Bugün Yetiş Secce Bacı yazılarına devam ediyorum. (Bkz. 1. bölüm) Bildiğiniz gibi temamız: bir ya da birden fazla bebenin olduğu kaos ortamında kafayı oynatmadan bebe büyütmek.

Bugün işleyeceğimiz konu ise ev temizliği. Güldünüz değil mi? Ben de güldüm yazarken. 😉 Günün birinde benim gibi bir pasaklıdan temizlik tüyoları almayı beklemiyordunuz herhalde. Haklısınız. Zaten ben de temizlik değil pasak tüyoları vereceğim. 😉

Öncelikle söyleyeyim de başlamadan bitireyim bir tartışmayı. Benim sözlerim “Üç küçük çocuğum var, evim bal dök yala, nefis de yemekler yaparım, her gün misafir ağırlarım,” diyen annelere değil. Kendilerini takdir ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Kimseyi zorla pasaklı yapmaya çalışmıyorum. 😉 Benim lafım yapabilenlere değil benim gibi yapamayanlara.

Çocuklarım küçükken evimin halinin resmini paylaştığımda “Iyy nasıl oturuyorsun bu evde?” diyorlardı. Evet, çok dağınıktı, kabul ediyorum. Ayağımın altında iki küçük çocuk, geceleri uyku yok, gündüz dinlenme yok, yardım eden yok ve “Iyy nasıl oturuyorsun bu evde?” Keyfimden oturmuyordum yani. İşleri protesto ettiğimden de yapmıyor değildim. Sanıldığı gibi pasaklı olmaya da bayılmıyorum. Evim almış başını giderken “Ayyy ne hoş bir ortam, bakarak kahvemi yudumlayayım” da demiyordum. BEN SADECE EVİ TOPLAYAMIYORDUM! -E BİLMEK FİİLİ: MUKTEDİR OLMAK. BEN EVİ TOPLAMAYA MUKTEDİR DEĞİLDİM! YAPAMIYORDUM! Bu kadar.

“E çocuklar uyurken yap!” Bunu da çok duydum. Çocuklar uyuyor muydu ki? Hadi uyudular, yemek ne zaman yapılacak? Ben ne ara dinleneceğim? Onlar üç beş dakika sonra çivi gibi yerinden fırlayacaklar. Ben pert halde güne devam edeceğim. Sinirlerim iyice bozulacak, çır çır çığıracağım çocuklara. Bir ara yapmaya çalıştım, olmadı. Aman evin temizliği de batsın yaaaa dedim. Yoksa ben batacağım. Dibe giderken iki bebeyi de yanımda götüreceğim. Önemli olan biziz dedim, kapattım konuyu.

Şimdi o günler geride kaldı elhamdulillah. Evim çok daha iyi koşullarda. Yine alıp başını gittiği oluyor ama artık bir ucundan toparlayabiliyorum. Çocuklar da sağ olsunlar, çok yardım ediyorlar artık. Yani diyeceğim o ki geçecek bu günler. Yine en az hasarla atlatmaya bakın. Nasıl mı? İşte bir iki tüyo:

1. Evdeki fazlalıklardan kurtulun. Ne kadar az eşya, o kadar az dağınıklık, o kadar çok mutluluk. Harika bir kitap önerim var. Ta-daam! Okumadıysanız mutlaka okuyun ve evdeki fazlalıklardan bir an önce kurtulun.

9863fd76-25fa-4c45-b2af-60ead6e383f4

2. Tüm evi açamıyorsanız, bari bir odanızı çocuklara göre tasarlayın. Çocuklara rahatlıkla dağıtabilecekleri bir ortam sağlayın. Aha resimde yanılmıyorsam 2 yaş dönemi. Odada sadece bir çekyat, benim takılmam için bir bilgisayar, bir de tırmanıp resim çekebilmem için bir kitaplık var.  Daha rahat edecekseniz öteki odaları toplayıp kapılarını kilitleyin. Döküntünüz bir odada kalsın. Aniden biri gelecek olsa döküntülü odayı kapatıp ötekileri açar, şanınıza şan katarsınız. 😉

Screenshot_2015-03-26-09-18-22

3. Çocuklar uyurken iş yapacağım diye kendinizi paralamayın. Neyi seviyorsanız, neyi istiyorsanız onu yapın. Siz de şarj olun biraz. Yatın uyuyun mümkünse. Değilse kitap mı okursunuz, bir arkadaşa telefon mu açarsınız, blog mu yazarsınız, bir hobinizle mi uğraşırsınız, boş boş duvara mı bakarsınız… Sadece sizi iyi hissettirecek şeyler yapın. Ben bu blog sayesinde kafayı kırmaktan kurtuldum mesela. “Yazı yazacağına kalk evini topla,” diyen çok kişi oldu ama… 😉

4. Milletin lafından çekinmeyin, car car öter onlar. Yok evin dağınıkmış, yok bilmem neymiş, amaaan çok da fifi. Herkes kendi evine baksın.

5. Yardım istemeye çekinmeyin. Bir komşunuz, bir arkadaşınız çocukları biraz oyalarken ortalığı toparlamak kendinizi çok daha iyi hissettirebilir. Kimse de bir yarım saate yok demez. İsteyin anacım, bugün size, yarın onlara.

6. Babayı da işe katın diyeceğim ama sanki benim dememle. Katabiliyorsanız katın tabi ki.

7. “Onlar dağıttı, ben topladım, onlar dağıttı, ben topladım, onlar dağıttı, ben topladım…” Toplamayın anacım. Baktınız ki dağıtmayı bırakmıyorlar, toplamayın. Sonra yorulursunuz, siniriniz bozulur, hırsınızı çocuktan çıkarırsınız. Bırakın dağınık kalsın, gönüller şen olsun.

8. Evi dağınık görmeye dayanamıyorsanız sokağa atın kendinizi. Ben uzun bir dönem sokakta yaşadım, hatırlayacaksınız.

9. Çocukların zarar vereceği kıymetli eşyaları toplayın. İncikler, boncuklar, çiçekler… ortada olmasın bir zahmet. Böylece vay şunu kırdı, vay bunu çekti derdiniz de olmaz. Hadi diyelim, kırdı, kopardı, koydu. E ne olacak? Yavrunuzdan kıymetli bir şey mi var Allah aşkına? Onu da o kırıversin amaaaan. Hiç takmayın. Nazar çıktı, hadi geçmiş olsun.

10. Çocukların merak duygusunu tatmin edin. Bir süre sonra merak edip döküp saçmaktan vazgeçerler. Mesela benim kızım lambaya ellemek istiyordu. Yatağımın üzerine sandalye kurdum, onun üstüne minderler koydum, kızı lambaya çıkardım. Üç dakika sürdü. Oğlan da dokundu. Konu kapandı. Çocuklar istedikleri şeye ulaşınca hırçınlıkları da azalıyor. “Amaan lambaya ellenince ne olacak?” demeyin. Ellediler bitti işte. Yoksa ikna etmeye çalış dur, ama annecim ellersen, elin yanarsa, lamba kırılırsa, boyun yetmezse, vır vır vır… Kim uğraşacak yaa?

11. Çocuklar döktüğü, dağıttığı zaman ellerine vurmayın, bağırıp çağırmayın. Evi döküp sizi yormaya değil sadece dünyayı keşfetmeye çalışıyorlar. Siz ne kadar kısıtlarsanız o kadar hırçınlaşırlar. Bırakın döksünler. Her tarafı döktürmek istemiyorsanız dökebilecekleri bir yer bırakın da tatmin olsunlar. En fazla 6 ay-1 sene dökecekler çekmeceleri, dolapları. O kadar sıkıntıları da olsun yani. Kolay mı doğuyorlar ayol?

12. Dökülenleri çocuklarla toplamayı oyun haline getirin. Oyuncak sepetine basket atabilirsiniz. Ya da müzik çalarken hızla toplayıp müzik durduğunda toplanan eşya başına puan verebilirsiniz. Hayal gücünüze kalmış işte. En bezgin halinizle “Hadi oyuncakları toplayııın,” demek hiç bir işe yaramaz. İşin içine dahil olun. Bir süre sonra onlar kendileri halletmeye başlayacaklar zaten.

13. Bakıyorum da kendime, çocuklarımı en çok hırpaladığım günler temizlik günlerim olmuş hep. E kolay değil. Yoruluyorsunuz, sinirleriniz bozuluyor, üzerine bir de bebeler hiç çekilmiyor. Bir de “Aman yeni temizledim, dağılmasın, dökülmesin,” derdi insanı mancınık gibi geriyor. İlk fırsatta fıırrrr! GÜMMM! O yüzden büyük temizliklerden kaçının. Başına geçip bütün işi bitirmeye çalışmak yerine ufak ufak işler yapın. Önceliklerinizi belirleyin. Neyi yapmanız şartsa ona göre günlük planınızı yapın. Ütü mü şart? Tamam, mutfak kapısını silmek yarına kalsın öyleyse. Lavabo mu ovulacak? Tamam, fırını da yarın temizlersiniz. Aslında çok minik minik görünüyor ama kendinizi yormadan kısa süreli hedeflere ulaşmak kendinizi de daha iyi hissettirir, evi de bir nebze olsun daha yaşanabilir hale getirir. Yapılacakları listeleyip bittiğinde yanına tik atmak da acayip motive edici. Mutlaka deneyin.

14. İşleri erteleyebilmek de bazen hayat kurtarır. Ben mesela bir gün mutfağı topladım. Yaladım yuttum ama canım da çıktı. Tam mutfaktan çıkıyorum paat diye kocaman bir borcamı kırmayayım mı? Delirecektim. Durdum, düşündüm, kapıyı çektim çıktım. Aman bee, canımdan önemli mi? Dinlendim, bir kaç saat sonra kendimi iyi hissedince temizledim. Hiçbir şey canımızdan kıymetli değil, sallayın gitsin. Elbet yapılır bir gün.

15. Bazıları akşam çocuklar uyurken hemen evi toparlar. Çok güzel bir fikir. Ayak altında çocuk yokken hızlıca yapıverirsiniz. Sabaha da düzenli bir eve kalkmak insanı mutlu hissettirir. Ama ben bunu bile yapamadım. Onlar düştüğü an sızdım. Paralamayın kendinizi toplayacağım diye, yarın yine dağılacak nasıl olsa.

16. Bu günler geçecek… Gerçekten. O yüzden çok da takmayın kafanıza. Çocuklarla güzel vakit geçirmeye bakın. Ev işi nankör zaten. Yap, yap, yine batacak. Ama çocuklar nankör değil. Her türlü emeğe değerler. Bir daha çocuk da olmayacaklar. Bırakın sinirleri bozuk, gergin, bağırıp çağıran bir anne yerine, eğlendikleri, güldükleri bir anne hatırlasınlar.

Haydi, iyi eğlenceler. 😉

Paylaş: