Sen de eşi işten gelince monoloğa bağlayanlardan mısın? Bir diyalog kurabilmek ümidiyle “Günün nasıl geçti” diye sorduğunda sen de “Normal” cevabı alıyorsan çaaaak. Ya da “Eee bugün işte ne yaptın?” sorunun cevabı “Çalıştım” ise bir kere daha çaaaaak. E sanki biz bilmiyoruz çalıştığını. Çalışırken ne yaptın ayol? Kim geldi, kim gitti, aklına ne geldi, neyi unuttun, arayan soran oldu mu, bugün yanındaki kadın ne giymiş, öğlen ne yedin, sabah trafik çok muydu, akşama yağmura yakalandın mı… Hiç mi insanın aklına söyleyecek bir şey gelmez ya? On iki saattir evde yoksun, adam. İnsan hiç olmadı on iki cümle sıralar konuyla ilgili. Ben şayet on iki saat işe gitsem, yemin ederim hiç değilse otuz altı saat anlatırım ne yaptığımı. Yok, anacım, yok. Bu adamlarda çene yok. Önceden konuşturmaya uğraşırdım. Şimdi oralı olmuyorum. Niye mi? Anladım çünkü. Adam bilerek yapmıyor. İnattan da konuşmuyor değil. Nasıl anlatayım, gen düzenekleri, beyin yapıları, sinir sistemleri, kimyasal bileşenleri, iç açılarının toplamı… öyle. Bu yapıları da taa fındık kadarlarken belli oluyor.

Daha önce anlatmıştım bizim evdeki çürük çeneyi.  Korkusundan ağzımı açamıyorum evde. Ne desem hemen bir soru. O neydi de bu neydi de onu kim yapmış da bunu kim demiş de… Oğlan garibim sessiz sessiz takılıyor. Kıza bir soru sorsan üç saat dinlersin. Oğlana sorunca dank diye tek kelime ile cevabı geliyor. Ben de kızın baskınlığından sanıyordum. Oğlanla yalnızken sürekli onu konuşturmaya çalışıyorum. Sonra büyüyünce “Anam Mekki ile çan çan çene ederdi de bana ağzımı açtırmazlardı,” demesin. Yok oğlum, yeminlen, çan çan çene ettiğimiz falan yok, yalnızca bacın beynime ediyor, çıkan ses onun sesi.

Geçen gün mutfağı toparlıyorum. Bunlar da mama sandalyesinde takılıyorlar. Muhabbet aynen şu:

Kız: Ahmişçim, bana yaramaz çocuk anlatır mısın?

Oğlan: Elbette Melikecim. Hangi bölümünü anlatayım?

Kız: Em em eeemm yaramaz çocuk balkondan düşmüş.

Oğlan: Bir gün yaramaz çocccccuuuuk balkondan düşmüş. Bitti. Başka hangi bölümünü anlatayım?

Kız: Em em eeeeeeeeeem yaramaz çocuuuuuuuuuuk annesinin sözünü dinlemiyor.

Oğlan: Tamam. bir gün yaramaz çocuuuuuk annesinin sözünü dinlememiş. Bitti. Başka?

Kız: Em em eeeeeeeeeem yaramaz çocuuuuuuuuk lambaya tırmanmış.

Oğlan: Bir gün yaramaz çocuk lambaya tırmanmış. Bitti. Başka?

Aaaa duramadım vallahi. Laflarını balla bölmem şart oldu.

“Oğlum lan,” dedim, “Bir cümle ile hikâye mi anlatılır? Ben size böyle mi anlatıyorum hırbo? Biraz detay ver bakayım. Yaramaz çocuk lambaya tırmanınca ne olmuş?

Oğlan: “Lambaya tırmanmış.”

Anne: “Başka?”

Oğlan: “O kadar.”

Anne: “Peki niye annesinin sözünü dinlememiş?”

Oğlan: “Çünküü yaramaz çocuk bir gün annesinin sözünü dinlememiş.”

Anne: “Niye?”

Oğlan: “Çünküüüü dinlememiş.”

Anne: “Peki annesi ne yapmış o sözünü dinlemeyince?”

Oğlan: Em em eeem bilmiyom.

Hay dedim Allah’ım ya. Aylardır, yıllardır yaramaz çocuk anlatırım, ulen hiç mi bir tarafını aklında tutamadın? Ben böyle mi anlatıyorum? Hiç mi ekleyeceğin bir şey yok? Hiç mi söyleyebileceğin bir kelime yok? Bu kadar da net olmaz ki insan. İki cümle kur, iki edat ekle, iki süsle anlatığını. Yok anacım yok. Erkek milleti değil mi işte, kerpetenle bile alınmıyor ağızlarından laf!

 

Paylaş: