Bir Kız Bir Oğlan TV

Küçükken çok sevdiğimiz bir oyun vardı bacılarımla: Kızlar TV oyunu. Herhalde ben ortaokula falan gidiyordum. Kardeşlerim de ilkokula. O aralar sabah programları pek bir popülerdi. Şarkıcılar o programdan bu programa koşar durur, sorulan aynı sorulara aynı cevapları verirdi. Hatta farklı programlara aynı giysilerle çıkanlar da olurdu. (Örnek Ercan Saatçi. Bir kere bir hafta hasta yatmıştım da 24 saat TV izleme şansım olmuştu, oradan biliyorum.) Biz de kardeşlerimle bu programları taklit ederdik. Genelde ben sunucu olurdum. Mutfağa girerdik. Ben bir yandan yemek yapıyor gibi yapıp bir yandan da “sanatçı konuğumu” ağırlardım. “Eee kaset ne zaman?” derdim ya da “Hangi şarkına klip çekeceksin…” Bir yandan da yemek tarifi verirdim: “Şimdi sayın seyirciler, domatesleri böyle doğruyorsunuz, biberleri şöyle kızartıyorsunuz…” Tabi konuğumu bir şarkı söyletmeden de asla bırakmazdım. Bu oyunun adı Kızlar TV idi. Bacılarım bayılırdı. “Hadi abla, kızlar TV oynayalım,” der dururlardı. (Bacılarıma sesleniş: şimdi şu cümlem üzerine yorum bırakıp “Hadi be, biz istemezdik, sen egonu tatmin etmek için bizi zorla oynatırdın,” falan derseniz, valla Allah yarattı demem, saçınıza yapışırım ha!)

Gelelim yıllar sonrasına. Önceki gün gündüz oğlan 15 dakika uyudu, kalktı. Dün de kız aynısını yaptı. Nasıl bir sıralamadır bu ya bir gün de şaşmıyorlar. Sırayla beni oyalayıp duruyorlar. Kızı tekrar uyutmaya çalışırken bir önceki yazıyı yazdım. Yazı bitince baktım hanımın uyuyacağı da yok yemek yapmaya mutfağa girdik birlikte. Bu arada küçük hanım sürekli “Annea ne saati galdi?” deyip duruyor. “Dayak saati” dememek için kendimi zor tutuyorum ben. Dedim ki “Oyun saati geldi.” “Ne oyunu?” “Kızlar TV oyunu.” Tabi anlamadı, bön bön bakıyor. Ben de akşama börek yapmaya karar verdim. Bir yandan bari kendimi eğlendireyim diye sunuculuğa soyundum. Sizi de stüdyoya davet edeyim dedim:

Ben: Merhaba sayın seyirciler. Bugün sizler için harika bir anam babam usulü peynirli börek yapacağız. Tabi sürpriz konuğumuzun harika sohbetiyle. İşte karşınızda süpriiiiizz koonuuukkk!

(Kız aval aval bakıyor)

Ben: Merhaba küçük hanım, hoş geldiniz.

Kız: Annea, ben nareye galdim?

Ben: Stüdyoya geldin. Hoş geldin. Seni tanımayan seyircilerimize söyler misin, adın ne.

Kız: Mekki.

Ben: Evet, Mekki. Mekki sen yemek yemeyi seviyor musun?

Kız: Seviyom, evet.

Ben: Peki en çok sevdiğin yemek ne?

Kız: Fasülye. (Uyduruyor yemin ederim.)

Ben: Peki yemek pişiriyor musun?

Kız: Pişiriyom, evet.

Ben: Peki, ne pişiriyorsun?

Kız: Patates, domates, büber.

Ben: Aferin sana!

Kız: Annea bak, sümüğüm akıyor.

Ben: Ay dur sakın yalama.

Kız: Yalıycam!

(Acilen burun silindikten sonra lafı toparlamaya çalıştım kameralar önünde.)

Ben: Peki, hayatında biri var mı?

Kız: Biri var, evet.

(Burada ister istemez stres oldum. Bıçakla elimi kesmemeye özen göstererek sordum:)

Ben: Kim var?

Kız: Annea!

(Yeytt, işte budur!)

Ben: Sen ne iş yapıyorsun, Mekki?

Kız: Oyun oynuyom.

Ben: Başka?

Kız: Annea, ben başka napıyom?

Ben: Sen şarkıcı mısın?

Kız: Şarkıcı, evet.

Ben: Hangi şarkıları söylüyorsun?

Kız: Ali Babanın Çiftliği.

Ben: Bizim için bi kuple söyler misin?

Kız: Hayır.

Ben: Aa lütfen söyle, seyircilerimiz seni bekliyor.

Kız: Hayır, söylemiycem.

Ben: Hadi söyle kızıııımm.

Kız: Annea söylesin.

Ben: Sen söyle.

Kız: Annea bu ne? (Elinde fındık kıracağı var. Bu fındık kıracağı başımıza ne işler açtı, bir sonraki yazıda geliyor. Takipte kalın.)

Ben: Fındık kıracağı. Hadi bize en sevdiğin şarkıyı söyle.

Kız: Annea fındık kıracağı napar?

Ben: Fındık kırar.

Kız: Ben de fındık kırcam.

Ben: Tamam, bir şarkı söylersen fındık veririm sana.

Kız: Şimdi ver.

Ben: Vermem, şarkı söyle.

Kız: Söylemiyceeeem.

Ben: Hadi birlikte söyleyelim. Alii babaaanııınn.

Kız: Söylemiycem işteeeee. Söylemiyceeeeeeeeeeeeeeeeeeemmmmmmmmmmmmm

En son zıkkııııııııııııım diye bağırırken buldum kendimi. Daha fazla sanatçı kaprisi çekecek halim kalmamıştı. Gece doğru düzgün uyku yok, gündüz işler bitmiyor. Bir de üzerine sanatçı kaprisi, vallahi hiç çekilir şey değil. Biraz sakinleşince “Hadi” dedim, “hadi, bu sefer de ben şarkıcı olayım, sen bana soru sor.”

“Sormıycaaam, fındık kırcaaaam,” dedi.

“Yürü git len,” dedim ben de. “Kendi kendime yaparım böreği. Sanatçı diye seni şımarttığıma, ekrana çıkarttığıma değmez, pis fındık faresi!”

Share and Enjoy !

0Shares
0 0

25 yorum

  1. Ya sen ne komik kadınsın yaa, sizin evde en bizimki kadar şenlikli, kendime bir yandaş, azıcık kafadan kırık bir kader arkadaşı bulmanın sevinci içerisindeyim. Peki neden hala salak salak sırıtıyorum acaba?:))

  2. :))Kız: Annea bak, sümüğüm akıyor.
    Ben: Ay dur sakın yalama.
    Kız: Yalıycam!
    (Acilen burun silindikten sonra lafı toparlamaya çalıştım kameralar önünde.)
    Ben: Peki, hayatında biri var mı?
    Kız: Biri var, evet.
    (Burada ister istemez stres oldum. Bıçakla elimi kesmemeye özen göstererek sordum:)
    Ben: Kim var?
    Kız: Annea!
    (Yeytt, işte budur!)
    bu bölümde ben yaşam belirtilerimi yitirdim gülmekten selcen,son cümlen beni hayata döndürdü:)sayende çocuk yapmaktan vazgeçen varsa aklına şaşarım gerçekten,çünkü çok eğlenceli gözüküyo burdan,ben de istiyorum seninkiler gibiii….

    1. çok eğlenceli çooookkk:) şu fındıkkıracağını anlatayım da sonra karar ver:) şaka bir yana iyi ki varlar

  3. çok guldum yaaa supersiniz valla… dur bi önceki yazını da okumamıştım hemen ona da bi bakayım. ha fındık kıracağının hikayeini de yaz unutmadan.. belkiyorum:)

    1. hele okumadığın belli, yorum gelmeyince beğenmediğini düşünüp stres olmuştum. dönmene sevindim

  4. Secce,

    Mekki, şöhreti elinin tersi ile itti ve kariyeri başlamadan bitti desene…
    Neyse müsade et, bir kaç yıl piyasan silinsin gafları unutulsun
    sonra bir öğlen kuşağına tekrar konuk olur sana, yeni kasedini tanıtır programında.

  5. selcen gözümden yaş geldi yaaa :))..ve o anıcanlandırdım kafam da kız aval aval bakıyor dedin ya orda koptum..hani yolunu kaybetmişte kendini sahnede bulmuş tüm sahne ışıkları yakılmış ve birden gözüne ışık tutulan tavşan gibi kalakalmış bir Mekki canlandı o an kafamda:)))

  6. Alemsin sen yaaa… bi daha yazılarını kızı uyuttuktan sonra okumuycam uyandırıyordum bebeyi… fındık kıracağı serisini bekliyoruz!

  7. Cok hos. Cocuklar buyuyunce bu blogu okurlar insallah. Onlar bizden daha cok egelenecektir yaptiklarini okuyunca. Size de bir ustun hizmet madalyasi filan verirler artik 🙂

    1. insallah kalır onlara da bu yazılar. ben de hevesleniyorum bazen. yıllar sonrasına… hayırlısı

  8. Öldüm gülmekten, bu kızın sadece 2 yaşında olduğuna inanmakta zorlanıyorum. Bizimkiler 17 aylık sadece kelimeler söylüyorlar, bir iki haftadır tek tük iki kelimeli cümleler kuruyorlar. Acep ne zaman böyle dillenecekler. Çok şekerler seninkiler, videolarını da izliyorum arada:)

perilievren için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.