Şu insan yavrularının malları ne kadar kıymetli oluyor yahu. Bizimkiler iki yaşına yaklaştıkça bir bencillik çıkardılar ortaya. Gördükleri ne varsa kapışır oldular. Önceden ağzına verdiğimi çıkarıp kardeşinin ağzına vermeden rahat edemeyen bebeler, şimdi birbirlerinin ağzından ne bulurlarsa alıyorlar. Daha “benim” demeyi beceremiyorlar. Kendi isimlerini söylüyorlar. Mesela oğlanın çorabını kıza giydirdiysem, oğlan deliriyor. “Ahmiiiii” diye çorabı göstererek bağırıyor. Çıkarttırmadan hayatta susmuyor. Kız da ondan geri kalmaz hani. Geçen oğlanın omzundan görmüş badisini. “Mekkiii” diye tutturdu. Oğlanın önce tulumunu, sonra pijamalarını çıkarıp kızı badisine kavuşturdum.  Yoksa gece boyu bağırırdı.

Bir misafir geliyor, misafirin çocuğu oluyor, Allaaaah, bunların oyuncaklarına ellemeye görsün. En uyduruk, bir köşede unutulmuş oyuncakları bile kaşıkçı elması etkisi yapıyor evde. Elinden alana kadar yoluyorlar bebeyi. Geçen ikisi bir oldu, bacak kadar olmalarına aldırmadan, arkadaşımın beş yaşındaki koca kızını oyuncaklarının başından püskürttüler. Kız gidene kadar kanepeden inemedi aşağıya.

Tek nesneler için kavga etseler iyi. Bir de benim üzerimden kavga ediliyor. Biri geliyor “Annea, kuncu” diye. Kucak istiyor. Onu alır almaz, öbürü koşuyor “Annea, kuncu” diye.  Ben de vücudumu ikiye ayırdım. Bak annecim, bu elim sana ait diyorum, bu elim de kardeşine. Bu bacağım sana ait, bu bacağım da kardeşine. Şimdilik idare ediyoruz öylece. Biraz daha büyüdüklerinde, bana organ nakli falan gerekecek, nereye sıkıştıracağım bu danaları?

Birbirlerinden, başka bebelerden çekip almaları neyse de benden de kıskanmıyorlar mı eşyalarını deli oluyorum. Önceden lokma lokma yedirirlerdi bana. Şimdi bir lokma verirlerse, daha ben çiğneyemeden, çengel gibi ellerini ağzıma sokup lokmayı geri alıyorlar. Kaşıkla verip sapıyla çıkarmak diye buna derler herhalde. Öyle bir hışımla çekiyorlar ki, parmaklarının ucunda takım halinde bademciklerimi göreceğim diye aklım çıkıyor.

Geçen gün, bunlar yanımda oynuyor. Babalarını bekliyoruz. Akşamın bir vakti olmuş, epey yorulmuşum. Kanepeye uzandım. Bir an üşüme geldi. Oğlanın battaniyesini aldım üzerime. Zaten minnacık. Ayağımı örtsem omzum açık kalıyor, omzumu kapasam ayağım. İki büklüm oldum, altına sığıştım. Amanın oğlan görmez mi halimi. Hemen koştu “Ahmiii” diye bağırarak battaniyesini aldı. Çok zoruma gitti. “Annecim, üşüyorum, verir misin?” dedim. I IIIIH diye bağırdı. Oyuna getireyim dedim. “Aa bak anne uyumuş, hadi üzerini ört.” Baktı, baktı, tam oltaya geldiğini sandığım an, aldı kaçtı battaniyeyi. Ben de kızın el kadar hırkasını gördüm. Onu örttüm sırtıma. Amanınn cadaloz hiç durur mu, Mekkiii diye koştu geldi. O da hırkayı kaptı gitti. “Al da başına çal” diye bağırdım peşinden. Aman ne ağrıma gitti, ne ağrıma gitti.

“Ulen eşek sıpaları,” dedim. “Doğduğunuzdan beri yemedim yedirdim, giymedim giydirdim. Bir gün bile elim b.ktan çıkmadı. Süpürge edeceğim diye kafamda saç bırakmadım. Bu muydu yapacağınız, nankörler!” diye söylendim. Hayır, bebedir, kişisel algılamayım diyorum, ama vallahi çok zoruma gidiyor. İnsan anasına da böyle yapar mı yahu?

Paylaş: