Ben küçükken bizim evde anneler günü kutlanmazdı. Babam “gavur adeti / kapitalist oyunu / ananıza her gün bayram” der geçer, anam için de zaten ona ne gerek vardır, buna ne gerek vardır, para harcamaya zaten hiç gerek yoktur. Bizim için de hava hoş tabi. Zaten anneme hediye beğendirmek de mümkün değil. Olmadığı daha iyi. Gelgelelim bebelerden… Okumaya devam et İlk Analar Günü Hediyem, ve galiba da son 🙁
Mesaj Yığını
Ortaokula gidiyordum sanırım. Number 1 TV’de Demet Sağıroğlu çıkmıştı. Konuk sunucuydu galiba. Programın sonunda iletişim için mektup adresi verdi. Ben de düşündüm, kim Demet Sağıroğlu’na yazar ki? Yani tamam tatlı kadın da mektup yazacak kadar hayranı olabileceğine inanmadım. Lüzumsuz derecede empatik bir tipimdir, kadın için üzüldüm, adres verecek kimse yazmayacak, üzülecek diye. Oturdum ben yazdım… Okumaya devam et Mesaj Yığını
Seçmece bunlar seçmeceeeeeeeeeeeeeeee
(Bu yazı taslakta bekliyordu nicedir. O yüzden bayat bayat kokabilir. Burnunuzu kapatıp okuyun.) Ooo bakıyorum da mart kapıdan baktırmış, herkeste bir okul telaşı başlamış. Çocuğu seneye nere göndersem derdi aylar öncesinden stres hormonlarını salgılatmaya başlamış. Her sene bu aylarda bloglar çiçek açıyor: “Okulumuzu seçerken nelere dikkat ettik?” cinsinden. Kaç okul gezdik, nelere baktık, kaç seminer… Okumaya devam et Seçmece bunlar seçmeceeeeeeeeeeeeeeee
Çocuklarda dürtüsellik
İlkokulda bir sınıf arkadaşım vardı. Bir an yerinde durmazdı. Derste de oturmazdı. Her fırsatta ya kalem açmaya ya bilmem ne yapmaya sırasından çıkar sınıfta dolaşırdı. Çok disiplinli bir o kadar da iyi bir öğretmenimiz vardı. Çocuk öğretmenimizi çıldırtırdı. “Kurt mu var oğlum sende?” derdi öğretmenimiz. Ya da “Yerinden su mu çıktı? Niye oturmuyorsun?”
Ben sizin ananızım!
Hani derler ya çocuklar 5 yaşındayken anne babalarının her şeyi bildiğini sanırlarmış. 15’lerine geldiklerinde anne babalarının hiçbir şey bilmediğini düşünür, 50’sindeyse “Ahhh anam babam, olaydınız da size soraydım,” derlermiş. Külliyen yalan! Benim bıcırıkların beş yaşlarına çeyrek var. Şu çeyreklik zaman diliminde kafalarına bir şey düşmezse korkarım ki 5 yaşına “De get yeaaa anam ne bilsin!”… Okumaya devam et Ben sizin ananızım!
Çocuk Kitapları Şenliği
Malumunuzdur millet olarak bebelerimize pek bir önem veririz. Her şeyin en iyisini onlar için sağlamaya çalışırız. Yemez yedirir, giymez giydirir, kendimiz kitap okumaz, ama bebelerimiz okusun diye kırk takla atarız. İşte bu yüzden koca koca panolardaki Çocuk Kitapları Şenliği duyurusunu gördüğümde her yurdum anası gibi benim de ağzım kulaklarıma vardı. Çocuklar süper kahramanlarla eğlenecek, masal… Okumaya devam et Çocuk Kitapları Şenliği
Bilinçli ananın bilincine tükürdüğü an: Acaba?
Çocukların doğacağını öğrendiğimden beri ebeveyn kitabı alıp yığıyorum eve. Hepsi de en az bir kere elden geçiyor tabi. İşi o kadar abartmışım ki ninni antolojisi bile almışım. E yuh artık! Peki okuduklarımı öğreniyor, öğrendiklerimi uyguluyor muyum? E herıld yani. Her şey bebelerimin öz güvenine öz güven katılsın, zekaları parende atsın, kapasiteleri tavan yapsın, beyinleri fırlasın…… Okumaya devam et Bilinçli ananın bilincine tükürdüğü an: Acaba?
Yetiş Secce Bacı! – 2. Bölüm – “Eşyası Batsın!”
Bugün Yetiş Secce Bacı yazılarına devam ediyorum. (Bkz. 1. bölüm) Bildiğiniz gibi temamız: bir ya da birden fazla bebenin olduğu kaos ortamında kafayı oynatmadan bebe büyütmek. Bugün işleyeceğimiz konu ise ev temizliği. Güldünüz değil mi? Ben de güldüm yazarken. 😉 Günün birinde benim gibi bir pasaklıdan temizlik tüyoları almayı beklemiyordunuz herhalde. Haklısınız. Zaten ben de temizlik… Okumaya devam et Yetiş Secce Bacı! – 2. Bölüm – “Eşyası Batsın!”