İkizlerle gezerken çok sık karşılaştığım ikiz muhabbetlerinin biri de şudur:

– Hiiiii ikizler mi?

– Evet.

– (Acıklı bakışlar eşliğinde) Bakması zor oluyor mu?

– E tabi.

– (Bir el havada sallanıp umursamaz bir tavırla) Şükret! Ya üçüz olsalardı?!

Açık konuşayım: Kıl oluyorum bu duruma! Yani niye kimse tek çocuğundan şikayet edene “Ya ikiz olsaydı?”demiyor da ikiz annelerine “Şikayet edip durma, ayağını denk al, bak ya üçüz olsalardı, o zaman görürdün günü, hadi yallah” tarzında laf çakıyor anlamıyorum. Hem ben bu diyaloğun bir gömlek üstünü de tahmin ediyorum. Kalıbımı basayım bebelerim üçüz desem, şükret dördüz değil diyecekler. Hele şu beşiz doğuran kadın iyice çıtayı yükseltti. Onu her duyan bana telefon açtı, yolda önümü çevirdi, “Gördün mü bak millet neler doğuruyor, sızlanmayı bırak, ikizden ne olacak” dedi. Artık kimse acımıyor bana. Benden daha “beterleri” var. Herkes de biliyor ne yazık ki. İşte birkaç ay önce tanıştım ben de “beterin beteri” sendromuyla.

harbi ya dördüz olsalardı?

 

Yine üçüz annesi bir arkadaşın aracılığıyla feysbuk üzerinden üçüz anneleri grubuna girdim. Grupta bir de dördüz annesi olduğu rivayet ediliyor ama henüz fırsat bulup giremedi kadıncağız. Şimdi hemen söyleyeyim, üçüz anası değilseniz beni de eklesinler diye mesaj atmayın. Valla sadece üçüz analarını alıyorlar. Ben de ikinci partide üçüz doğurma taahhütü ile kabul edildim. Durumum pamuk ipliğine bağlı, her an atılabilirim yani.

Efendim, açık konuşayım gruba girdiğim günden beri üçüz analarının arasında pek bir ezik kaldım. Bir kere koskoca başbakanın koyduğu hedefe tek seferde ulaşmış olmanın gururu var üzerilerinde. Ayrıca ben ikiz analarına iki bebeye tek başına bakılır mı, bu ne süpersoniklik gibi methiyeler düzerken, hatunların arasında bebelerine tek bakanı bile var. Ben iki bebeyi anca 7 ay karnımda taşıyabilmişken, 9. ayda doğuranını mı dersin / ben iki bebe ayakta nasıl sallanır diye foto koyup hava atarken üç bebeyi birden ayağında sallayan mı dersin / Ben iki memme ile iki bebeyi zor emzirmişken iki memme ile üç bebe emziren mi mi dersin… Var da var. Akıl alacak bir şey değiller yani. Her biri ayrı birer kahraman.

Üstelik aralarındaki muhabbetler de dışarıdan bakınca inanılmaz eğlenceli. Mesela birisi şey yazıyor “Çocuklardan birini anneanneye postaladım, iki çocukla huzur içinde oturuyorum.” İki bebe ve huzur? Sübhanallah! Kadının normal şartlardaki halini artık siz tahmin edin. Öteki diyor ki “Aa hangisini gönderdin. İri olanı mı?” Cevap: “Yok canım, saçı az olanı.” Şimdi aynı cinsten, birbirine benzer, aynı ebatlarda üç çocuğu harbi nasıl ayırt edeceksin? Daha benim biri kız biri oğlan çocuklarımı, şu yaşlarında karıştıran, hangisi kız diye soran denyolar varken hayatta. Elbette farklı etiketlendirmeler yapacaksın: sağ ayağında ben olan / kulakları hafif kepçe olan / zıplayarak yürüyen / üst ön dişi kararan… gibi. Yoksa içinden çıkamazsın vallahi.

Sonra ara sıra kendi aralarında buluşmaları falan oluyor. Resim koyuyorlar. Tavana kadar bebe. Üst üste. Altı üstü üç ana bir araya gelmiş, dokuz bebe, dile kolay. Bebelerin hepsi de resimde ayrı tarafa bakıyor gözleri velfecri okuyarak. Hangi birini kandırıp da makineye baktıracaksın kardeşim. Grubun tamamı bir araya gelse ada filan kiralamak gerekir. O kadar insanı nereye sıkıştıracaksın?

Kendim iki bebeyle mücadele verirken onların hallerine üzülüyorum ediyorum, ama imrenmiyor da değilim hani. -Aramızda kalsın, anam duymasın da- bazen bebelerime bakıp üçüz mü olsalardı acaba diyorum. Zor falan ama çok eğlenceli olduğuna eminim. İki bebe bu kadar mutluluk yaşatıyorsa bize üç tanenin tadından yenmez vallahi. (Hem klasik söylemle “biri daha aradan çıkardı ya da üçü birlikte büyürdü:) Siz de bu şahane hayatları yakından görmek isterseniz üç blog önerebilirim: (Evet, insanlar üç bebe bakıp bir de blog yazabiliyor.)

Sema’nın üç bebesi.

Tuğbanın yemişleri.

Bir de Sultan’ın üçlemesi.

Bir okuyun bakın, söyleyin haksız mıyım? Onları görünce insanın üçüz doğurası gelmiyor mu?

 

Paylaş: