Sizi bilmem ama biz küçükken kardeşimizin olacağını bilmezdik. Söylemezlerdi bize. Bir arkadaşım sabah kalkmış, içeriden bir ingaaa sesi duymuş. Şaşırmış. Dışarıda bebek mi var diye camdan dışarı bakmış. Bebek görememiş. Sesi takip edince annesinin odasına gitmiş. Tatatataaaaammm nur topu gibi bir kardeşi varmış annesinin yanında. Benim hikâyenin de bundan pek farkı yok. Bir numaralı kız kardeşimde beş yaşındaydım. Net hatırlamıyorum. Ama iki numarada on yaşındaydım. Bir arkadaşım “Biliyor musun, senin annen hamile,” demişti. Ben de uzun süre hamile olanın benim annem değil de yengem olduğuna inandırmaya çalışmıştım. Annem onun için örgü örüyordu. Arkadaşım sonra “Akıllıııımm, annenin karnına baksana, kocaman,” dedi. Harbiden bir baktım ki kocaman. Anneme sorunca kilo aldım demişti. Sonra birden yağlarını aldırmaya karar verip eve bebekle döndü!

Şimdiki çocuklar şanslı. Anne babalar eve gelecek bebek için evdeki çocukları önceden hazırlıyorlar. Hatta kardeş ister mi diye soranlar, cevaba göre bir bebek daha düşünenler bile var. Evde tek çocukken bir çocuk daha gelmesi zor bir şey. “Evet, evet, kardeş istiyorum,” dese bile kaldıramayabiliyor çocuk. Hatta bir arkadaşım anlatmıştı, beş yaşındaki yeğeni arkadaşını içeri çekmiş, evin bebeğini göstererek diyormuş ki: “Bak sana kardeş istiyorlar mı diye sorarlarsa hayır de, bana sordular, evet dedim, eve bunu getirdiler.”

Herhalde çocukları kardeşe hazırlamanın en kolay yollarından biri onları kitaplardaki kardeşlerle tanıştırmak. Zira çocuk kitaplarının vazgeçilmez konularından biri eve gelen kardeş. Çocuklar da bayılıyor bu kitaplara. Meşhur Pandamızın başıma neler açtığını anlatmıştım. Bu aralar yeni bir kitap var elimizde. Günışığı Kitaplığı’ndan. Yine çocuklarımın gözdesi olan bir “eve kardeş geliyor” kitabı.

Benim deyişimle uğurböceği, bebelerimin deyişiyle örbönceyi, kendi deyişiyle Uçuçböceği Bon Bon ile tanışalı daha birkaç gün oldu. Ama bizimkilerin gözdesi oldu bile. Zaten börtü böcekler içinde en çok örbönceğini severler. “Anneaaa, örbönceğini okuuuu” diye sürekli başımda bitiyorlar. Kitapta anne- babasıyla bir gül bahçesinde yaşayan uğurböceği bir gün kardeşinin olacağını öğreniyor, sonra sabırsızlıkla onu bekliyor, en sonunda da bebek teşrif ediyor, Bon Bon pek mutlu oluyor. Panda’dan alışıklar zaten eve bebek gelmesi konusuna. Özellikle kız bu yeni bebekli kitapları çok seviyor. Örbönceğinin kardeşini pusette taşıdığı sayfaya bayılıyor. O sayfayı açınca miii miii diye kedi yavrusu gibi bir ses çıkarıyor. Ne yapıyorsun denince de “Ben kardeş oldum,” diyor.

Bu aralar onlara kardeş olduklarını anlatmaya çalışıyorum. “Senin kardeşinin adı ne?” diyorum kıza, “Oğlan,” diyor. “Peki o oğlanın adı ne?” diyorum, “Amet” diyor. Henüz ilk seferde kardeşinin adının Amet olduğunu söyleyemedi. Sebebi de bu kitapla ortaya çıktı. Amet kardeş değilmiş, çünkü Amet bebek değilmiş. Kardeş küçük olurmuş ve ağlarmış. (Sanki Amet ağlamıyor, zırıl zırıl beynimi şişiriyor yemin ederim.) Biz de yeni bir oyun bulduk, bebelerimi kardeş yapıyorum. Eşek kadar olmalarına aldırmadan onları battaniye ile kundaklıyorum. Kundaklanan da miii mii diye sesler çıkarıyor. Öbürünün kardeşi oluyor. Kundaklanmayan kundaklananı “kuncusuna” alıyor, böylece kardeşi olup mutlu oluyor.

Şimdilik yeni bir bebek yerine evdeki kardeşle idare etmekten herkes memnun görünüyor. Ama günün birinde gerçekten küçük bir bebek isterler diye aklım çıkmıyor da değil hani. Gözlerinin açılmaması dileğiyle, size ufalıp da cebime giren nurtopum bebek Amet’le veda ediyorum. Miiii miiiiii…

Paylaş: