Bu yazıya “Okulun ilk gününün ardından” diye başlık atacaktım, ama daha günün bitmesine 8 saat varmış. Hay tüküreyim! Kafam kazan gibi, gözümün önünde kelebekler uçuşuyor, canım burnumda valla ha çıktı ha çıkacak… Gözümse yatakta, gece olsa da zıbarsak. Şu halimi gören okul yolunda tır altında kaldım sanır. Çok şükür öyle bir şey olmadı ama ikizleri okula başlattım daha ne olsun? Durun madde madde yazayım, kafamı toparlayamıyorum.

* Dün gece hayatımın ilk “Sabah okul var, erken yatın!” temalı çığrışını yaptım. Tabi ipleyen olmadı. Önümüzdeki 25 sene gözümden bir film şeridi gibi geçti. NAYIIIR NOLAMAAAAZ!

* Güne sabah beşte başladım! İlk günün stresiyle gece uyuyamadım, beşte de dikildim. Çok uğraştım geri dalabilmek için ama nafile 🙁

* En zor kısım bebeleri sabah kaldırma kısmıydı. Her ne kadar “Nihahah bi okula başlasınlar da alıciiim uyuyamadığım bütün gecelerin intikamını” diye sık sık artistlik yapsam da kıyamadım ayol. :/ Ne güzel uyuyorlardı mışıl mışıl. Her gün güneşle birlikte dikilen kadrolu alarmımızın bile kıçında pireler uçuşuyordu. Hayret ki ne hayret. Bir iki dürttüm, baktım kalkan yok, “Amaaaan ilk günden dersler başlamaz zaten,” diyerek bıraktım üstelemeyi.

* Çocukları bilerek ve isteyerek sabahçı yazdırdığım halde (bu kısmı anlatacağım ilk fırsatta) açık konuşuyorum ilk günden pişman oldum. Uyuyan bebeyi uyandırmak eşittir aşı yaptırmak. Çok zor çooook, ana yüreği dağlanıyor valla.

* Saat 8’de artık zorla kaldırdım bebeleri. Kız biraz mızıklandı, oğlan gözünü açar açmaz “Biliyomuşun annea, ürüyamda yobot gördüm, çiş içiyordu,” diyerek şu aralar sıklıkla gördüğü deli saçması rüyalarından birini anlatmaya başladı.

* Kahvaltıda yumurta ve su verdim sadece. Oyy gözünü açar açmaz nasıl kahvaltı edecek bu bebeler yaaa?

* Tuvalet de ayrı bela. Aha buraya yazıyorum kesin okul yolunda “Kakam var” diyecekler! Offf.

* Kız ilk gün giysisi olarak taftalı bayramlığını tercih ederken oğlan pijamalarını çıkarmamak için benimle dövüştü.

* Çantalarına oğlan babasından yürüttüğü cep telefonunu atmışken, kız sadece aksesuar olarak taşıyıp boş götürmeyi yeğledi.

* Çocukların saçını taradım. İlk intiba önemli tabi! Kızınkini tam tarayamadım, önünü tarayıp arkayı tokayla kamufle ettim. Daha taranır hele, aceleye gerek yok, koskoca yeni eğitim öğretim yılı var önümüzde.

* Komşum olmaz dedi diye bebelere ayakkabı giydirdim. Rahat olsunlar diye terlikle götürüyordum valla. Çoraba da o zorladı şu sıcakta. :/

* Okula komşumuzla gittik. Onun da oğlu başlıyor ve aynı sınıftalar. Alışma sürecini çok kolaylaştıran bir faktör olacağını düşünüyorum.

* Bebeler aynı sınıfta. Kesin ayıracaktım ama tek sınıflı bir okula yazdırmak zorunda kaldım. (Bunu da anlatacağım, manyak bi hikâye.)

* Okul yolu konusunda idmanlıyız, okul açılmadan en az on kere çanta takıp okul yoluna düştük. (Anlatacağım, anlatacağım, sabredin.)

* Kız yolda niye bilmiyorum ağlamaklı oldu “Annea sen bizi bırakıp gidecek misin?” diye. O an iyi ki ayrı yazdırmamışım dedim. Bu kız var yaa oyardı beni mızır mızır. Neyse ki kardeşi var yanında. Sakinleşmesi kolay oldu.

* Gittiğimizde millet gelmişti. Öğlenci ve sabahçıları birlikte aldılar. Okulun nüfusu çok az. Sınıfta on kişi olacaklar sanırım taş çatlasa.

* Çocukların en küçükleri galiba bizimkiler. Çoğunluğunun anaokulunda ikinci yılı.

* Veliler çok hırslı. Öğretmen daha bir kitabın adını söylüyor, bir malzemeden söz ediyor, “Hocam onu da alalım, bunu da alalım, ay kaç kuruşluk şey, yavrularımızın geleceği için, şunu da alalım, bunu da yaptıralım…” Dur bakalım kaçı Harvırda gidecek. Ayol altı üstü beben kâğıttan kurbağa kesecek, öküze ahıra giden yolu çizecek, tuvalet kâğıdından fare yapacak , bu hırs ne beee.

* İlk gün sadece öğretmenle tanıştık; genç, şeker bir kadın. Bir de bebelere şeker dağıtmayaydı iyiydi. O da ilk intiba içindir umarım.

* Yolu dahil bir saat bile sürmedi okul maceramız. Çocukların saçını taradığıma değseydi bari diye çok hayıflandım. Allah’tan kızın arka yumağını çözmemiştim.

* Dönüşte biraz parka uğradım. Bebeler yorgunluktan arızaya bağladı. Ben de yürürken uyuyacaktım neredeyse. Güneş de bir vurdu ki oyyyyy, tam güzellik uykuluktu valla.

* Eve geldik, lokma yok tabi bebelere. Nasıl da uykum var. Kız tutturdu “Çeyiz yapmak istiyorum,” diye ağlamaya. Okul sarmadı, B planına geçti anlaşılan. Oğlan da tutturdu çizgi film izleyeceğim diye. Oğlana oyuncak verip, kızı alıp yattım. Kız çeyiz diye böğürdü, böğürdü, tam uykuya geçti, bana da nasıl tatlı bir uyku çöktü, gözlerim kapandı kapanacak derken dannnnn! Oğlan “Anneaaa yemeeeek” diye kafamda bitmez mi? Ooofff kalktım makarna haşladım gözlerim yarı kapalı halde. O yerken koşa koşa duşa girdim, bari uykum açılsın diye. Küçük herif eline bir makas almış, bir an önce banyodan çıkıp çizgi film açmazsam ayağımı kesmekle tehdit etti beni. Ay bu çocuğun ortaokullu hali ne olacak yaa!

Sonuç olarak  şu anda kız hâlâ uyuyor. Gece ne yapacaksak. Oğlana da çizgi film açtım. Yok makaslamasından korktuğumdan değil, tamamen hür irademle. Biraz kafamdan gitsin diye. Göz kapaklarımı zor açıyorum. Baş beyin kalmadı. Daha alışveriş yapılıp akşama yemek yapılacak. Ortalık darma duman, ev toplanacak. Etrafta tüycükler uçuşuyor, süpürge açılacak. Bitirilmesi gereken bir dosyam var. Ooooyyy.

Suni teneffüs. Evet tam olarak ihtiyacım şu an bu: Suni teneffüs! Okulun ilk gününden nefes alacak hal bırakmadılar insanda yaaaa. 🙁

 

okulun ilk günü temsili (bugün yorgunluktan resim çekemedim :/

okulun ilk günü temsili (bugün yorgunluktan resim çekemedim :/

Paylaş: