Sıra dışı doğum hikâyeleri – 2 – Kapının önünde doğuran kadın :)

Her ne kadar ikinciyi doğuranlar “Ya ne alakası var Allah’ını seversen, hiç farkı yok vallahi” deseler de ikinci doğum daha kolay olur derler. İşte size bu kadar da kolay olmasaymış keşke dedirten kolay bir ikinci doğum hikâyesi. Sultan Anne’den komedinin doruklarında bir yazı geliyor, bu anıyı bizimle paylaştığı için kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Buyurun… Okumaya devam et Sıra dışı doğum hikâyeleri – 2 – Kapının önünde doğuran kadın 🙂

Sıra dışı doğum hikâyeleri – 1. bölüm – Tekerlekli sandalye

Henüz kendi doğum hikâyemi tamamlayacak vaktim olmadı. Ama yazacağım, aklımda. Geçen gün feysteki bir iletime gelen yorumlardan ilham alarak sizden gelen sıra dışı doğum hikâyelerine yer vereyim dedim. İlk hikâyemiz Zehra Anne’den. İkizler normal doğamaz diyenlere kapak olsun bu hikâye. Sizi Zehra Anne’nin kalemiyle baş başa bırakırken bir kez daha hatırlatayım, sizin de sıra dışı… Okumaya devam et Sıra dışı doğum hikâyeleri – 1. bölüm – Tekerlekli sandalye

Salın da geeel saaalııın daaaaaaaaa

Hani demiştim ya çocuklarımın bana çekmesini istemediğim özelliklerim var. Bunlardan biri de kalaslığım. Yani tamam, ince narin bir insanım, ama şöyle bir düğüne müğüne gidelim, ortada müzik çalsın, insanlar şıkır şıkır oynasın, hele biri de bana zorlatsın “oturmaya mı geldin, kalk kız, iki de sen dön” desin, valla kaskatı kesiliyorum, kalas oluyorum resmen ya. O yüzden nefret… Okumaya devam et Salın da geeel saaalııın daaaaaaaaa

Uslu bebeğin sırrı!

Hiç düşündünüz mü niye sizin çocuğunuz gecede en az onbeş kez kalkarken bilmem kimin yeni doğan bebesi sabaha kadar gözünü açmadan uyur? Ya da hiç merak ettiniz mi niye sizin bebeniz arabaya binince yerleri yırtar da bilmem kimin bebesi arabada fıs diye uyur? Ya da hiç aklınızı kurcaladı mı, niye sizin bebeniz midesine giden her lokmayı itinayla suratınıza… Okumaya devam et Uslu bebeğin sırrı!

Bebenin ağzına gever verip gebermek!

Hani derler ya “Allah çok dinleyesin diye iki kulak, az konuşasın diye bir ağız vermiş,” ilk kim dediyse güzel demiş. Henüz twitter’da rastlamadım ama Mevlana falandır büyük ihtimalle. Ondan çıkar böyle beylik laflar. Az konuşmak güzel şey. Ne çekerse insan çenesinden çekiyor. İki düşüneceksin, bir konuşacaksın. Hele muhatabın bir bebeyse otuz altı kez düşüneceksin, sonra… Okumaya devam et Bebenin ağzına gever verip gebermek!

Yeni ev, yeni düzen – Gece hayatı

Taşınmak zor iş. Harbi. Taşınmamız gerektiğini duyduğumda önce korktum, sonra içimi bir mutluluk kapladı. Daha önce çok taşınmıştım. Korkum elbette bu tecrübeyi iki bebe ile yaşamaktı. Mutluluk ise yeni bir düzen kuracak olduğum içindi. Zira evde büyük değişiklikler yapmanın vakti çoktan gelmişti.

Çürük Çene

Çocukların en güzel gelişim aşaması nedir biliyor musunuz? Yani bence. Yuvarlanmak, emeklemek, yürümek… falan hiç değil: Konuşmak. Yaa var ya insanın bebesinin konuşması öyle garip, öyle tatlı bir şey ki insan bebeyi tutayım, ağzını koparayım, hop diye yutayım istiyor. Sözcük dağarcıklarına katılan her kelime ile birlikte bendeki bu “bebenin ağzını yutma” isteği de hızla artıyor.… Okumaya devam et Çürük Çene