Acil Yardım Ekibi

Hani herkesin hayatında olur ya bir hayat kurtarıcı, en zor anınızda, hatta tam gebermek üzereyken telefon açarsınız, sizi hayata bağlar… İşte benim hayat kurtaran acil yardım ekibim anamla iki bacımdı.

Evlendikten sonra özellikle misafir öncesi bir telefon açardım “Acil yardım ekibi yetiş!” diye! Nani nani nani nani… Hemen gelirlerdi. Biri eve girişir, biri ikramlara, öteki gelene gidene… Ben de hmm ben de boş oturmazdım tabi, misafire çene verirdim! Kötü mü olurdu yani?

Her misafir öncesi aynı senaryo yaşanırdı. Hatta bir seferinde hiç unutmam, yine misafir bekliyorum. Saatler kaldı, stres içindeyim, bir türlü işleri yetiştiremiyorum. Acil yardım ekibine de haber saldım ama trafik mi sıkışıktır nedir, bir türlü gelemedi. Ağlasam mı ağlamasam mı diye düşünüyorum. O sırada kapı çaldı. Sevinçle zıpladım yerimden! Diyafondan neşeyle haykırdım: “Acil yardım ekibi, siz misiniz?” Cevap gecikmedi: “Aras gargoooo.” Adam yukarı gelince utancımdan kapıya çıkamadım, kapı aralığından kaptım paketi.

İşte böyle acil yardım ekibiyle tüm güçlükleri aşarken ben, ekip dökülmeye başladı. Biri baktı bu işte hayat yok, işe girdi, ardından evlendi, kaçtı. Öteki üniversiteye başladı, erken emekliliğini verdi, kaçtı. Anam desen yaşlandı, eli kolu tutmaz oldu, malûlen emekliliğini istedi. Hahahah şaka yaptım, bunu okurken anamın yüz ifadesini görmek isterdim.

İşin aslı anacım hâlâ genç ve enerjik. Ama tabi benim durumlar değişti. Çift bebe doğurdum bir anda. Acil yardım ekibi lideri anam bir sene evime kamp kurdu. Diğerleri de geldi gitti ama herkesin kendi hayat kavgası işte. Bir süre sonra tek başıma kaldım. Ama ne güzel ki bugünlerde yeni bir ekip toparladım kendime. Harika bir acil yardım ekibim var artık. Her derde deva.

Tabi zaman değişti, teknoloji ilerledi, benim bebelerle insan gücü başa çıkamaz oldu… Öyle böyle derken benim acil yardım ekibi önceki ekibe hiç benzemiyor. İşte karşınızda bir polis, ambulans, itfaiye ve helikopterden oluşan yeni acil yardım ekibim:

ROBOCAR POOLİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ

Şimdi kim bunlar diyeceksiniz? Efendim, bu ekip Kore yapımı bir acil yardım ekibi. Bir de cik cik öten kız var başlarında. Amerikalıların 911’i gibi. Bizim 112 diyecektim ama bunlar olaylara zamanında yetişiyorlar filan, hem biraz daha kapsamlı bir ekip hem de telefonlarını düşürmesi de çok kolay. Yani bizimkilere pek uymuyor. Neyse efendim, işte başı sıkışan telefon açıyor. Bunlar haydi hop, koşup yetişiyorlar olaya. Olay yerine varınca da daha rahat iş görmek için şöyle insanımsı bir şey oluyorlar:

hiayt!

Çözemedikleri hiçbir şey yok yemin ederim. Dağdan düşeni de kurtarırlar, evi yananı da, enkazda kalanı da… Böyle müthiş bir ekip işte. Günün birinde bu müthiş ekibin beni de bütün dertlerimden kurtaracağı aklımın ucundan bile geçmezdi. Durun en iyisi en baştan anlatayım.

Her şey bir bahar günü başladı. Bebelere çizgi film ararken Korece bir şey çıktı. Çocukların çok ilgisini çekti. Onu istediler. Korece ama anlamadık demediler. Tekrar istediler. Birkaç bölümden sonra da müptela oldular. Ne zaman bilgisayar açsak “Annea ANASTAS aç” diye bağırıyorlardı. Anastasın ne olduğunu da bilmiyorum. Anladığım kadarıyla merkeze telefon geliyor. Sonra merkezdeki cikcik kız bunlara haber veriyor. Bunlar da anasta gibi bir şey diyorlar. Baş üstüne mi demek artık, tamam mı, hemen mi… bilemiyorum. Oradan adları anastas kaldı işte.

Özellikle oğlan bayıldı. Ne zaman beklemediği bir şey olsa, diyelim ki parkta asılı kalsa ya da salıncaktan düşse “Beni kurtarmaya polis gelaaar, ambülans gelaaar, itfaiyeci gelaaar, horükopter gelaaar,” diyerek olayın büyüklüğünü anlatıyordu.

Derken efendim haftalar, aylar geçti benim eski acil yardım ekibinin erkenden emekli olan en küçük üyesi bacım yurt dışına gitti. “Abla sana ne alayım?” dedi. Benim de direk aklıma yeni bir acil yardım ekibi ısmarlamak geldi. Eskisinden bir fayda kalmadı ne de olsa. Nihayet dün gece ekip elimize ulaştı. Bebeler sevinçten çıldırdılar. Çok zamandır geleceklerini biliyorlardı. Her sabah kalkıp bugün mü gelecekler diye soruyorlardı. Evet, yine bir bebelerin ağzına gever verip gebermek sendromu yaşadım ama sonucuna değdi doğrusu.

Gece 11’de elimize geçen oyuncakları bırakıp yatmak istemediler. Benim de aklıma harika bir plan geldi. Nicedir bebelerin yataklarının ortasında yerlerde sürünüyordum. Bundan kurtulmak için son çare budur diyerek başına geçtim.  “Aaa anastalar çok yorulmuş annecim, çok uzun yoldan gelmişler, haydi birlikte yatın,” dedim.  Oğlan Poli ve Amber’ı aldı. Kız da Heli ve Lui’yi. Herkes yatağına yattı. Tabi ben de kendi yatağıma! “Ama anneciiiim, bizimle yat” dediler. “Hayır, hepimiz o odaya sığamayız. Eğer ben yatacaksam anastalar içeri odada yatacak,” dedim. İkisi de bu numarayı yuttu ve anastalarından ayrılmaya razı olmadı. Derken efendim dün gece herkes kendi yerinde yatıp kendi yerinde sabahladı! 38 aydan sonra!

anastalara yatak bilem yaptık

Tabi biz bebeler doğduğundan beri sabahları saat de kurmuyorduk. E malum zaten sabah uyuya kalmayı bırak, gece uyumak bile mümkün olmuyordu bu zırıldaklar sayesinde. Ve bu sabah yıllardan sonra ilk kez eşim işe geç kaldı! Uyuyakalmışız! E bebeler? Bebeler odalarında anasta oynuyormuş, yanımıza bile gelmemişler. Sabah kalkıp üzerimde hoplamamaları, saçıma basmamaları inanılır gibi değildi! Hâlâ olayın şaşkınlığını yaşıyorum. Bir türlü kendime gelemedim.

Bu kadar da değil. Evde acil yardım ekibinin rüzgârı esmeye bütün hızıyla devam ediyor.  Aha bakın, bir saatten fazla zaman oldu, bebeler içeride anasta oynuyor, ben bloga yazı giriyorum. Üç gün önce söyleselerdi hayatta inanmazdım buna!

Anlayacağınız elin Korelileri harika bir iş çıkarmış. Hayatımı kurtardılar yemin ederim. Bebelerle ilgili bütün dertlerim tek gecede bitti. O uyuz, mızlak, yapışık bebeler gitti anasta oynamaya başladı, ve bir daha geri gelmedi… (Maşallah deyin de bari erken öten horoz sendromuna yakalanmayayım.)

Bu ekipten bir tane daha edinip ev işine de sokmayı düşünüyorum. Biri cam silsin, biri yemeğe girsin, öteki evi toplasın, biri de süpürge açsın. Ben de ne yaparım, hmm ben de boş durmam tabi, size çene veririm! Kötü mü olur, Allah aşkına?

 

 

Share and Enjoy !

0Shares
0 0

35 yorum

  1. Bebeklerin yanına sevdikleri bir oyuncağı vererek uyumalarını ve ağlamamlarını sağlamak kötü bir bağımlılık değilmiş yani 🙂 Ahmet çok tatlı. Harika bir baba adayı gibi duruyor. Çok dikkatli 😀

  2. hehehe. umarım anastalarla honeymoon yaşamıyorlardır. demem o ki cicim ayları -ki bu iyimser bir yaklaşım, günleri de olabilir- tez vakitte geçmez.. yeterince felaket tellalığı yaptım mı? nihohahaha

  3. HA HA HA:)) çok iyiymiş. benim kıza da babası bi torba plastik balık almış. heryere onları götürüyor, onlarla uyuyor. haftalardır hergün bir leğen suyun içinde balık yüzdürerek oyalanıyor, bana pek bulaşmıyor. ooooh çok rahatladım valla. Allah herkese gönlüne gör bir anasta versin:))))))))

  4. Ay inşallah erkenden bikmazlar. Cocuk milleti 3 gun deli gibi yapisip 4. Gun bir kenara firlatir.:)

  5. Geçici bu keyif biliyosun demi? Neyse şimdilik keyfini sür… Oyuncaklarlar desteklenen filmler her daim iyidir.. Bir müddet idare eder yavruları, sonra sıkılınca gelip gene yatağına/sana yapışırlar…

  6. vallah hayal kirıklıgına ugratmak istemem seni ama bence biraz erken seviniyor gibisin, daha 1. gün anastalarıyla oynamaları…biliyorsun cocuklarınkısı bir heves, bir kac gün oynar hatta hafta bile olabilir, sonra sıkılabilirler, sonra napcan secce? moralini bozmak istemem ama sonra herhangi bir sendroma yakalanma diye söylüyorum 🙂

  7. sen uyudun diye ben mutlu oldum 😀 ne dert olmuş içime uyumaman 😀 bu arada istersen bi set daha edin onların başına bişey gelirse yeni seti sürersin piyasaya 😀

  8. Bence oyuncakları gündüz ortadan kaldır sadece gece yatarken ver.Çünkü bir süre sonra bıkacaklar,yine eski tas eski hamam olacak…

  9. Pek sevimlilermis yaw benim bile oynayasim geldi. Linkini gonderir misin su cizgifilmin? Sevgiler

  10. Bacin bunlarin pazarlamasini yapsa ya Turkiye ye. Hatta sen de Turkceye cevir bu cizgifilmi, ekranlara kazandir. A bi dakka ya korece ogrenmen gerekir. neyse onu baskasi yapsin. siz bacinla oyuncak isine girin 😛

  11. Merhabaa ben sizin yazilarinizi uzun suredir takip ediyorum hem de kahkahalarla Allah ta sizi guldursun. Bebelerinuzin yeni oyuncaklariyla kaynasip size biraz olsun nefes aldirmalarina cok sevindim masallah diyeyim. Allah bozmasin 🙂 Aytica dikkatimde n kacmiyor her firsatta ev isi yaptiracak birini ariyorsunuz. Yok yanlis anlamayin bulursaniz buraya da. Yazin da belki kopya cekeriz :))

  12. şekerim bu ekipten bikaç tane sipariş verip pazarlayacaktın bi de 🙂 hadi gözün aydın umarım saadetiniz uzun sürer selcencim 🙂

  13. Ayyy nolurr yardim oglum ayni durumda ve tr de bulamiyorum.yurtdisinda tanidikta yok .nasil bulucam.interdnette tek sizin yazilarinizi buluyorum robocar poli yazdigimda:)) bilirkisi olarak size soriym dedim.

  14. Hanyaeseyoo :))) Merhaba Selcen benim oglumda bir ara bu cizgi filmi cok izliyordu bi sure sonra biz bile alismistik kelimeleri kullanir olduk 🙂 simdide yine korelilere ait Tobot u cok seviyo daha ilginc kucuk cocuklar robotlari idare ediyo anlamasada izlemeye bayiliyo ve oyuncaklarini istiyo biz amerikadayiz ben burda hic gormedim bu oyuncaklari kardesin nerden aldi acaba?

    Sevgilerle

    1. :)) tobotu bilmez olur muyum. 😉 koreliler bu işi iyi yapıyor hakkkaten. tam nereden aldı bilmiyorum ama online sipariş etti. koreden geldi

  15. Tesekkur ederim.Oglum Tobotlara eksi vaylar diyor en sevdigi harflerde x y z w ama z ye tette diyor onlar gibi gercektende islerini iyi yapiyorlar dizi gibi bazen beraber izliyoruz 🙂 Bu arada blogunu yeni buldum cok sevdim Allah nasip ederse ikinci evladimizi bekliyorum bulantilarim var zor geciyor genelde yatiyorum bol bol yazilarini okuyorum morelim duzeliyor istifade ediyorum yazi dilin cok guzel basarilarinin devamini dilerim..

    1. çok sevindim salihacım. allah sağlıkla tamamına erdirsin inşallah. her zaman beklerim 😉

Dilek için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.