Kış bitip de güneş açınca kendimi National Geographic ayısı gibi hissediyorum. ? Hani uzun, kara kışın ardından yanında yuvarlanan iki bebesiyle ininden çıkan kutup ayısı var ya aha işte aynı öyleyim. ? Güneşi görünce sevinçle bir oraya bir buraya koşan, vır vır konuşan canım bebelerimle inimden mutlu mutlu çıkıp sahile gittim. Niyetim biraz güneşlenmekti. Tabi az sonra olacaklardan haberim yoktu. Blogumu olaysız bırakmayan Rabbime hamdolsun, yine neler oldu neler… ?

Sahile gidince çocuklar kayalara tırmandı. Evden balıklara, kuşlara atmak için ekmek getirmiştik. Onları attık. Deniz ayıları gibi kayalara uzandık, güneşleniyor, bir yandan da çene ediyoruz.

Etrafta da pek kimse yok. Millet biraz geride mangal yakıyor. Kayalarda tek biz varız. O sırada biraz ilerimize bir adam geldi. Elinde bir poşet var. Fırın poşeti gibi. O da kuşları gördü, ekmek atacak herhalde dedim. Biraz gerisinde de bir kadın var. İkisi de bizi görmedi. Adam poşetin içinden ekmeği çıkarmak yerine kendi etrafında çevirerek poşetin ağzını bağlamaya çalışıyor. Allah Allah dedim, poşeti ile mi atacak ekmeği? 25 kuruş ayol o poşet, atılır mı! Ayrıca çevreye de zarar asdfjdhgh.?

Baktım gerçekten de poşetle atacak, seslensem mi acaba diye düşündüm. Biraz da mesafe var aramızda, dediğimi anlar mı? Yani kuşa, balığa ekmek atacaksın, onu da poşetinin ağzını sıkı sıkıya kapatarak yapacaksın. Deli midir nedir? ?

Hâlâ kararsızım seslenip seslenmemekte. “Sana ne, ne karışıyorsun,” der mi, ekmekle birlikte beni de denize atar mı falan… Kırk şey düşünüyorum tabi. Ben daha desem mi demesem mi diyene kadar adam salladı, salladı, salladııııııı, poşeti fırlatıp attı. ?

O an canım sıkıldı demediğime, adam da sağa sola baktı, beni gördü. Biraz bize baktı. Sonra kadın da bize baktı. Ben de dedim çocuklara kötü kötü bakın da yanlış yaptığını anlasın. Erol Taş görmüş Kadir İnanır bakışı atıyoruz adama.? Bu sırada poşet dalgalarla uzaklaşıyor. O sırada hiç olmadık bir şey oldu, poşetin ağzı açıldı… Veeeee poşetin içinden kırmızı bir kadın çantası çıktı! Poşet ve çanta birlikte yüzüyorlar yan yana, denizde.

Adamla kadın ara ara bize bakarak çantanın uzaklaşmasını bekliyor. Ben de şaşırdım. Ayol kaldırıp çantayı kim, ne diye denize atar? Kesin pis işler var bunun arkasında. Direk Kadir İnanır maskemi indirip Adile Naşit’e döndüm. Yok yere artistlenip başımı belaya sokmayayım şimdi. ?

Çantanın uzaklaştığından emin olunca adamla kadın gitti. Benim içim içimi yemeye başladı. Kırmızı çantada ne olabilir??

Biraz tereddüt edip polisi aradım. Dedim böyle böyle, olay değeri var mı bilmiyorum ama içim rahat etmedi, çanta hâlâ denizde yüzüyor. Bekleyin dediler. Beş dakikaya polisler geldi. Vuuuu. Tam film. Tabi o beş dakika içinde ben son dakika olayı olarak “OLAY OLAY!” manşetiyle whatzapp gruplarımın hepsine haberi geçmiştim. Herkes ekrana yapıştı kırmızı çantada ne olduğunu tahmin etmeye çalışıyor.

Anam “altınlar!” dedi. Altın lafını duyan bıliş oğlan suya atlayıp çantanın peşine düşecekti. Zor yakaladım. Müge Anlı müdavimleri hemen cesetle olaya girdiler. Ay Allah korusun dedim. Çanta küçük, geçiniz. Silah da ağır basan tahminler arasındaydı. Ama çanta batmadı. Demek ki hafif bir şey. Müge Anlı izlemediysek de o kadar Dexter izledik. Bu kadarını bilebiliriz. ?

O muydu bu muydu derken iki polis çıktı geldi. “OLAY YERİ İNCELENDİ!” Polis geldiğinde çanta epey ilerimizde ama hâlâ suyun yüzeyindeydi. Onlar da gördü. İyi de nasıl alınacak oradan? Deniz polisine haber verelim dediler. Vuhuuuuu. Hemen son dakika haberi olarak geçtim: “POLİSLER BİLE ŞAŞIRDI!” ?

Bu arada tabi çekirdeğini alan da başımıza geldi. Nolmuş, ne bitmiş, kırmızı çantada ne varmış. Herkes tahmin yürütüyor. Açıyormuşsun içinden kuru ekmek çıkıyormuş asdjfjfdg. “ŞOK ŞOK ŞOK!”

Polis “Bizim biraz işimiz var, siz deniz polisini bekleyip durumu ona da anlatır mısınız?” dedi. E tabi dedim, ihbarımıza sonuna kadar sahip çıkarız. “VATANDAŞ ÜZERİME DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIM DEDİ!” Bir avuç çekirdek de biz aldık, beklemeye başladık.

Polis gitti. Çanta da uzaklaştı, uzaklaştı… Gözden kayboldu.

“TÜM UMUTLAR TÜKENDİ DERKEN…”

VER MEHTERİ!

“SICAK GELİŞME!”

Deniz polisi geldi!

Bağırdık ona da kayaların üzerinden o tarafa değil şu tarafa git diye…

Sonra ne mi oldu?

“AZ SONRA!”

Haber geçeyim diye az daha bekledim ama hoca olaya el attı. Bizde aksiyon, polisiye, macera, cinayet… anca akşam ezanına kadar kardeş. Akşam oldu mu evdesin. ? Son bıraktığımda polis dolanıp duruyordu denizde. Çanta çoktan gözden kaybolmuştu zaten.

Eve döndüm ama telefonum susmuyor. “Eee noldu, çantada ne varmış?”

Pifff. En can alıcı yerde kaldık iyi mi? “ÇANTADAKİ BÜYÜK SIR!”

Yine de içimde bir umut vardı. Polis telefon numaramı almıştı. Belki bir şey çıkar ararlar diye bekledim ama üzerinden hafta geçti, arayan olmadı. ☹️

Şimdi bütün bunları niye mi anlattım? Elbette o günden beri düşünüyorum. Şimdi biraz da siz düşünün istedim: “KIRMIZI ÇANTADA NE VARDI?” ??

Paylaş: