Sanırım ben kötümser bir insanım. Olayların hep kötü tarafından bakıyorum. Bir de her şeyi abartıyorum. Bu iki özellik birleşince hayatı kendime ve çevremdekilere daha da zorlaştırıyorum.

Bebeler doğduktan sonra şikâyetlerim de ayyuka ulaştı, söylenip duruyorum. Vay milletin bebesi fısır fısır uyur, benimkiler hacı yatmaz / vay milletin bebesi şıpır şıpır ilacı yalar, benimkiler suratıma pıskırır / vay milletin bebesi arabada sakin sakin gider, benimkiler analarını bitkisel hayata özendirir….

Bir gün bir arkadaş karşıma geçti dedi ki “Yetti be, yavrum yaa. Ne kadar negatifsin sen! Etrafa sürekli kötü enerji yayıyorsun. Hayatını mahveden o enerji. Onu düzelttiğin an, bak ne kadar güzel olacak her şey.” Sonra arkadaş uzun uzadıya kötü enerjinin evrendeki dolaşımından, katı, sıvı ve gaz halinden falan söz etti.  Açıkçası epey ikna etti beni. “Dur lan bi deneyim” dedim.

Bir gün yorgunluktan ölüyorum. Öf biri gelse de bebelere baksa dedim. O an beynimde ışık yandı. Hemen evrene bir mesaj saldım. “Sevgili Evren, birazdan birileri gelip bebelerime bakacak! Ben de dinleneceğim. Haberin olsun,” dedim.Daha o sırada zil çaldı. “Aha” dedim, “canını yediğim evren hemen imdadıma yetişti.” Kapıyı açtım ki, ekip halinde misafir. Süper! İşim yoktu bir de akşama yemek hazırlamak çıktı başıma. Milleti görünce bebelerimin bana yapışması da ayrı dert. Ya evren dediğimi yanlış anladı ya da özellikle yaptı, k.çıyla da güldü halime.

Neyse, ben pes etmedim. Tek seferde bırakılır mı? Hafta sonu bebelerimin biri sabah 5’te öteki de 7’de ayağa dikilince 11’de evrene mesaj saldım. İşi inada bindirmeyim diye de bir önceki durumdan şikâyetçi olmadım. “Evreenciiiiiim, bebelerin ikisi de gündüz uykusuna yatacak. Ben de kahvaltı ediciiiiim canım, haberin olsun!”

Bebelerin birini uyuttum. Hemen koşup ötekini de uyuttum. Aha işte. Nihayet evren bir işe yaramaya başlamıştı. Hemen koşarak mutfağa gidiyordum ki daha ben koridordayken oğlan zırladı. Daha yatalı yarım saat olmamıştı. Ben de edeceğim kahvaltının hayaliyle bebeyi salladım, salladım, salladım… Kalktı ayağa dikildi. Tüm cinlerim tepeme toplandı. “Ulan hırbo evren, dalga mı geçiyorsun lan sen benimle, eşşoğlueşek!” dedim. Tabi duyup da bir misafir ekibi daha göndermesin diye içimden söyledim. Dışarıdan biraz kaş göz işareti yapmış olabilirim sadece, o kadar.

Dün gece bebeleri yatırırken son bir şans daha tanıyayım evrene dedim. Bu sefer biraz göz dağı verircesine “Evren, bebeler sabaha kadar uyuyacak. Bu böyle biline” diye emri vaki yaptım. Sonuç: Sabaha kadar iki oda arasında koşturmaktan telef oldum.

Bu acı tecrübelerim sonunda anladım ki evren benim isteklerimi bırakın yapmayı, teğet bile geçmiyor. Ya harbiden kapsama alanı dışında ya da şerefsiz bilerek beni gıcık ediyor. Kendilerine bütün kötü enerjimle birlikte son bir mesaj daha gönderiyorum “Evren, Allah belanı versin!”

Paylaş: