak üye olduğumuz bir grupta görüyordum. Keçeden yaptığı çocuk etkinlik kitaplarını paylaşıyordu. Ben de hayran hayran bakıyordum. Sayfasında keçeden cep telefonu var mı diye ararken ben, meğer o da bilgisayar başındaymış. Muhabbet etmeye başladık. Ig sayfasında çekilişi vardı. Çocukların çizdiği resimleri oyuncağa çeviriyormuş. “İstersen sana da yaparım” dedi. O an çok heyecanlandım.

Bebelerimin çizdiği resimlere bayılıyorum. Yok üstün yetenekli falan olduklarından, harika şeyler ortaya çıkardıklarından falan değil. Yav çok saçma şeyler. Gülmekten halim kalmıyor bakarken. Hayal gücüm gelişiyor. Bazılarını saklıyorum ama çoğu da geri dönüşüme gidiyor ne yalan söyleyeyim. Pınar teklif edince oğlanın geçen sene çizdiği, benim de bayıldığım gebe-bebe resmi geldi aklıma.

anne

Oğlana hamileykenki halimmiş. Görünce gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Hadi yüzümdeki endişeyi geçtim de o kilo ne arkadaş?

Pınar’dan bu resmi ölümsüzleştirmesini istedim. Tabi ufak bir iki değişiklikle. Bir kere karnımda bebelerden biri kayıp. Onu koymasını istedim. Bir de yüzümüzün gülmesini.

Dün akşam kargo geldi. Evet, facebooktaki gizemli paket oydu. 😉

İçinden çıkan tahminimden de güzeldi.

İşte mutlu gebe – mutlu bebe oyuncağımız:

Ta-daaamm

12591780_10153817907144985_1644224960_o (1)

Tabi bu bir oyuncak ama ben anamdan gördüğüm görgü üzerine bebelere elletmedim. Oynanacak oyuncak vardır, oynanmayacak oyuncak vardır. 😉 Hem o zaten onların değil, benim oyuncağım. 😉

Bebelerin elinden kurtulup itinayla yeni yuvamıza konduk. Teşekkür ederim Pınar.

 

20160120_122641

 

Pınar’ın birbirinden güzel el işlerini görmek için Ig sayfasını takip edebilirsiniz.

Çocuklarınıza unutulmaz bir hatıra hediye etmek için “Hayal et & Resmini Çiz, oyuncak olsun yarışmasına katılmayı da unutmayın. 😉

Paylaş: