Bir önceki yazıyı okuyanların aklına gelecek ilk soruya umumi bir cevap vereyim: Hayır, tuvalet eğitimine henüz başlamadım. Ama ara sıra bebeleri ıkınırken yakalayıp tuvalete tuttuğum oluyor. Henüz kızda bir başarı elde edemedik, ama oğlan bir kaç kez kakasını tuvalete denk getirdi. Amanın aman, nasıl sevindik. Sanırsınız ki Ankara’dan abim gelmiş, evde bir bayram havası. Havai fişekler, konfetiler, sevinç çığlıkları, mutluluk göz yaşları… Sonra kakaya bir dakikalık saygı duruşu ve ebedi istirahatgâhına uğurlama töreni: Kırmızı kurdele kesimi ve sifona basış. Fonda Chopin, Mozart ya da büyük usta Ciguli, artık elime ne geçerse. Kaka girdap arasında kaybolurken ardından son bir kez sallanan minik eller… İşte bizim evin tuvalete denk getirilen kaka ritüeli. Bu da her şey gibi başta çok güzeldi, ama sonradan onun da b.ku çıktı.

Ben çok çabuk bulanan bir insanım. Garip bir midem var. İğrenç bir şeyden söz edilsin, anında midem bulanır, kusacak gibi olurum. Öğürürüm de öğürürüm. Kustuğum da çok olmuştur hani. Bu şartlar altında yine de bebelerin kakasını görmeye hatta ona devlet töreni düzenlemeye, arkasından iki çift kelam etmeye, el çırpmaya, su dökmeye… alıştım. Ama yine de alışamadım şeyler vardı. Mesela bebelerimin “Annea, kaka naraye gidiyor? / Kakanın anneannesi narde? /Bak annea, kakanın kafası” tipli soruları ve yorumlarına cevap verme işi beni çok geriyordu. İşte bu durumdan dert yanarken verdiler bana Güle Güle Kakalar kitabının adını.

O akşam koşarak en yakın kitapçılara gittim. Suratımda engel olamadığım sırıtışımla “Güle güle kakalar kitabını arıyorum,” dedim. Kitapçının biri “Çocuğunuz için mi arıyorsunuz?” dedi. “Yok kocam için arıyorum, affedersiniz basuru biraz azmış, ölçmek gibi olmasın nah bu kadar olmuş” diye bir cevap vermeyi çok isterdim. Ama tabi görünürde kibar insanım, sadece hııı hıı dedim. Bir iki yerde bulamadım, bulduğum yerde öpüp de başıma koymamak için kendimi zor tuttum. Serinin diğer kitaplarını da alayım dedim ama yoktu. Kaka kitabını kapıp eve geldim.

Kitabı görünce kocam güldü, anam “Iyy bi de çizmişler” deyip öğürdü (sanırım bizde genetik). Ama asıl bomba ertesi gün geldi. Kapıma bir kargo bırakıldı. Açtım ki ta ta ta daaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaam

Süürrprrrrrrrrrrrriiiiiiiiiiiiiizzzzzzzzz

Kuşlar Altın Kitaplara fısıldamışlar ne aradığımı. (Sanırım lafı taşıyan kuşu da tanıyorum. Seçil’e de ayrıca çok teşekkür ederim.) Kitapları görünce sevindirik oldum. Bebelerin keyfini de siz tahmin edin.

Bu sayede kaka kitabından bizde iki tane oldu. Kitaplardan tek tek alıyorum eve. İkinciye gerek yok. Aklıma verecek yakınlarda kimse de gelmedi. Ben de çam sakızı çoban armağanı blog takipçilerime vereyim dedim. Şimdiye kadar gördüğü her çekilişe katılmış ama bir çöp bile kazanamamış bir talihsiz olarak çekilişi kendim yapma fikri çok hoşuma gitti. Belki şike yapar ömrümde ilk kez çekilişle bir şey kazanmış olurum. Gerçi bırakın şikeyi çekilişi nasıl yapacağımı bile henüz bilmiyorum. Random.org adını duyuyordum, bir ona bakayım. Bu arada Altın kitaplardan 22 ayarlık şu şahane kitapla ilgilenen olursa bu yazının altına bir yorum bırakabilir. Yoruma yazı yazacağım diye kasmayın kendinizi, yorumsuz bile yazsanız olur. Sadece geçerli bir e-mail adresi bana yeter sanırım. Çekiliş ne zaman olsuuunn, arayı fazla açmayım çatlarım. Hadi mübarek gün Cuma olsun. Bol şanslar bana ve size nihahaha

kaka kitabı sizi bekliyor

 

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: