Vay arkadaş, zaman ne çabuk geçmiş. Biz umreye gideli tam bir yıl olmuş. O süreden beri iki kere hac kurasında çıkmamışız, Kudüs’e gidelim demişiz, döviz uçmuş, Fas’a heveslenmişiz, döviz daha da uçmuş, yine kendimizi Kayseri’ye ucuz uçak bileti bakarken bulmuşuz. 😀 Onu da alamamışız ahahahahha.?

Halbuki ne hayallerim vardı. “Çok seyahat annecim” diye gezi blogu açacaktım. 😀 Hiç bitmeyen askerlik anıları gibi, biz de kös kös eski gezileri ısıtalım da servis edelim bari. ?

Umreye iki küçük çocukla gidince, grupla pek takılamadık biz tabi. Bir gün peygamber efendimizin doğduğu eve gezi düzenleniyordu. Sabah erkenden mescitte buluşulacak. Eve gidilecek. Oradan da kabristana geçilecek, bir iki de cami ziyareti var. Yaklaşık üç saatlik ayakta kalmayı göze almak lazım. Annemler o gece mescitten çok geç döneceklerdi. O kadar erken kalkıp geri gitmeleri zor.  Anneannemin bacakları ağrıyor, uzun süre ayakta kalamıyor, rahat da yürüyemiyor zaten. Onunla katılmak imkansız. Babama dedim, sen, ben, eşim gidelim. Çocuklar da annemle kalsın. Tamam dedi.

Yattık. Gecenin bir yarısı kalktık. Hazır çocuklara bakan bulmuşken, mescide gideceğiz. O katta üç oda var. Üçü de bize ait. Yanda annemler, karşıda anneannemler. Hazırlandık, babamın kapısını tıklattım. Cevap yok. Tekrar tekrar tıklattım. Yok. Çok geç gelmişlerdi zaten. Uyuyorlar belli. Katılmayacak geziye  demek ki, biz gidelim dedik. Çocuklar kalkınca nasıl olsa anneannenin odasına giderler. Annemlerde de anahtar var. Babam biliyor gideceğimizi. Uyanınca çocuklara bakarlar. İçimizde en ufak bir endişe olmadan mescidin yolunu tuttuk.

Çok güzel bir geceydi. İlk defa gece görme şansım oldu Kabe’yi. Çok da tenhaydı. Sabah namaz vakti, nereden geldiğini anlamadığım insanlar oluk oluk mescide aktı. Caddeler dolu, mescit dolu, muhteşemdi…

Sabah namazından sonra turla buluşacağımız yere gittik, beklemeye başladık. En önce biz gelmişiz. Milletin toparlanmasını epeyce bekledik. Neyse millet toplandı, hoca geldi, anlatmaya başladı…

“Aaa” dedi kocam “Baban da gelmiş.” Baktığı yere baktım. Hakikaten de aaa yani.  Babam! ?  O da bizi görünce şaşırdı. “Siz de mi geldiniz?” dedi. “Evet,” dedim. “Çıkmadan çaldık kapını uyuyordunuz.” “Aa ben de sizinkini çaldım, ses çıkmayınca uyandırmadım” dedi. Saat hesaplamaya çalışıyoruz, kim daha önce gelmiş. Neyse.

“Çocuklar nerede?” dedi babam. “Otelde” dedim. Güldü. “Şaka yapma.”

“Ne şakası ya.”

Daha da güldü.

“Haydi bırak muzırlığı, nerede çocuklar?”

“Ay yalan mı söylüyorum baba, otelde çocuklar. Burada olsa yanımızda olurlar, nereye gidecekler.”

Babam şaşırdı. Sağımıza solumuza iyice baktı.

“Gerçekten yok mu çocuklar?”

“YOOOK. OTELDELER.”

“E ne yapacaklar orada yalnız?”

“Bir şey olmaz ya. Kalkınca anneme giderler zaten.”

“E annen de burada.”

“Aaa.” ?

“Biz birlikte geldik.”

Bunu beklemiyordum işte.

“E teyzeleri ilgilenir.”

“E o da geldi.”

“AAAAA! Neyse anneannem var.” ?

“O da geldi.”

“Yok artık! Şaka yapıyorsun baba ya. Sen beni kandırıyorsun, anneannem nasıl gelecek.”

“E bak kızım.”

Bir baktık ki beş metre ilerimizde annem bacımla anneannemin koluna girmişler sırıtarak geliyorlar. ???

“Çocuklar nerede?” dedi annem.

Kafamızdan aşağı kaynar sular boşaldı.

NAYIIIIIR, NOLAMAAAAZ! BEBELER OTELDE YALNIZ. SAAT OLMUŞ 8! BİZİM HACIYATMAZLAR KESİN UYANMIŞLARDIR. KİMSEYİ BULAMAYACAKLAR! NE YAPACAKLAR BİR BAŞLARINA!

Kocamla bir koşmaya başladık, deliler gibi. Otel uzak değil ama, çok yakın da değil hani. Kafamda kırk düşünce. Ya otelde kaybolurlarsa, ya birbirlerinden ayrılırlarsa, ya dışarı çıkmaya kalkarlarsa, ah çok ağlamışlar mıdır….

Nefes nefese otele vardık. 6. kat! Asansörü bekleyemedik bile. Odaya ulaştığımızda çarpıntıdan nefes alamıyorduk.

Kapıyı bir açtık ki….

Hacılar yatıyor. ♥️♥️♥️

 

 

(Daha önceki mübarek Hacı Secce bölümleri için bkz. 1, 2, 3, 4,5,6, 7, 8, 9)

Paylaş: