Hmm. Zor bir soru. El-cevap: yani bakılır bakılmasına da Allah o durumda kimseyi bırakmasın. 🙂 Özellikle ilk bir sene ikizlere tek başına bakmak imkânsız gibi bir şey bence. Çoğunuzun içinden  “Çocuk var çocuk var. Usluysa bakılır,” diye bir düşünce geçtiğine eminim. Ama uslu bile olsa iki bebeyi aynı anda tek başına büyütmek – Shera bile olsan – gerçekten çok zor iş. Bir çocuk bile tam zamanlı mesai isterken iki tanesi insanın fiziksel sınırlarını ne kadar zorlar varın tahmin edin. Sonuçta ne kadar uslu da olsalar bidon değiller ya. Elbette karınları doyurulacak, hatta emzirilecekler, gazları çıkacak, bezleri değişecek, uyutulacak, yıkanacak, oynatılacak…

Şahsen ikizlerine tek başına bakan birkaç anneyle tanıştım. İnanmadım, evlerine ani baskın yaparak doğal ortamlarında inceledim. Harbiden de bakıyorlardı. Üstelik bebeleri de öyle çok kolay bebeklerden değildi hani. Sonra hastanede de üçüzlerine tek bakan bir kadıncağızla tanışmışlığım var. Bir deri bir kemik kalmış, sinirden sağı solu tik yapmış, titreyip duruyordu. Ne halde olduğunu hep merak ederim. Aklıma geldikçe de dua ederim.

İkizlerine tek başına bakanlar demişken aklıma geldi. Bir ikiz anneleri mail grubuna üyeyim. Geçen sene orada bir annenin yazdığını okumuş, inanamamıştım. Özetle şöyle diyordu: “İkizlerime doğduklarından beri tek başıma bakıyorum. Ev işi için yardımcım da yok. İlk sene çok zorlandım. Kendimden çok fedakârlık ettim. Manikürü pedikürü bile evde kendim yaptım.” Şu manikür, pedikür olayına gelene kadar her şey normal gidiyordu. Ama onu okuyunca gözlerim yerinden çıkacaktı. Yanlış okudum sandım, dönüp geri okudum, yok valla aynen böyle yazmış. Yani ben ikizlerime en az iki kişiyle bakan, sık sık sağa sola telefon açıp zırlayarak üçüncü bir kişiyi de yanına katan bir anne olarak bırak manikürü pedikürü, bakımsızlıktan katır toynağına dönen ayak tırnaklarımı yontma fırsatı bulamadığından bir numara büyük ayakkabı giymeye başlamıştım. Kendimi yeteneksizlikle suçlayıp bunalımımı artırdım. Etrafımdaki herkes “Yok valla anam, senin bebelerin bir acayip, böyle bebe mi olur, kimse bunlara tek başına bakamaz” dese de ben hâlâ sorunu kendimde arıyordum.

Bir gün annem, kız kardeşimi arabayla 10 dakikalık mesafeye götürmemi istedi. Maksat ben evden çıkayım, üst derim haline gelen pijamalarımdan biraz sıyrılayım. Kendisi tek başına bakacaktı bebelere. “Yapabilir misin” dedim. Güldü. Tabi güler. Dört çocuğu üst üste büyütmüş annem. “Birşey olursa ararım” dedi. Ben de gönül rahatlıyla çıktım. On dakika yol gittik, bacımı bıraktım, on dakikada döndüm. Haydi asansör için de 2’şer dakika koyalım. Toplam 25 dakikayı geçmeyen bir süre. Eve girdim ki anam içeriden “Yetişşşş” diye çığırıyor. Yüzü ateş topu gibi kıpkırmızı, gözlerinin damarları çıkmış, kafasından duman çıkıyor.  “Öldüm, öldüm, al şu bebelerini” dedi. “İyi de arasaydın, yoldan geri dönerdim” dedim. “Telefona ulaşabildim mi ki?” dedi. Telefon da iki metre uzağında duruyor. Annem abartmış diye düşündüm.

Birkaç hafta sonra annemin evden erken ayrılması gerekti. Kocam on beş dakika içinde gelecekti. Normalde annem nöbeti kocama devretmeden evden çıkmıyordu. Ama kocamı beklese o gün otobüsü kaçıracaktı. “Ben bakarım, sen git,” dedim. “Bir şey olursa komşuyu çağırırım” dedim. Annecim çıktı. Ben bebelerden birini aldım, öteki bağırdı. Onu da aldım, ilki bağırdı. O bağırdı, bu bağırdı, şu bağırdı, hangisi acıktı, kimden geldi bu koku, yavrum dur lan, tamam tamam seni alayım, dur dur bağırma tamam seni alayım, annecim sus, imdaaat… derken kendimi deli gibi ağlarken buldum. Bırak komşuyu çağırmak için odadan çıkmayı, yerimden kalkamıyorum. Telefonuma uzantım. Kocamı arayıp tüm sinirimi alacaktım ki telefonun da şarjı bitmiş. Kaldırdım attım. Deli gibi ağlıyorum. Ben ağladıkça bebeler de coştular. Onlar bağırdı, ben bağırdım. Ben bağırdım, onlar bağırdı. En sonunda dedim ki “Lan sizinle nasıl yaşayacağım ben? Atayım hepimizi camdan da kurtulayım.” Birini bir koluma aldım, ötekini öbür koluma. Zor bela ayağa kalktım. Gittim camın yanına. İyi de bu camı nasıl açayım şimdi? Birini bırakıyorum, o bağırıyor, ötekini bırakıyorum o bağırıyor. Ayağım da yetmiyor ki cama. Kafa atıp camı kırayım dedim, sonra o aradan nasıl çıkacağım. Sonunda pes ettim. “Sizinle insan kendini intihar bile edemiyor, aaağğğ” diye ağlamaya devam ettim. Kös kös geri oturdum yerime.

Aradan koca bir sene geçti. Bizde değişiklik var mı? Epey var. Artık ikizlerime tek başıma bakabilirim. Ama bir şartla: biri yemeğimi yapacak, biri evimi toplayacak, biri temizliği halledecek. Heee bir kişi de uyutmama yardım ederse sevinirim. Henüz ikisini tek başıma uyutamıyorum da!

Paylaş: