Arama motorundan ağıma düşenleri takibe devam ediyorum. Bu aralar ne hikmetse “ikizlerden hangisi büyük” diye arayan çok oluyor. Bununla ilgili bir iki paragraf yazmıştım. Özetle ikizlerin hangisi büyük olduğuyla ilgili halk arasında iki inanış mevcut: 1. Önce doğan 2. Sonra doğan. Üçüz olsa en azından emin olduğumuz bir ortanca çocuk olurdu. Ne yazık ki ikizlerde böyle bir şey yok.

Önce doğanın büyük olduğunu düşünenlere göre, bir-iki dakika önce doğan bıdık “abi” ya da “abla” oluyor. E tabi hayata erken atılmanın verdiği bir tecrübe, birikim söz konusu.

Sonra doğanın büyük olduğunu düşünenler arasında kendilerinde “beyin yetmezliği” olduğuna emin olduğum bir grup insan da var. Bunlara göre büyük olan, büyüklüğünü bilip küçüğe “Sen önden buyur, kardeşim” diyormuş. Küçük de abisini/ablasını kırmamak için erken çıkıyormuş. Gel de bunu düşünenlerde beyin yetmezliği olduğunu düşünme.

Efendim, bizim durumumuza gelince, oğlumuz –ki asıl çıkıcam diye tutturan, doğumu başlatan fırlama odur- kayıtlara göre bacısından 1 dakika erken doğmuş. Bilsem bu bilgiyi kimseyle paylaşmazdım. İkisini aynı anda almışlar falan derdim. Ama işte salaklık ettim, söyledim bir kere. Bunun üzerine millet oğluma bir “abi” unvanı ekledi. Bizim bıdık adam abi oldu iyi mi. Kıza ciddi ciddi “abi” dedirttirmeye çalışanlar bile var. Bir de el kadar bebeye “Aaa sen abisin, yapma” demiyorlar mı! Yavrum benim, 1 dakika ile tüm hayatın yükünü omuzladı.

Bu arada bir de benim gözlemlerim var tabi. Her ne kadar ikisinin eşit olduğunu düşünsem de bazen kızımın üç, beş yaş oğlandan büyük olduğunu düşünmüyor değilim valla. Kız, oğlandan yaklaşık iki ay önce yürüdü. O süre zarfında epey gezdi dolandı evi. Oğlan yürümeye başlayınca da turist rehberi edasıyla onun önünden yürür, vıdı vıdı vıdı bir şeyler anlatırdı. Oğlan hiç sesini çıkarmadan takip eder, peşinden hiç ayrılmazdı.

Derken konuşma çabaları geldi. Kız yine 1-0 önde. Bu aralar kelimeleri epeyce arttı. 3-4 kelimeli cümleler bile kuruyor. Aman bir bilmişlik, bir bilmişlik. Karşımda kendimin konsantre halini görüyorum. Konuşmayla birlikte kızın oğlan üzerindeki hükmü de arttı. Artık sürekli “küçük kardeşini” yönlendiriyor:

“Amet, otuyyy / kalk / gel / git / bak…”

“Amet, üşür(sün), çooap giy.”

“Amet, ağlama. Anne üjülür.”

“Amet, olmajj. Hayır, olmajjj.” (Amet, kızın işine gelmeyen bir işe kalkışırsa.)

“Amet, in aşağı. Hemen! Mekkii sandalye!” (Oğlan onun sandalyesine oturmuş.)

“Amet, artık uyu. Uyu büyü!”

“Amet, oyuncak topla! Hızlı hızlı.”

“Amet, aferinn, üst üste koy, aferinnn” (lego oyunundan bir replik)

Üstelik “küçük kardeşi” olmadan hiç birşey içine sinmiyor. Bir sahiplenme, bir ablalık yapma ki görmeyin. Çikolata veriyorum. Hemen Amet’in hakkını istiyor. Kardeşi elinden bir şey çekip alsa hiç sesini çıkarmıyor. Kardeşi incinse gidip öpüyor. Kızsa bile biraz sonra koşup sarılıyor. Kardeşinin bezini getiriyor, kremini buluyor, üşümesin diye çoraplarını takmaya uğraşıyor. Geçen gün salıncakta sallayarak kardeşini uyuttu bile. Yani yeminlen, şu kızı oğlandan üç sene önce doğursaymışım, oğlanı doğurur, büyütsün diye direk kızın eline verirmişim.

Şimdi düşünüyorum da, başka bebekleri bilmem ama benim kız doğum sırasında oğlana “Sen önden buyur, kardeşim” demiştir valla. Görüyorum onda o potansiyeli. Abla kızım benim. Doğuştan abla.

Paylaş: