Henüz bloğumu açmamın üzerinden çok zaman geçmedi. Öyle yüzlerce okuyucum da yok. Ama her yazı sonrasında hem buradan, hem tivitırdan hem de mailden kayda değer sayıda yorum alıyorum. Bu aldığım yorumlara göre blog okuyucularımın dört ana grupta toplandığını söyleyebilirim:

1. Gruptakiler bebesi beliği olmayan, evli ya da bekâr okuyucular. Her yazı üzerine bu gruptan gelen yorumlar genellikle şöyle oluyor: “Vaaaaaaaaa çok güldüm. Çok kafasın. Amma da abartıyorsun. Ama komik oluyor, abart, abart. Eee yeni yazıyı ne zaman yazacaksın?”

2. Gruptakiler evli olup bir ya da aralarında yaş farkı olan birden fazla çocuklular. Bu grubun yorumları genellikle şöyle: “Ahhh canıııımmmm. Tahmin etmeye çalışıyorum neler yaşadığını. Ben bir çocukla bile / aralarında dört yaş olduğu halde perişan oldum. Allah yardımcın olsun.”

3. Gruptakiler ikiz anaları. En anlayışlı grubum bu 🙂 Yorumlar direk: “Ah bilmez miyim, bir kere de biz…” diye başlıyor, konuyla ilgili üç aşağı beş yukarı benzer bir hikâye de onlardan geliyor. Hatta bu gruptakilerin pek çoğu direk şu yorumu yapıyor: “Ayyy ben yazsam anca bu kadar aynı olurdu. İnanmıyorum yaa. Sen bizim evi anlatıyorsun.”

4. Gruptakiler ise en talihsiz grup olan ikiz gebeleri grubu. (Hayır, talihsizlikleri ikizlere gebe olmaktan değil de gebeyken bloğumu bulmalarından kaynaklanıyor.) Genellikle arama motorundan “ikiz bakımı, ikizler, ikiz annesi” gibi şeyler aratarak geliyorlar. Ya da herhangi bir ikiz grubundan duyup da bloğumu tıklıyorlar. İşte bu gruptan gelen yorumları okuyunca tüh diyorum. Çünkü yorumları üç aşağı beş yukarı şöyle: “Gerçekten miiiii? Gerçekten bu kadar zor mu???? Ben her şey güzel olacak diye düşünüyorum. Ağlayarak okudum yazdıklarını. Başım çatladı. Yazmaz olaydın!”  İşte o zaman harbiden üzülüyorum. Bloğun girişine “Radyasyon vardır. Gebelerin girişi tehlikeli ve yasaktır” diye bir yazı asmayı bile düşünüyorum. Olmadı kapısına eğitimli köpek bağlayacağım, gelen giden hamilelere havlayacak. Yani açıkçası anlattıklarımda bir yalan yok. Abartı da yok! Harbiden bunları yaşadım/yaşıyorum. Ama herkesin bu zorlukları yaşayacağını kesinlikle iddia etmiyorum.

Ben hamileyken çok pozitiftim. Herkes “vah vah, ne yapacaksın” diyordu, ben “Aman sağlıklı olsunlar yeter, nasıl olsa bakılır” diyordum. Doğru da çıktı. Elhamdülillah doğdular, sağlıklılar ve bakıldı.  Şu an 19. ayın içindeler. En zorlandığım kısım ilk seneydi. Ama öyle böyle geçti. Allah yardım edenlerden razı olsun. An itibariyle üçümüz de hayattayız, sağlıklıyız ve mutluyuz. Bebelerimin ilk senelerinde normal olduklarına inanmıyorum. Belki erken doğumun etkisi, belki kuvözde kalmaları, belki oksijen almaları gibi nedenlerden ötürü kesinlikle normal bebek değillerdi. Onlarca çocuk görmüş anneannem bile “Yok anam yok, senin bebelerin elden ayrık sağ. Böyle bebekler ne görüldü ne duyuldu” diyordu. Çok gazlılardı, çok uykusuzlardı, çok huysuzlardı, sürekli zırlarlardı… Açıkçası hepimizin burnumdan getirdiler. Ama şu anda gayet normal, hatta bence sakin ve mutlu bebekler. Tek zorlukları iki tane olmalarından kaynaklanıyor. He bir de kızımın uyku problemi var. E o kadar kusur, kadı kızında da olur. Bir taşla iki kuş vurmak kolay mı? Biraz yorulacağız tabi.

Yani lafı toparlarsam ikiz gebelerine diyeceğim o ki stres yapmayın arkadaşlar. Herkes aynı şeyi yaşayacak diye bir şey yok. Siz anınızın tadını çıkarın. Geleceği kaygı etmeye gerek yok. Sonra üzülürsünüz, hamileliğimin tadına varamadım diye. Her şey çok güzel olacak. Belki bir ay önce belki bir yıl sonra. Ama olacak! Yemin ederim!

Paylaş: