Kavgacı bir insan değilim. Kavga etmem, kavgayı hiç sevmem. Bebelerim de kavga etmesin diye elimden geleni yaparım. Ama işte iki yaşında iki küçük çocuğu aynı ortamda kavgadan uzak tutmak biraz zor oluyor. En ufak bir şaka anında kakaya dönüşebiliyor. Kahkahalar atarak birbirlerini itekleme oyunu yerini bol gözyaşı ve çığlık çığlığa bir bağırışa bırakabiliyor. Evde kavga… Okumaya devam et Hayat kavgası
Hasar Tespit
Sürekli hastalıklarını anlatan insanlara gıcık olurum. Kazayla bir “Nasılsın?” diye sorarsın oyyyyy, anlatır da anlatır. İşte şuramdan bir ağrı kalktı da şurama indi; şuram gup gup gupluyor, buram vık vık vıklıyor; midemde sanki sıçan var fır fır dönüyor; ellerim karıncalanmış affedersin zor taharetleniyorum, bacaklarım, belim, kıçım, başım…. oyy bir bitmez dertleri. O yüzden parkta bahçede… Okumaya devam et Hasar Tespit
Pazar Sendromu
Pazartesi sendromu denilen bir şey var malum. Ne olduğunu bir türlü hatırlayamadığım. Galiba pazarın rehavetinden sonra yataktan çıkmak istemiyordu insan. Okula gitmek, işe gitmek işkence oluyordu. En son pazartesi sendromuna bizim yardımcı ablalarda şahit oldum. Cuma günü el birliği ile bal dök yala kıvamına getiremesek de en azından yere dökülen balı silip ayağımızın döşemeye yapışmasını… Okumaya devam et Pazar Sendromu
Boynuz kulağı geçer!
Bu aralar her yazdığım yazıdan sonra kendimi yalanlamaya başladım. Bu durumdan hiç memnun değilim, ama şunu yazmadan da geçemedim.
Külyutmaz!
Dünden beri tebrikleri kabul ediyorum, ne kadar mükemmel çocuklar yetiştiriyorum diye. 199 adet “bunlar ne biçim bebe” temalı post üzerinde son yazdığım “cici kardeşler” postu her nedense çok tuttu. Sanırım bir anda evde iki adet sevgi pıtırcığı yetiştirdiğim, sabah akşam bebelerin birbirlerini öpüp okşadığı falan sanıldı. Yok canım, daha neler. İkisi de çocuk sonuçta, ben… Okumaya devam et Külyutmaz!
Hiiiii ikizler mi? 8. bölüm – “Cici kardeşler birbirlerini çok sever”
Yeni hamileliğim sırasında bebelerimin ikiz olduğunu öğrendiğimde biri bana birkaç apartman ilerideki bir hanımdan söz etmişti. İkizleri varmış. Bir iki yaşlarında. Heyecanla kapı kapı dolaşarak kadını buldum. Niyetim onları doğal ortamında incelemek, kadından birkaç taktik almaktı.
Tuvalet Eğitimi 2. Sezon, 1. Bölüm “Helacıbaşı”
(Yasal Uyarı: Bu yazı kızımın deyişiyle “iggggrenç” oğlumun deyişiyle “diksinç” olaylar içermektedir. Midesi hassas şahsiyetler okumasın. Sonra “Ay midem bulandı, ay kustum, ay kaka kokusu burnuma geldi, ay Allah belanı versin,” gibi yorumlar istemem ona göre!) Anne olmak beni çok geliştirdi. Kimliğime yeni kimlikler kattım. Hasta bakıcı mı dersin, ilk öğretmen mi dersin, oyun arkadaşı… Okumaya devam et Tuvalet Eğitimi 2. Sezon, 1. Bölüm “Helacıbaşı”
Erken yazılmış bir yazı
Biliyorum bu yazıyı yazmak için çok erken. Ama şu an çevremdeki bütün bıdıklar okula gidiyor. Sabah yavrularının elinden tutup hızlı adımlarla okulun yolunu tutan anneleri gördükçe heyecanlanıyorum. Hatta gözlerim doluyor. Bizim de sıramız gelecek bir gün, inşallah, biliyorum. Ama daha iki yaşındaki bebelerime şimdiden kaygı etmeye başladım okulu. Çocukları okula başlayan arkadaşlarla konuşuyorum, moralim bozuluyor.… Okumaya devam et Erken yazılmış bir yazı