(Yasal Uyarı: Bu yazı kızımın deyişiyle “iggggrenç” oğlumun deyişiyle “diksinç” olaylar içermektedir. Midesi hassas şahsiyetler okumasın. Sonra “Ay midem bulandı, ay kustum, ay kaka kokusu burnuma geldi, ay Allah belanı versin,” gibi yorumlar istemem ona göre!)

Anne olmak beni çok geliştirdi. Kimliğime yeni kimlikler kattım. Hasta bakıcı mı dersin, ilk öğretmen mi dersin, oyun arkadaşı mı dersin, b.klu bez operatörü mü… neler olmadım ki şu son 28 ayda? Ama bu aralar yeni bir kimlik daha kazandım, bu yazıyı da müsaadenizle bu yeni kimliğimle yazıyorum: Bayan helacıbaşı!

Aslında henüz tuvalet eğitimine başlamadım. Bunu yazarken gülüyorum, evet, evet hani sınıfta “Ayy hiç çalışmadım” diyen sonra da beş alan uyuz kız var ya, o benim işte. Ama vallahi başlamadım yaa. Bizimkisi sadece ön hazırlık. Bir başlayacağım, pir başlayacağım, iki günde bebeleri temizleyip size hava atacağım, “Ay vallahi ben iki günde bitirdim bu işi,” diye. (Böylece iki günde bebe temizlemenin sırrını da öğrendiniz.) Şimdi yılan hikâyesine dönen tuvalet eğitimimizde kaldığım noktadan devam edeyim anlatmaya:

Efendim, dediğim gibi aslında bebeler hazır olup, “Anne kaka yaptm, bezimi katlayıp çöpe attım, çöpü kapıya çıkardım, popomu yıkadım, yeni bezimi takar mısın?” diye geldiklerinde tuvalet eğitimine başlayacaktım. O yüzden konuyu rafa kaldırmıştım. Ama geçenlerde küçük hanım yanıma gelip “Annea, kaka yaptım, hadi popomu temizle de üzümümü rahat rahat yiyeyim,” dediğinde acaba raftan indirsem mi şu dosyayı diye düşünmeye başladım. Tvitir ve feysteki arkadaşlardan da aldığım gazla biraz biraz girmeye başladım şu kaka muhabbetine. Hay girmez olaydım!

Her şeyden önce belirteyim henüz bezlerini çıkarmadım. Sadece kakaya odaklandım. Tabi hemen Kaka Kitabı‘nı başucu kitabımız yaptık. Kahvaltı demedik, uyku öncesi demedik, vırt zırt gördükçe okuduk. Kısa süre içerisinde vakti zamanında poposu korktuğu için bir türlü klozete oturtamadığım bebeler, kaka alarmı vermeye başladılar. Özellikle kız bu konuda epey iyi iş çıkardı. Hatta işi iyice abarttı, baktı ki elimde ne varsa bırakıp onunla ilgileniyorum, zırt pırt kakam geldi ayağına yatmaya başladı. Oğlan da ondan heveslendi, kız ne zaman kaka dese, oğlan önce benim kakam geldi diye işi iddiaya bindirmeye başladı. Bir onun kakası, bir bunun kakası derken öngörülerime göre bu yılın üçte biri klozet başında geçecek diye hayıflanmaya başladım ben de. Hayır, iş sadece klozete önce kim oturacak kavgasıyla bitse o da iyi, bir de sifon çekme kavgası var. O konuda da kesin kuralımı koydum: Kakayı yapan, sifonu çeker! Bu kadar! Bundan da aldıkları gazla durup durup klozet başında bitiyorlar! Yani Allah sizi inandırsın, iş iddiaya bindi, günde iki kere tuvalete çıkan çocuklar, on iki kere çıkmaya başladılar. Kapıya bir gişe koysam köşeyi dönerim yemin ederim. Nasıl organizmalar bunlar, anacım, yukarıdan koyuyorum, zırt diye aşağıdan çıkıyor. Böylece -kelimenin tam anlamıyla- her öğünümün içine ediliyor. Daha bir lokma alıyorum, vırt birinin kakası. Onu halledip geliyorum zırt ötekinin kakası. Bir de saatlerce oturma modası var tuvaletin tepesinde. He tabi bir de olayı canlı aktarma merakları: “Aa anne bak, zort zort kaka korna çalıyor, geliyorum diyor.” / “Iıııııı.. Aaa annea bak, kaka popomdan zıpladı, şap dedi.” / “Aa annea bak, kaka anneannesine gidiyor” / “Annea daha bitmedi, mınnacık bi kaka daha var, mınnacık.” Ay öğürüyorum böğürüyorum, kokuyu solumak ayrı, zart zurt, şap şıp bütün sesleri duymak ayrı, iş bitti popo yıkama yağlama seansı ayrı… DELİRİYORUM!!! Yılın üçte biri klozet başında geçecek diye laf ediyordum ama bu gidişle öte tarafa gittiğimde “Ömrünü nerede tükettin?” dediklerinde “Hela başında” diyeceğim. Tükendim, tükendim, üç günde tükendim valla.

Paylaş: