Bebelerim maşallah beş yaşını devirdiler. İkiz olduklarını öğrenir öğrenmez insanlar artık “Tüpler mi?” diye sormuyor. Evet tüp bebek furyası var ama sanırım tüp çocuk kavramı henüz tam olarak yerleşmedi memlekette. Şükür ki “Yumurtaları çift sarılı mıydı, tek sarılı mı? / Aynı acıyı hissediyorlar mı? / Hangisi büyük?” gibi lüzumsuz sorular da tarihe gömüldü. Şimdi varsa yoksa insanlar birbirlerini kıskanıp kıskanmadıklarını, kavga edip etmediklerini merak ediyorlar.

Daha önce de yazdığım gibi maşallah gayet iyi anlaşıyorlar. Birbirlerini seviyor, koruyorlar. Biz de ana baba olarak aralarında ayrımcılık yapmamaya özen gösteriyoruz tabi. Ama yine de gel gör ki sevgi kıskançlıkları çıkıyordu arada. Kız sürekli “Ama kardeşimi daha çok seviyorsun, beni o kadar sevmiyorsun,” tipinde cümleler kuruyordu.

Uzun zamandır düşünüyordum nerede hata yaptık diye. Yani hep birlikte öptük, birlikte yaladık bebeleri. Birlikte vakit geçirdik. Nerede ayrımcılık yaptık da kız daha az sevildiğini düşünüyor diye çok paraladım kendimi çooook. Ve nihayet derdime dermanı buldum!

Size hiç söyleme fırsatım olmadı sanırım ama geçen sene Mehmet Teber’in ebeveynlik derslerine katıldım. Derslerin birinde konu sevgi dilleriydi. Efendim insanlar beş şekilde sevdiklerini gösterirlermiş. Kimi sevgisini sevdiğine hediye alarak, bir başkası hizmet ederek, öteki öpüp okşayarak… falan belli edermiş. (Sevgi dilleri hakkında daha çok açıklama isterseniz tık tık.) Ve insan sevildiğini de yine aynı dille hitap edildiğinde anlarmış.

Ben fiziksel teması seven bir insanım. Birini seviyorsam onu öper okşarım, onunla vakit geçiririm, çene yaparım. Bebelerime de sevgi gösterme biçimim aynıydı. Mütemadiyen öpüp okşuyor, boğuşuyor, güreşiyordum.

Bir an durup düşündüm. Evet, benim oğlan da öperek, sarılarak sevgi gösteriyor. Bu durumda onun için kullandığım yol gayet iyiydi. Tatmin oluyordu. Peki ya kızım?

Çok çok ilginç bir şekilde kızım bana sevgisini öperek falan göstermiyordu. Onun gösterme şekli – inanmayacaksınız ama – iş yapmak! Yani sevgi dili hizmet etmek. Sübhanallah! Nasıl bir genetik karışıklık oldu bilmiyorum ama kocamdan olma benden doğma yavrum sürekli sağı solu toplayıp, etrafımda dolaşıp bana nasıl yardım edebileceğini falan soruyor. Sık sık da “Anneciğim senin için ne iş yapabilirim? / “Sana yardımcı olmaya bayılıyorum!” falan diyor. Hayatta en çok sevdiği şey benimle iş yapmakmış!

Yanılmıyorsam yaş 3.5. Babasına çay götürüyor.

Ben övmeyeyim el övsün diyeceğim ama şunu göstermeden de geçemeyeceğim: yaş 3.5. Babasına çay servisi yapıyor. Heyt be analar neler doğuruyor maşşşallah!

Ha bu arada -aynı anda doğan, aynı evde büyüyen- küçük herifin bırakın beni mutlu etmek için evi toplamasını, çıkardığı donu bile yeri geliyor tavandan topluyoruz.

kanıt

kanıt!

Anlayacağınız, bu sevgi dili işini çözeli coştum. Sürekli canım yavruma sevgimi göstermek adına iş gösteriyorum. Ana kız çok mutluyuz. “Kardeşimi çok seviyorsun, beni sevmiyorsun,” muhabbeti de bitti gitti. Ohhh hazır bayram da yaklaşırken sevgiye doyuracağım yavrumu, mutluluktan uçuracağım, bulutların üzerine çıkaracağım…

Hmm düşündüm de cama çıkarmak için erken mi acaba?

😉

Paylaş: