(Yasal Uyarı: Bu yazı kızımın deyişiyle “iggggrenç” oğlumun deyişiyle “diksinç” olaylar içermektedir. Midesi hassas şahsiyetler okumasın. Sonra “Ay midem bulandı, ay kustum, ay kaka kokusu burnuma geldi, ay Allah belanı versin,” gibi yorumlar istemem ona göre!)

Yine aynı cümle ile giriş yapıp henüz tuvalet eğitimine başlamadım diyerek geleneğimi bozmamak isterdim ama günler öncesinden yayınladığım fragmanla siz konuyu zaten biliyorsunuz: Evet, kız için tuvalet eğitimine başladım. Kızı seçtim, pikaçu, çünkü yaş desen, 2,5’u geçti, kemale erdi; dil desen bir karış; cinlik desen tam bir cimcime; o öğrenmeyecek de kim öğrenecek dedim. Fragmanda fırtınalar kopacak zart zurt yazdığıma bakmayın, açık konuşayım bir, hadi olmadı iki günde kazasız, belasız bu işi halledeceğimi düşünüyordum. Sanıyordum ki “Bak kızım bu don, buna işenmez, çişin gelince bana haber ver,” diyecektim, o da “Tamam annecim” diyecekti, olay bitecekti. Hemen koşarak size yazacaktım. Siz de ooooo maşallah ne zeki, ondan beklenen buydu, süper süper… diye övgüler düzecektiniz, beni örnek çocuk yetiştiren anne olarak gösterip omuzlarınıza alacaktınız, havaya atıp tavana yapıştıracaktınız… Ah neler hayal etmiştim. Tabi yine yanıldım! Her zamanki gibi!

Aslında her şey çok güzel başlamıştı. Bir gece önceden konuşup kıza artık büyüdüğünü, bundan sonra bebekler gibi bez kullanmayacağını, tuvaletini klozete yapacağını söyledim. “Tamam mı annecim,” dedim. Şakşakçı kızım elbette “Tamam anneciiiimmm,” dedi. Ben de suratımda kocaman bir sırıtışla yattım. Her şeyden o kadar emindim ki!

Sabah kalkınca bezini çıkardım, poposunu temizledim, tuvalete tuttum. Çatır çatır kaka yaptı valla. Üzerine de bir güzel işedi. Ohh! Ay nasıl sevindim, nasıl sevindim. Zaten günde bir kere kaka yapar, onu da yakaladım. Gerisi kolay artık. “Bitti bu iş” dedim kendimce. Külotunu giydirdim. Bir kaza ihtimaline karşı üzerine de alıştırma külotunu giydirdim. “Çişin gelince bana haber ver, tamam mı, annecim?” dedim. Yağcı yine “Tamam anneciiiiiiiiiiiiiim.” dedi. Onu gören oğlan da tuvalete oturmak istedi. Oturttum, çat çat o da yaptı. Ay nasıl sevindim. “Buna da mı başlasam” diye düşündüm. Sonra “Hele bir kızı halledeyim de” dedim. Ah ne safmışım, Allah’ım ben yaaa.

Annem telefon açtı. “Feyste gördüm, kıza tuvalete başlıyormuşsun. O bilmez, sen sık sık tuvalete tut,” dedi. “Söyledim, çişi gelince söyleyecek,” dedim. “Başta bilmez, kızım, yarım saatte bir tuvalete tut yine de,” dedi. Hee dedim kapattım telefonu. “Aman” dedim yaa, “Bu anam da herkesin bebesini kendi bebesi gibi salak sanıyor. Niye söylemesin benim cincinim?” Yine de kıza sordum: “Çişin var mı, annecim?” “Yok.” “Gelince söyle tamam mı?” “Tamam, annecim.” Budur! İki dakika sonra kızı kucağıma aldım, ılık ılık bir şeyler aktı göğsüme. İŞEDİ! Göz göre göre! “Anneciiim, çişin gelmiş, niye söylemiyorsun?” dedim. “Çişim yok, yaptım,” dedi. “Yapmadan söyleyeceksin saftirik,” dedim. “Tamam, anneciiiim,” dedi.

Yine de ben işimi şansa bırakmayayım, belki sandığım kadar zeki değildir bu bebe dedim. Yarım saat sonra tuvalete götüreyim dedim ki… O da ne? Çatır çatır kaka yapmış! “Kızım deli misin? Niye kakanı yaptın? Kakan gelince, annene söyleyeceksin,” dedim. “Tamam anneciiiim” dedi. İşte o an anladım ki dili beyninden bağımsız çalışıyor bu çocuğun. Dilinin dediklerinden, verdiği sözlerden beyninin haberi bile yok!

Öğüre böğüre kakayı külotla birlikte attım. Kâr edilen bez paralarını bileziğe değil dona yatıracağız bu gidişle diye hayıflandım. Zaten altı üstü iki alıştırma donum vardı. İkisi de kirlendi. Sonra tek don giydirdim. Aklım çıkıyor yine işeyecek diye. Önünde arkasında geziyorum sürekli. Gözüm hep popoda. Durup durup soruyorum, çiş var mı diye. Cevap hep aynı: Yok. Yine de tuvalete tuttum, kaldırdım, yere koydum ve yine işedi. VE YİNE! VE YİNE! VE YİNE…. Dibi delindi resmen yaa. Yukarıdan koyuyorsun, fışşş aşağıdan geliyor. Su içirmez oldum çocuğa. Acil oruca niyet ettirdim. Bu ne lan, böyle terbiye mi olur? Biraz nefsi terbiye olsun önce dedim. Sonuç: ŞIIIRRRRR! Üstü başı, donlar, yerler hep battı.

Don mon kalmadı evde. Kendi donlarını bitirdi, oğlanınkileri de. Sıra geldi benimkilere… Sözde sticker veriyoruz üstün başarı ödülü olarak tuvalete isabet eden her çiş karşılığı. Sticker falan dinlemiyor bebe. Şar şar bulduğu yere işiyor. Bir de işediği halde sticker istiyor, ona zırlıyor. Yani yemin ederim on dakikada bir çiş yaptı. Sırtına kadar! Eşime telefon açtım, acil yedek teçhizat getir dedim. Evi don doldurdu adam. Ama benim kız şırıldamaya devam etti. Bir de pişkin pişkin diyor ki “Annecim, külotuma çiş yapınca niye kızıyorsun? Giydirecek temiz külot mu kalmadı?” Daha asıl konuyu anlayamamış velet. Ayrıca evet, giydirecek külotum da kalmadı. Doncu mu lan baban? Bu ne rahatlık?

Hasbinallah çekerek akşamı ettim. Gözümü açacak, kolumu kaldıracak halim yok. Oğlanı da boşladım yazık. Kızla ilgileneceğim diye çizgi film dayadım ona da. O yüzden de vicdanım sızlıyor. En son yine tuvalete götüreyim dedim. Kız da sıkıldı bu işten. “Hadi tuvalete gidelim,” dedim, “Sen git, ben gelmeyeceğim” diye tutturdu. “Kızım, sen işeyeceksin, ben değil. Senin gelmen lazım,” dedim. “Yaaa ben bugün çok çiş, kaka yaptım. Hiç kalmadı,” dedi. Raf boşalmış anlaşılan. “Hadi, son kez gel,” dedim. Öfleye pöfleye geldi ki o da ne? Yine kaka! Delirdim. Günde bir kere kaka yapan bebenin kıçı açılınca metabolizması bozuldu, iyi mi. Çatır çutur kaka yapmaya başladı aklına geldikçe! Küvete attım bunu, açtım sıcak suyu, haşladım popoyu. “Annecim, bir daha yapmayacağım, söz,” dedi. Küvetten indirdim, işedi! Bu ne yaa? Dünya işeme rekoru kırdı bir günde bebe. Altını bağladım, derin bir nefes aldım.

Feyse yazdım, herkes sabret, olacak dedi. Biraz kendime geldim. Herhalde ayağını üşüttü, yarın tekrar başlarım dedim.

Bu sabah kalktım. Tuvalete tuttum. Çift kat çorap giydirdim. Babası güzel bir don almış, onu taktım. Üzerine yine alıştırma. “Çişin gelirse söyle tamam mı annecim,” dedim. “Tamam annecim,” dedi. VE İŞEDİ! Ensesine kadar çıkmış çişi. Amuda kalktı da işedi herhalde. Bütün cinlerim tepeme üşüştü. Bağırdım çağırdım. Sonra dedim ki ne yapıyorum ben yaa? Böyle olmayacak belli. Hava soğuk. Zırt pırt işiyor. Her işediğinde kaç kat çamaşır gidiyor. Çocuğu hırpalıyorum. Ben desen sinirlerim bozuldu, sağım solum tik atıyor. Anneme telefon açtım. “Anne, bu çocuk gerizekalı mı? Hâlâ öğrenemedi,” dedim. “E öyle olur” dedi. Gerçekten böyle mi oluyor ya? Böyle mi öğretiliyor çiş? Ve annem bunu bile bile dört tane mi doğurmuş? Bu nasıl bir iş? Havlu attım yemin ederim ilk günden. Anlayacağınız 4. sezonda ekrana erken veda ediyoruz. Finali bu kadar çabuk yapacağımı hiç tahmin etmemiştim. Bebeler de varsın çişlerini öğrenmeyiversin. Gerekirse bileziğimi bozdurur yine bez alırım. Bu ne be?

 

Paylaş: