Malumunuzdur, bebelerin süt içmesi ciddi bir mesele. Allah nazardan saklasın, oğlum bildiğiniz süt danası. Süte de şüppa diyor, “Şüppa, şüppa” diyerek tüm gün peşimizden koşuyor. Biberonu eline geçirir geçirmez hemen yatağa çıkıp yastığa uzanarak ehli keyif pozisyonu alıyor, kendi saçlarını okşaya okşaya sütünü içiyor. Süt içen bebe süper rahat bir şey. Akşam yemeğini yemediyse bile dert etmiyorum. Nasıl olsa koca bir biberon süt içip yatıyor. Ama gel gör ki kız ayrı toptan kumaş. Oğlanla alakası yok. Baştan beri bir türlü süt içiremedim. Ne oyunlar denedim, ne diller döktüm, ama ı-ıı süt içmiyor!

Bir akşam hiç unutmuyorum, misafirden az biraz sütlü kahve kalmıştı. Onu ısıttım, içiyordum. Kız yanıma geldi. “Annesi ne içiyor?” dedi. “Gel bak bakalım,” dedim. Tadına baktı. “Buuuuu kahveeee, süüütt” dedi. Anlamasına çok şaşırdım. Kahvenin telvesini bir iki kere yalamışlığı vardı. Tadını nasıl ayırt etti bilemedim. O sırada yanımızdan oğlan geçiyordu. Ona da bir yudum verip “Bu ne?” diye sordum. Hiç tereddüt etmeden cevabı yapıştırdı: “Çay!”

Baktım ki kızın hoşuna gitti o gün bugündür kız yatmadan bir büyük fincan sütlü kahve içiyor. Çok seviyor. Ama içinde hem şeker hem de azıcık da olsa kahve olduğu için vermek istemiyordum. Ama bir türlü sade süt de içiremiyordum. Aman süt içsin de nasıl içerse içsin diyerek sütlü kahveyi dayıyordum kıza. Ta ki düne kadar. Dün ne mi oldu? Anlatayım da şaşırın!

Bu aralar elimizde yeni bir kitap dizisi var: Gezgin Kedi Mırnav. Yine Timaş Yayınları’ndan. Çocuklar en çok Gezgin Kedi’nin çiftlik macerasını seviyorlar.

nah budur

“Anne Ali Baba’nın kedisini oku,” diyorlar. Kitapta özetle kedi kaykayı ile giderken bir koyuna rastlıyor. Koyun yavrusunu kaybetmiş ağlıyor. Kedi ona yavrusunu bulması için yardım ediyor. Bu arada diğer çiftlik hayvanları da olay mahalline geliyor falan.

Bir sayfasında tavuk kediye “Sakın yavrularımı yeme,” gibi bir şey diyor. Bir sonraki sayfada da inek bir şey diyor ama hatırlamıyorum. Ben daha o sayfayı görür görmez “Aaa yavrucuuum, bak inek ‘Kedi! Sakın sütümü içme’ diyor” diyerek anlatmaya başlamıştım. Kaç haftadır öyle gidiyordu olay. Dün yine kitabı okurken bu sefer dedim ki “Aaa bak inek diyor ki ‘Kedi sakın sütümü içme, benim sütümü Mekki içsin.” Bir anda çıktı işte ağzımdan. Kız da kafasını kaldırıp bana baktı. Biraz daha inandırıcı olsun diye “Aaa bak inek ‘Moooaaaaa benim sütümü Mekki içsiiinn mooaaaa'” gibi bir efekt ekleyerek söyledim. “Annea, süt içcem, inek süt iç diyo,” dedi. Ha hı dedim, kitaba devam ediyorum, kız tekrar ısrarla, “Anne süt ver! İnek süt iç diyo,” dedi.

Ben de kalktım, nasıl olsa içmez anca başıma iş çıkarıyor diye oflaya puflaya mutfağa gidip bir çay bardağının dibine iki parmak süt koydum, getirdim. Kız şak diye içti, koydu. “Annea baaazz daaa,” dedi. Biraz daha koydum. İçti. “Baaazz daaa,” dedi. Toplamda üç çay bardağı süt içti. Sonra akşam yatarken oğlanın biberonunu verirken “Anne süt ver, ineğin sütü,” dedi. Bir su bardağı süt içti yattı. Sabah kahvaltıdan sonra oğlan süt istedi. Kız da “İnek sütüüü!” diye bağırarak bir çay fincanı içti. Nah inanmayanlara delille de konuşayım, bu resmi sabah çektim. Kız derin dekoltesiyle süt içiyor, oğlan da ehli keyif pozisyonu almış biberonu emiyor.

 

Şoklardayım! Doğduğundan beri süt içsin diye dil döküyorum, “Süt iç de anan gibi güdük olma”dan tutun da “Bak yavrum, daha büyüyeceksin, evleneceksin, çocuk doğuracaksın, vücuduna kalsiyum lazım”a kadar neler anlattım, bir yudumdan fazla içiremedim; ineğin biri bir kere iç dedi diye kız sütkolik oldu iyi mi? Aslında süper bir durum ama yine de şu anda çok karışık duygular içerisindeyim. Kızımın süt içmeye başlamasına mı sevineyim yoksa şu evde Allah’ın bir sığırı kadar itibarımın olmamasına mı yanayım, karar veremiyorum.

Paylaş: