(Daha önceki madam yazıları için bkz. 123, 45, 6)

Düğünüme kısa bir süre kala anam dedi ki hadi beyaz eşya alışverişine gidiyoruz. Of dedim yaaa. Benim ne işim var beyaz eşya alışverişinde, ben ne anlarım beyaz eşyadan? Siz gidin seçin dedim ama anam laf anlamadı, çeke sündüre beni büyük bir beyaz eşya dükkanına götürdü. Vauuvvv beyaz eşya dükkanı da dükkandı hani. Kırk bin çeşit şey var. Üstelik adının beyaz olduğuna bakma, grisi bile var. Teknoloji ne kadar ilerlemiş de haberim yokmuş.

Ağzım açık ayran budalası gibi ben sağa sola bakarken bir kız geldi yardımcı olmak için. Tam da çamaşır makinelerinin karşısındayız. Görevli makineleri tanıtmaya başladı. İşte elli derece programı var, atmış derece programı var, yarım yükü var, ekstrası var… Bıdı bıdı… Anlar gibi baş sallıyorum ben de. Makine de çok değişik ha. Hiç böyle bir çamaşır makinesi görmemiştim. Bir tuhaflık var ama neresinde bir türlü çıkaramadım. Kız da kurulu bebek gibi anlattıkça anlatıyor. Annem bir iki şey soruyor, ben de Avarel gibi bakıyorum. Kız anneme dedi ki “Makine size mi olacaktı?” Bende hiçbir gelin olabilirlik emaresi görmedi demek ki. “Hayır,” dedi annem, “kızıma.” Kız bana döndü, “Ne düşünürsünüz, hangisini beğendiniz,” dedi. Ay ben ne bileyim yaa, anlattığını da anlamadım ki diyemedim tabi. Çok da ilgisizmiş gibi görünmemek için “Bilemiyorum, tam karar veremedim,” dedim. Sonra da ev işinden anlarmış gibi görünmek için biraz da teknik konuşayım dedim: “Beyazlar  için hangi programı tavsiye ediyorsunuz?” Kız boş boş bir bana, bir de anneme baktı. “Anlayamadım,” dedi. Hah işte böyle yamulturum adamı. Bak ev işinden anlamadığımı sanmıştı. Bakma yapmıyoruz etmiyoruz ama biz de biliyoruz herhalde. Hafif de gururlanarak “Hani çamaşırı beyazlar renkliler diye ayırırız ya, beyazlar için hangi programı kullanacağım?” dedim. Kız dedi ki “Şey hanımefendi, bu çamaşır değil, bulaşık makinesi!”

HÖNK!

AHAHHAHAHAHHHA

Geberdim lan! Hele ben de diyordum bir tuhaflık var bu makinede diye.

Annem de kıza demesin mi “Bak işte güzelim, çektiğimizi anla. Biz kimi gelin etmeye çalışıyoruz!” Yerin dibine girdim valla!!! Oyy ne gündü ya!

Neyse aradan on sene geçti. Bu süre zarfında anamın evinde öğrenmediğim her şeyi bin bir çileyle öğrenmek zorunda kaldım. Derken çocuklarım oldu. Benim çektiklerimi onlar da çekmesin diye sıvadım kollarımı. Sürekli iş belletiyorum bebelerime. Yaş dört buçuk, evdeki sorumlulukları şöyle:

Yataklarını toplamak:  Dört yaşından beri yatak toplama talimi yaptırıyorum. Artık yataklarının kendi sorumluluklarının olduğunu biliyorlar. Kızım bana hiç söylettirmeden, sabah okula gitmeden topluyor yatağını. Gözlerim doluyor, “Seni gerçekten ben mi doğurdum ulen,” diyorum. Maşallah. Geçen gün odalarına girdim ki kızın yatağında sadece yorgan serili. Örtüsü yok. “Örtüsünü neden örtmedin, anneciğim?” dedim. “Örttüm ya,” dedi. Yorganın altına örtmüş. Güldüm. Niye böyle yaptın dedim. “E her seferinde üste mi sereceğiz, bir değişiklik olsun dedim,” dedi. Akıllı kız vesselam, benim bile aklıma gelmezdi böyle değişiklik. 😉

Kız iyi de, oğlan hiç oralı değil. Sabah yatağı bırakıp okula kaçıyor. Ama gelince toplatıyorum ben de.

Öz bakım: Diş fırçalamak, sabah yüz yıkamak, yemekten sonra ellerini yıkamak uzun zamandır kendi sorumluluklarında. Kıza hatırlatmam gerekmiyor ama oğlan ağzının ve elinin yağıyla parlak parlak gezmeye bayılıyor. Genelde söylemem gerekiyor. Çişten sonra tahareti de hallediyorlar artık. Kakadan sonra yine beni çağırıyorlar ama onu da yakında aşarız gibi geliyor bana.

Üstlerini giyme: Sabah okul için kısıtlı vaktimiz olduğundan bin kere hadilememek için genelde ben giydiriyorum. Ama onun dışındaki zamanlarda artık kendileri soyunup giyiniyorlar. Dün ilk kez gece üstlerini değiştirip pijamalarını ve tulumlarını kendilerinin giymelerini istedim. Açıkçası yapabileceklerini hiç düşünmemiştim. Tulumları giymek zor. Bir de yatmadan önce iç çamaşırlarını değiştirmeleri gerekiyor falan. Kesin halledemezler dedim. Aaa utandım kendimden valla. Üç dakikada soyunup giyinip geldiler. Oğlan donunu giymeyi unutmuş, aklına gelince tulumun üzerinden giymeye kalktı ama o kadar kusur kadı kızında da olur dedim. 😉

Çıkardıklarını kaldırma: Artık çıkardıklarını da yerlerine koymaya başladılar. Kirliyse çamaşıra atıyorlar, temizse çekmeceye tepiyorlar. Çekmeceye katlayıp koyma bir sonraki aşamamız. Ona da kısa zamanda geleceğiz inşallah.

Sofrada ihtiyaçlarını karşılama: Çok uzun zamandır masaya oturmadan kaşıklarını, çatallarını kendilerine aldırıyorum. Bir nevi kendi sofralarını kuruyorlar. Makinedeyse makineden alıyorlar. (Makineye keskin nesneleri ters koymayı unutmayın, Allah korusun!) Susayınca da sularını kendileri alıyorlar. Daima tezgahta onlar için bardak bırakıyorum. Ama oğlan damacananın ağzını pipet gibi kullanmayı tercih ediyor. Aman olsun işini halletsin de, pratik çözümlere daima açığız. 😉

Yemekten sonra bulaşıklarını makineye koyuyorlar.

Oyuncak toplama: Bizim eve oyuncak toplamak biraz alengirli bir iş. Pasağıma aldanmayın, aslında çok takıntılı bir tipim. Her oyuncağın yeri ayrı. Aynı sepete tepiştirtmem. Arabalar, ahşap oyuncaklar, mutfak malzemeleri, legolar… hepsi ayrı kaba giriyor. Öğrendiler, öyle topluyorlar.

Kırtasiye malzemelerini toplama:  Burada da kafa aynı. Defterler, türüne göre kalemler, kitaplar… hep ayrı yerlere. Sulu boya suları lavaboya dökülüp bardaklar makineye. Sulu boya sonrası masayı temizlemek de onların işi.

Arka odayı süpürmek: Arka odamda halı yok. Pek eşya da yok. Süpürmesi kolay. Evi süpürünce son odayı onlara ayırıyorum. Onlar süpürüyor. Çok eğleniyorlar. Kız gayet iyi bir iş çıkarıyor. Oğlan nanay. Geçen gün oğlana verdim süpürsün diye. Dakikalarca makine öttü öttü, artık pırıl pırıl olmuştur diye odaya bir girdim. Küçük bey yatmış yere kitap okuyor, süpürge kendi kendine çalışıyor. Neyse böyle böyle öğrenecek. 😉

Ufak tefek yardımlar:  Çamaşırları renklerine göre ayırıp makineye atma, çamaşırları asma, ortadaki bardağı çardağı mutfağa taşıma, çorap teklerini eşleştirme… El altında ne varsa işte.

Kızım durumdan çok memnun. Sürekli “Anneciğim, başka ne iş yapabilirim?” diye dolaşıyor. Ne yalan söyleyeyim, bazen cama çıkartmak için erken mi acaba diye düşünürken buluyorum kendimi. 😉

Oğlansa nefret ediyor işten güçten. “Onu yapmazsan bunu yapamazsın,” mantığıyla iş yaptırmak zorunda kalıyorum. Çocuk ne kadar nefret ettiyse iş buyurmamdan, geçen gece “Yatmadan çişini yaaaaap” dediğimde, “Ya anneciiim yaaaa, ben senin hizmetçin miyim? Her işi bana yaptırıyorsun. Bıktım artık!” diye bağırdı.

Valla kendim için bir şey istiyorsam namerdim. Aman öyle oğlan öğrensin, ileride karısına yardım etsin, kız kocasına hizmet etsin gibi amaçlarım da yok. Hayatın ne getireceğini kimse bilemez. İkisi de öğrenebilecekleri her şeyi öğrensinler, bir şeyler için sürekli başka birine muhtaç olmasınlar istiyorum. Hayatta ne öğrenirlerse kârdır. Anneanneciğimin dediği gibi, bilsinler de ister yaparlar, ister yapmazlar. Hadi çamaşır makinesi, bulaşık makinesi karışır neyse de en azından domestosla domates sosunu da karıştırmasınlar. 😉

Paylaş: