(Yasal Uyarı: Bu yazı kızımın deyişiyle “iggggrenç” oğlumun deyişiyle “diksinç” olaylar içermektedir. Midesi hassas şahsiyetler okumasın. Sonra “Ay midem bulandı, ay kustum, ay kaka kokusu burnuma geldi, ay Allah belanı versin,” gibi yorumlar istemem ona göre!)

Yine aynı cümleyle başlayayım da geleneğim bozulmasın: Aslında henüz tuvalet eğitimine başlamadım. Daha açık konuşmak gerekirse ön hazırlık yapmayı bile bıraktım. Çocukların muhterem popoları klozete değmeyeli haftalar oldu. Kaka alarmı da uzun süredir ötmüyor. Bu iş nasıl olacak, gerçekten günün birinde benim de kıçında bez olmayan bebelerim olacak mı, bebelerin boşaltım sistemlerinin başarısını teneffüs etme zorunluluğum bir gün bitecek mi, hatta ve hatta bebelerin mürüvvetlerini de görecek miyim diye merak ediyorum. Ama şimdilik bu uzak hayalleri bıraktım daha kısa vadeli dertlerle uğraşıyorum: çiş çıkması!

Uzun -hem de çok uzun- bir süredir her ama her sabah oğlan çişi çıkmış olarak kalkıyor. Aslında bezini yatırmadan hemen önce değiştiriyorum; ayrıca sadece altı, yedi saat gibi gayet de kısa bir süre gece uykusu uyuyor ama gel gör ki her sabah çişi taşıyor! Hem de ne taşma! Atleti, donu, pijaması, uyku tulumu, çarşafı… her gün banyoya yığılıyor. Daha tuvalet eğitimine başlayıp altını açmadan yatak yorgan battı bile. O yetmezmiş gibi ara ara kız da ona katılıyor. Öf! Banyoda her sabah bir çişliler dağı yükseliyor. Kurutma makinem de yok. Çamaşır yetiştiremiyorum. Daha bir posta kurumadan, öteki posta yetişiyor yahu. Ne büyük dertmiş bu arkadaş. Vakti zamanında bir aile büyüğümüz çocuklara “Südüğü (sidiği) kuruyasıcalar” diye bağırırdı da ben de sinir olurdum. Vallahi anladım kadını yaa. Her sabah gözümü açar açmaz, hatta kapalıyken oğlanın üstünü başını yoklamaktan, daha gün doğmadan çişle uğraşmaktan o kadar bıktım ki nereye dönsem çiş kokusu alıyorum, neye dokunsam elime ıslak geliyor. Kafayı çişle bozdum yemin ederim. Hatta durun bir örnekle de ne durumda olduğumu pekiştirerek anlatayım: Geçenlerde internette tütünün prenseslerine rastladım. Bir üçüz annesinin el emeği göz nuru ürettiği tütülerin içinde birbirinden tatlı üç minik kız çocuğu. Mayıştım resimlere bakıyorum. O arada şu resmi gördüm:

hö?

İlk tepkim hö? oldu. “Çişim Çıktı” diye penyeye yazılır mı ayol? Çok muzip bir kadın herhalde bunları hazırlayan dedim. Diğerlerine baktım. Popom pişti / Kıçım dondu / Kakam geldi gibi sloganlar bekliyorum onlardan da. Aa gayet aklı başında şeyler. Allah Allah bunu niye böyle yazmışsa kadın diyerek tekrar resme döndüm ki puhahaha çişim çıktı değil dişim çıktı yazıyormuş üzerinde. Anlayacağınız sonunda bu da oldu, tuvalet eğitimi kâbusu daha başlamadan bana kafayı yedirdi. Aylardır bu derdime bir çare arıyorum.

Öncelikle sıvı tüketimini azaltayım dedim. Benim oğlan sütünü içmeden asla uyumaz. Sütü erken saate aldım. Yatmadan iki saat önce verdim. Bir kaç gün uğraştım. Ama ne yazık ki değişen bir şey olmadı. Oğlan yine uykuya geçmeden sütünü içmek istedi. Anca öyle mayışıyor. İki kez biberon içince de sabah olmasını bile beklemedi çiş çıkmak için. Daha gecenin üçü olmadan çiş vardiyasına kalktık.  Bir iki kez de dalavereye getirdim, ikinci sütü vermeden uyuttum. İki saat sonra deliler gibi bas bas bağırarak kalkıp süt istedi. Allem ettim, kallem ettim ama olmadı. Yıktı apartmanı valla. Artık vermesem üst komşu gelip verecekti sütü. Böylece süt saati değişikliği ile ilgili mevzuat da rafa kalktı.

Sonra bir süredir Çocuğunuz Büyürken Sizi Neler Bekler‘i okuyorum. Yorumlara da sıkça yazılıyordu. Ben de alabilmek için para biriktiriyordum. Malum epey tuzlu bir kitap. Allah’tan bacım yetişti, hediye getirdi. Bayıldım! Gerçekten de süper! İçinde hemen hemen her konuda fikir veriyor insana. Ben de horozlar birliğinin başına geçebilecek kadar erken kalkan oğlumun uyanışına bir çare ararken üç aşağı beş yukarı şöyle bir şeyle karşılaştım: “Çocuğunuzun çok erken kalkmasının sebebi ıslak bezi olabilir.” İşte o an beynimde bir ışık yandı. O gece üşenmedim, kalkıp bir ara altını değiştirdim. Ömründe ilk kez dokuza kadar uyudu bıdık. Sevinçten göbek atıyorum, nihayet çözdüm bu işi diye. Ertesi gece yine dikildim başına. Çaktırmadan altını değiştiriyorum. Tulumu çıkardım, pijamayı indirdim, bezi çıkardım, yenisini taktım, hızla pijamayı geri giydiriyordum ki bizim çakal hareketlendi. Hemen pış pış tış tış uğraştım ettim ama bebe gecenin bir yarısı uyandı ve bir daha uyumadı! B.klu bez elime patladı iyi mi! Şimdi kalkıp değiştirmeye de korkar oldum.

Sonra bu derdimi feyste dökünce bir arkadaş bir numara büyük bez kullan dedi. Zaten en büyük numarayı kullanıyorum. Üzerinde yazana göre 25 kg’a kadar bu bez kullanılabilir. Analarının ilkokula başladığında 18 kg olduğunu düşününce en az üçüncü sınıfa kadar idare eder bebeleri diye düşündüm. Ama yine de aklıma takıldı. Geçen markette bez alırken daha büyük bir şey aradım. Benim kullandığımdan büyük bir hasta bezi vardı, bir deeeeeeeeeeee dı dıdıdıdıııııııım bir markanın “çok işeyen bebeler için 5+” bezi. Tabi üzerine çok işeyen bebeler için diye yazmamışlar. Kibar olsun diye “çok sıvı tüketen bebekler için” yazmışlar. Ama ben anladım mesajı tabi. Hemen yüklendim bezi eve geldim. Akşam törenle taktık oğlana. Sabah yine müezzinden erken uyandı! Tabi yine çişi çıkmış halde. Valla üşenmedim saydım, bir damla bile değişiklik olmamış. Yine güvendiğim dağlara kar yağdı. Boynumu büktüm, kadere teslim oldum.

Diyeceğim o ki bizim bebelerin tuvalet eğitimi alması gerektiği konusunda artık bezler de hemfikir. Onlar bile taşıyamaz oldular bu yükü. Bir an önce bu işin başına geçip kakamız tuvalette, çişimiz tuvalette şarkısını bebelere belletmem gerekiyor. Ama bu kadar işeme potansiyeline sahip bebelerle bu iş nasıl olacak, işte orasını kafam almıyor. Zaten daha gece deliksiz uyumuyorlar, bir de uyuyan bebeyi kaldırıp işetmeye mi uğraşacağım? Yazık değil mi bana? Uyanırsam ben bir daha uyuyamam ki kardeşim. Hem ayrıca bu kadar litre çiş için kaç kez kalkmam lazım? Bir iki, hatta üç, dört kez ile kurtaramayacağım belli. Gece bağlayayım, gündüz açayım desem, ne anladık o işten? Yine çişleri çıkmaya devam edecek. Bir ara oğlana pet şişe takmayı bile düşündüm. Şöyle 2,5 litreliğinden. Sabaha kadar şor şor istediği kadar işesin. Ama ana yüreği işte, rahat edemez diye ona da içim razı olmadı. Öyleydi böyleydi derken ne yapacağımı şaşırdım valla. Merak ettim, sizde de var mı böyle bir dert, yoksa benim oğlanda mı var bir çiş, aman işte iş?

Paylaş: