(Bu yazı taslakta bekliyordu nicedir. O yüzden bayat bayat kokabilir. Burnunuzu kapatıp okuyun.)

Ooo bakıyorum da mart kapıdan baktırmış, herkeste bir okul telaşı başlamış. Çocuğu seneye nere göndersem derdi aylar öncesinden stres hormonlarını salgılatmaya başlamış.

Her sene bu aylarda bloglar çiçek açıyor: “Okulumuzu seçerken nelere dikkat ettik?” cinsinden. Kaç okul gezdik, nelere baktık, kaç seminer dolandık, kaç uzmana danıştık, hedefteki okulların öğretmenlerinin master durumları ne, okulda yüzme dersi var mı, sanat dersleri ne ağırlıkta, binicilik, satranç gibi ne tür faaliyetler sunabiliyorlar, ikinci yabancı dili ne kadar veriyorlar, bilimsel deneyleri nerede yapacaklar, okulun eve uzaklığı ne, servislerinin güvenilirliği ne kadar, yemekleri ne kadar organik, bahçe durumu ne, çevresi, öğrenci&veli profili nasıl… Amanın bir milyon kriter. Orası mı olsa şurası mı olsa? Acaba neresi içimize sinse? Seçim yapmak da zor iş valla. Anacığım boşuna dememiş “Zenginler neler çekiyor da sizin haberiniz yok!” diye.

E artık benim bebeler de okullu. Kaç yıllık da blogırım. Bir okul seçimi yazısı yazması bana da şart oldu gari.

Efendim, okulu seçerken şükür ki bizim hiç böyle dertlerimiz olmuyor. İşin aslı paramız olmadığı için seçim yapma derdimiz de yok. Biliyoruz ki en yakın mahalle mektebi gelecek senenin de adresi. Ne biz okulların peşinde koşup yoruluyoruz ne de okullar bizim.

Gerçi ben koşmayayım da onlar benim peşimde koşsunlar ister miydim? Ne yalan söyleyeyim, isterdim valla. Geçen sene herkes telefon numaralarının özel okullar tarafından ele geçirildiğinden, sürekli aranıp rahatsız edildiklerinden falan yakınıyordu. Bizim de numaramızı bırakmamız gerekmişti bir seferinde, yanılmıyorsam bebelere beleş balon alabilmek için. Neyse efendim, bekliyorum ki beni de bir arayan olsun. Ben de millete “Öff yaaa, bizim de numarayı almışlar, yakamdan düşmüyorlar,” falan diye iki hava atayım. Bekle, bekle, bekle… Bir arayan yok. Acayip ezik hissettim kendimi. “Fakiriz diye aramıyorlar hüüüü,” diye bunalıma girdim.

Derken bir gün telefonum çaldı. Tanımadığım bir numara. Açtım. “Merhaba, çocuklarınız için arıyoruz, bilmem ne koleji,” demesin mi karşı taraf. Ayy heyecandan elim ayağıma dolaştı. “Çocuğunuzu kaydettirmeyi düşünür müsünüz?” gibi bir şey dediler. Tam o sırada elimden ahizeyi bilinçaltım kapmasın mı? Salak salak “Ayyy çok isteriz, ama paramız yok,” demesin mi? Hay tüküreyim senin bilinçliğine de altlığına da! Ne karışıyon sen? Belki ben “Ay bilmem kii, peşimizde de çok okul var, bir türlü seçemedim,” falan diye ayak yapacağım, egomu tatmin edeceğim. Sana ne oluyor be? Karşı taraf da bu lafı duydu, insan bir der ki “Üzülme bacım, sen bir gel, fiyatta bir ayar çekeriz sana.” Yok valla! Hmmm tamam o zaman dedi, şak diye suratıma kapattı! Bir daha da arayış o arayış. Tahminimce fakiriz diye tüm sistemden kütüğümüzü sildiler. 🙁 Bak aradan iki yıl geçti, bir kere daha arayan soran olmadı.

Yani diyeceğim o ki bacılar, gelecek sene için de okul seçimimizi hiç yorulmadan, kaygılanmadan, uykusuz kalmadan, kılı kırk yarmadan, stres yaşamadan yaptık elhamdülillah. Allah ömür verirse inşallah en yakın mahalle mektebinde anaokuluna devam edecek bılişler. Geçen sene de böyle rahat bir seçim yapmıştık. Okula başlamadan da dua etmiştim bebelere “Allah iyi bir öğretmen nasip etsin,” diye. Elhamdülillah duam da kabul oldu. Dünya tatlısı bir öğretmenle okul hayatlarına başladılar. Bundan sonrası da öyle devam eder inşallah.

Paylaş: