Çocuklar doğalı en rahat yazı bu sene geçirdim sanırım. Maşallah diyeyim de nazar değmesin. Geçen yıl da rahattı, ama bu sene neredeyse sekiz saat oyun mesaisi yapıyorlardı. Car car car car, saatlerce konuşup gülüşüp oyun oynadılar. Ben de işime baktım. Evde gittikçe benimle geçirilen vakit azalıyor. Üzülüyor muyum. Hmm, evet biraz. ?Kız gene iyi, Allah için. Onu mutlu eden şeyler sorulduğunda hâlâ bizimle vakit geçirmeyi yazıyor. Ama oğlan için korkarım ki dış kapının mandalı olma yolunda hızla ilerliyorum. 🙂

simbiyosis yaşam formu ?

Bu yaz bir sabah oğlan artık evden ayrılıp yalnız yaşamaya karar verdiğini söyledi. Yeterince büyümüşmüş velet. Bak seeen. Hâlâ düzünü göstermezsem donunu ters giydiğini hesaba katmamış demek ki. E ne diyeyim. Peki dedim. Madem kararını vermişsin, hayat senin hayatın, yallah. ?

Çok sevindi. Hemen odasına koşup ciddi bir şekilde eşyalarını topladı. Bu da hazırlığı:

pılıyı pırtıyı toplamış ?

Bir adet kırmızı çekçekli çanta, kırmızı resim klasörü, bir adet çatır çatır kışlık polar pijama (sadece üst), ekmek arası peynir, zeytin, beş TL.

Baktım gayet ciddi velet. İçim sızladı yeminle. Bu kadar çabuk mu ayrılacaktı evden yav. Daha karpuz kesecektik. ?

“Emin misin evden ayrılmak istediğine?” dedim.

“Evet” dedi gözleri heyecanla parlayarak. “Artık büyüdüm annecim.”

Kendiyle gurur duyduğu her halinden belliydi. ?

“Ama acıkırsın.”

“Yiyeceğim var.”

“Üşürsün.”

“Giyeceğim var.”

“Ya bir ihtiyacın olursa?”

“Param var.”

“Yetmez ki o kadar para. Daha çoğa ihtiyacın olursa?”

“E arabam var, çalışır kazanırım.”

E peki öyleyse. Daha ne diyeyim? Helalleştik, ayrıldık.

Gitti…

Sonra…

Sonra kapı çaldı.

Çişi gelmiş, eve döndü.

AHAHAHAHAHAHHAHA.

Bunu hiç hesaba katmamış. ?

Böylece ilk bağımsızlık hareketi çiş kriziyle sona erdi. Tam olayı bastırdım, bebeyi eve bağladım diye seviniyordum ki bu sefer de “Ben seninle gelmem”ler başladı. Alışverişe götürmeyi zaten sevmiyorum, her dükkânın önünde bacaklarıma yapışıp HAYIIIIIRRRRR diye bağırarak içeri girmeyeyim diye beni ittiriyor. Zorla sokunca da hayata küsüyor.

Alışverişe kız kıza gidiyoruz. Ay en güzeli. Kızımın hiç sesi çıkmıyor. Bir kere AVM’nin içinde ne kadar dolandırdıysam çocuğu “Annecim biz çıkışı mı bulamıyoruz, niye saatlerdir dönüp duruyoruz?” dedi. ?

Minik minik evde bıraktığım da oluyor. İşte apartmanda bir arkadaşa falan çıkıyorsam ya da bahçedeysem, onlar evde takılıyor. Ama uzak bir yere gidiyorsam, mecburen gelecekler benimle.

Geçenlerde bir gezmeye davetliyiz. Teee ortaokul arkadaşlarım. Bu sefer Fadik’teyiz. Onlar toplanıyor ara ara biliyorum da nicedir ben katılmamıştım. Bu sene gideyim diye niyetlendim. Heyecanlandım da. Hem kızları özledim, hem de ne zamandır şekli şemali düzgün pasta börek yememiştim. 🙂

Gezmeden bir gece önce babaannedeyiz. Haydi gidiyoruz evimize. Oğlan dedi ki “Ben gelmeyeceğim, burada yatacağım.” Haydaaa. ? Oğlum kahvaltıya davetliyiz. Sabah erken oraya gideceğiz. Yok dedi. Gelmek istemiyormuş, biz gidecekmişiz. Bak ama pasta vardır, börek vardır, arkadaşlar var oyun oynarsın… Yok. Gelmiyor. Sen bilirsin dedim eve geldik.

Ay evde kocaman boşluk. ? Kim yatakta üzerimize atlayıp yataktan postalamayalım diye ölü rolü yapacak. Sabah güneş doğmadan kim kalkıp MAMACIKTIIIIM (acıktım) diye kafamızı ütüleyecek? Kızın da içi burkulmuş bizim gibi. “Annecim, kardeşimsiz evin hiç tadı olmuyor” dedi. ?

Neyse zar zor sabahı ettik. Sabah şansımı yine denedim. Oğlanı aradım. Haydi gezmeye gidiyoruz dedim. Yok dedi. Gelmeyecekmiş. Kararı kesinmiş. Sen bilirsin dedik. Düştük gezmeye.

Eve girer girmez niye toplantılara katılmadığımı hatırladım. Anam bu ne kadar çeşit? Kuş sütü eksik. Ben yetişemiyorum onlara diye gitmiyordum, tüh, nasıl unuttum! Sofrada yok yok yeminle. Ay boğazımdan geçiyor mu? Oğlum olaydı ne çok severdi şimdi bunları. Tam da sevdiği şeyler. Sıpa lafımı dinleyip de gelmedi. Ne bacısı yiyebiliyor, ne ben. ?

Ev sahibi hiç oturmadı Allah için. Kahvaltı, kahvesi, tatlısı, waffle’ı, dondurması..

Evlatsız boğazımdan geçmiyor halimde sofradan kalkınca zor yürüdüm. Bir de içime sinse ne olurdu Allah muhafaza. ??

Bir de bir sürü çocuk. Ne oyuncaklar, ne oyunlar… Hoff.

Neyse döndük eve. O gün de şans, başka gezme var. Oğlan babaanne ile oraya gelecek. Hesapta oradan alacağım. Gittik gezmeye. Daha önce gelmiş onlar. Burnumuzda tütüyor kızla benim. O herif hiç oralı değil iyi mi? Len gel bi ananı öp, özledik, ne yaptık anlat bakalım.

Hiiiiç oralı değil! ?

Çıkışta da demesin mi ben babaannemle döneceğim, eve gelmeyeceğim diye. Kös kös eve döndük yine. Ev sessiz. Yatakta karnımızın üzerine zıplayan yok. Dolabın içine saklanıp orada uyuyan yok. Babasının pijamasını giyip kaçan yok.

Ertesi sabah Allah’tan kargo geldi. Kitap ısmarlamıştık nicedir. Oğlan sorup duruyordu. Amcaya kargonun resmini gönderdim. Oğlana göstersin. Gel pisi pisi pisi.?

Bingo!

Cuma’dan çıkınca oğlan koşarak eve döndü. Bizi çok özlemişmiş. Hadiiiii!

Tam hınç alma vakti.

“Bak sen dün bizimle gelmedin, biz neler yedik orada.  Pastırma yediiiik, patates kızartması yediiiiiiik, sarma yediiiiiiik….”

“Annecim, neler yediğimizi söylemeyelim Kar’a (kardeşime). Canı çeker, yazık.”

Bu kız benden olgun yemin ederim. ?

Ama susmadım. Görsün neler kaçırdığını da bir daha anasını bırakmasın.

“Börek yediiiiiik, dondurma yediiiiik, wafle yediiiiikkk…”

“Waffle ne?”

“Emmm harika bir şey işte.”

“Ben hiç yedim mi?”

“I-ı.”

“Nasıl bir şey?”

“Böyle krep gibi. Ama süslüsü. İçinde çikolata var, muz var, çilek var…?”

“Annecim karın çok canı çekiyor!”

“ÇEKSİN! GELSEYDİ!”

“Hüüüü ben de waffle isterim. İsterim, isterim, isterim.”

“Kar üzülme, o kadar süper değildi.”

“HİÇ DE BİLE. SÜPERDİ! GELSEYDİN YERDİN.”

“Hüüüü waffleeeeeee.”

“Üzülme kar, tarifine bakar biz de yaparız evde.”

“YAPAMAYIZ Kİ ONUN MAKİNESİ BİZDE YOK!”

“Hüüüüüü. Çok canım çekti.”

“AYYY NE KADAR GÜZELDİ. KEŞKE SEN DE LAFIMI DİNLEYİP GELSEYDİN. BUNDAN SONRA KÜÇÜK OĞLAN, ANNE NEREYE SEN ORAYA! ANLADIN MI? ?”

“HÜÜÜÜÜÜÜ. TAMAM.”

Böyle yazdığıma bakmayın, bendeki de taş değil, ana yüreği. İçim sızladı valla.

“Tamam, ağlama, ağlama, telefon açarız arkadaşa, rica ederiz, sana da yapar.”

Açtım da. Kız Fadiiik, böyle böyle dedim. Sağ olsun, “Ne demek, aşk olsun, gelin, yaparım tabi” dedi. ?

Bin kez söz verdirdim, başka şey yapma diye. Bir tek waffle. Tamam dedi.

Nihayet geçen hafta ayarladık gittik. Ay yine sofrayı donatmış yaaa. ? Ben de bebeleri doyurup gitmiştim bir tek waffle yiyeceğiz diye. Artık ayıp olmasın diye onları  da yedik. ?

Arkasından waffle geldi. Oğlanın gözler ışıdı. Biz de fırsattan istifade lüpledik.

Küçük oğlan waffle’a bayıldı. Tek sorun karnı çok tok gitmiş, istediği kadar çok yiyememiş. (Kendininkini, benimkini, ev sahibinin oğlununkini de yedi.?)

Neyse ne yapalım dedim, artık bir sefer de aç gideriz. Sen yeter ki ananla gezmeye devam et küçük oğlan. Ben seni nerelereeeee götürürüm. ? ?

Paylaş: