Bloğa bir süre yazamayıp, sonra yazı girmeye gıcık oluyorum. Nereden başlayacağıma bir türlü karar veremiyorum. Burada yazamadığım dönemlerde malumunuz kitap yetiştiriyorum. Tüm yazma enerjim kitaba gittiği için cümle yazacak halim kalmıyor. Bu arada yazacağım şeyler olduğunda defterime notlar alıyorum. Kitap bitiyor, bloğa yazı gireyim diyorum, notları açıyorum, bu sefer notlar hiç tanıdık gelmiyor. ?

En güzeli her şeyi sıcağı sıcağına yazmak. Ne güzel konularım vardı, anlatamadan bitti gitti. :/ IG’ye falan yazayım diyorum, o da blog tadını hiç vermiyor bana. Yazmasam içime dert oluyor. Bak bloğa başlayalı kaç sene oldu. Açıp okuyorum, gülüyorum eski yazılara. “Aa gerçekten böyleydi” diyorum. Yazmasam hepsini unutup gidecektim.

Aklımda kaldığınca son ayları özetleyeyim. En son Mayısta yazmışım. Ramazan’dan başlayayım bari.

Hayatımın en zor Ramazan’ı (Allah sağlık sıhhat versin, daha zorundan korusun) çocuklarım 2-3 yaşındayken olanlardı. Biri sabahın altısında öteki yedisinde ayağa dikilir, akşama kadar aksiyon hiç bitmezdi. Zaten geceler delik deşik. Uzun, sıcak günler… İftarda en uyduruk, en kıytırık yemekler…

Sürekli parka götürürdüm çocukları, yorulsunlar da öğlen uyusunlar diye. Uyurlar mıydı? Nerdeee! Biri kucakta, öbürü ayakta, salla babam salla. Birini uyutursun öteki kaçar. Kaçanı yakalarsın ilk uyuyan ağlar. Ola ki ikisini bir uyutmayı başarırsam öyle bir uyurdum ki kuyuların dibinde…

Bu sene de sanırım çocuklu hayatımın en rahat Ramazan’ını geçirdim. 🙂 Çocuklar ya okuldaydı, ya sokakta. Ben de on dönüm bostan yan gel Osman düsturunu izledim. ?

Yine bir gün kız sokakta. Oğlan da odasında oyun oynuyor. Kanım kaynadı bebeme. Gideyim yatağına uzanayım da oyununu izleyeyim dedim. Sevgiyle bakıyorum. Fark etti. Yanıma uzandı. Ona eski Ramazanlarımızı anlattım. Tandır gibi güneşin altında aç biilaç halde parklarda süründüğümü, gece gündüz peşlerinden koştuğumu, yeter ki tepemde zıplamayı bırakıp biraz kıçları üzerinde otursunlar diye ağzım dilim kuruyarak kitap okuduğumu… Gülüştük. Tatlı bir uyku çöktü üzerime. Oğlan dedi ki “Sana masal okuyayım mı anneciğim?” “Oku len,” dedim, “eski günlerin anısına. ?

Masal kitabını aldı. Birini seçti. Okumaya başladı. Birkaç paragraf sonra kelimeler kafamda birbirine karıştı, olay dağıldı, sesler uzaklaştı… Derken yanağıma minik bir öpücük kondu. Gülümseyerek tatlı bir uykuya daldım.

Gözlerimi açtığımda çok güzel dinlenmiştim. Evde tık yok. Yanımda bir kâğıt buldum:

Hep sefaletimle hatılamayın beni istedim. Bu da güzel bir anı olsun geleceğe inşallah. ♥️♥️♥️

Paylaş: