Hayatta ne demek istendiğini hiç anlamadığım cümlelerin başında ne gelir biliyor musunuz? Aha şu cümle: “Doğumdan sonra karıma / kocama bir kez daha aşık oldum.”  Açıkçası biz karı koca olarak bebelerimizin doğumundan sonra kedi köpek gibi olduk. Evde sürekli bir kavga, hırgür. Millet evliliğini kurtarmak için bebe doğurur, bizim bebeler düzgün giden evliliğimizin içine ettiler.

E nasıl kavga etmeyelim yaa? Bir yandan bebeler durmaksızın zırlar, bir yandan onlara bakabilmek için akrabalarla sürü halinde yaşanmaya başlanır, bir yandan evi b.k götürür, uykusuzluktu, yorgunluktu, yemekti, bulaşıktı, temizlikti, bebelerin maddi külfetiydi derken evin içinde öyle bir hengame oluştu ki bizim yerimizde Leyla- Mecnun bile olsa soluğu mahkeme kapısında almıştı. Yine biz iyi dayandık. Zaten ikizli ailelerde boşanma oranı çok yüksekmiş. Hiç şaşırmadım. Bebelerin geldiği ilk sene ikizlerden sonra boşanmamak mümkün mü diye sorsalar mümkün olmadığını söylerdim. Ben durduysam iki bebeyle bir yere sığamam diye durdum.

Allah’a şükür, ilk senenin sonuna doğru epey duruldu kavgalarımız. Tek tük bağrışır çağrışır olduk.  Biz bağrışırken çocukların halini görmelisiniz. İkisi de büzülüyor, süzülüyor, suratlar asılıyor, siniliyor… Kız duramıyor ağlamaya başlıyor. Oğlan da sağa sola yumruk sallıyor.

Bugünlerde yine heyheylerim üzerimdeydi. Babalarına da pek bir sinirliydim. Dün üçü bir, yerde güreş tutuyorlardı. Ben de fırsattan istifade oyuna dahil olup babalarına biraz daldım. Bebelerin babalarını yıkmalarına yardım ettim, onlarla birlikte üstüne çıktım, zıpladım falan.

Bebeler pek şaşırdı. Kız biraz gerildi ama oğlanın çok hoşuna gitti. Ben de fırsat bu fırsat diyerek oğlanı eğlendiriyorum ayağında biraz tekme falan salladım, küt küt yumruk indirdim, adamın kolunu budunu falan ısırdım. Son günlerde biriken hıncımı iyice çıkarmaya başladım.

Başta şaka sandığı için baba sesini çıkarmadı. Ama iki, üç tekme ısırık falan derken o da bana karşılık vermeye başladı. Yarı şaka yarı ciddi iyiden iyiye dövüşmeye başladık biz. Kız çok korktu, “Kavga yok, kavga yok,” diye bağırıp hafif hafif ağlamaya başladı. Ama oğlan coştu. “Yaşasın! Annea! Babaa! Kavga et! Yaşasın kavga et!” diye tezahürat yaptı. Ben de ondan aldığım gazla daha bir giriştim dövüşe. Zaten hırslıyım, hiayyyt diye atladım. Hırsımı epeyce aldım. Ama baktım baba da boş durmuyor, biraz daha devam edersem temiz bir sopa yiyeceğim “Aa çocuklar korkuyor, şekerim,” diyerek olaya son verdim.

Diyeceğim o ki son iki yılını bebeli geçirdiğimiz altı yıllık evliliğimizde bir şeyden kesinlikle emin oldum: Evlilik aşkı, bebeler de evliliği öldürüyor. Bu günlerde ikizden sonra boşanmamak mümkün mü sorusuna vereceğim cevap da şu: “Mümkün, ama zor.”

Açıkçası her şey tekrar yoluna girer mi bilmiyorum ama en bunalımlı dönemi de atlattığımızı düşünüyorum. Tabi yine de büyük konuşmamak lazım. Yarının ne getireceğini kimse bilemez. O yüzden gözüm şu aralar Gülben’de. Bakalım ikizlerine ne kadar nafaka isteyecek. -Allah muhtaç etmesin ama- piyasayı bilelim de ucuza gitmeyelim.

***

İki yıl sonra yazıya güncelleme (13 Kasım 2014)

Gülben, boşanabilmek için 500 milyar manevi tazminat ve bebe başına aylık 7000 tl nafaka talebinden vazgeçerek piyasanın içine etmiş. (Kaynak: Asude bacı) Ama şu an fıstık gibi bir koca buldu. Allah mesut etsin 😉

Bize gelince… Çocuklarla hayat 3 yaşlarından sonra normalleşmeye başladı. Şimdi 4,5 yaşındalar ve elhamdulillah -tabi ki de maşallah- her şey çok güzel. Çocuksuz dönemimizden bile 😉 Allah daim etsin inşallah.

Sıkın dişinizi yeni analar, babalar… Güzel günler sizi bekliyor inşallah 😉

Paylaş: