Cidde Havalimanı. Biri her zamanki gibi tuvalete koşuyor. 😉

Oğlan: “Vuhuuuuu. İlk defa yurt dışına işeyeceğim. Çok heyecanlıyım.”

😉

***

Her tarafta Arapça’nın altında İngilizce tabelaları görünce…

Oğlan: “Püff. Sanki Amerikalılar geliyor hacca.”

😉

***

Mescid-i Harama çıkan meydan tabelası.

Oğlan: “Daha neler! Kabe’de haram pizza satılıyormuş. Tövbe tövbee.”

😉

***

Anne: “Öğretmeniniz ‘Bana da dua edin, bana da gitmek nasip olsun’ demişti, unutma.”

Kız: “Ettim bile.”

Anne: “Müdüre Hanım da ‘Benim de gelmem için dua edin’ demişti.”

Kız: “Ona da ettim.”

Anne: “Amcanlar da.”

Kız: “Ettiiiim.”

Anne: “Tarık da gelmek istiyordu.”

Kız: “Ettiiiim.”

Anne: “Nasıl hepsini aklında tutabildin? Ben bile unutmayayım diye isimleri kâğıda yazdım.”

Kız: “Allah’ım herkes buraya gelsin dedim, bitti.”

😉

***

Tuvalette…

Yaşlı teyze: “Yavrım siz nirenin hacısısınız?”

Anne: “Türkiye teyze.”

Yaşlı teyze: “Anaaaam, ben de Türkiye hacısıyım.”

Anne: “Zaten Türkçe konuşuyoruz ya teyze.”

Yaşlı teyze: “Aruuu. Tabi ya. Gızını görünce çok sevdim, heyecanlandım, unuttum her şeyi. Bakale keleş keleş, aynı benim torun gibi, maşallah.”

😉

***

Tavafta oğlanın hiç susmaması üzerine…

Anne: “Tavafta dünyalık şeyler konuşulmaz canım. Çok konuşmak istiyorsan Allah’tan, peygamberimizden, Kabe’den söz edebilirsin.”

Oğlan: “Kabe’nin kapısı altın mıymış?”

Anne: “Hıı hııı.”

Oğlan: “Bozdurursak kaç lira eder?”

?

***

Avluda bir teyze: “Anooom, bebelerle gelmiş maşallah. Aman diyim ha ananızın elini bırakmayın çocuklar. Her tüllü insan var burada. Kaçırırlar sizi Allah etmeye. Bir adam kadını kaçırmış, yirmi sene eve hapsetmiş.”

Oğlan: “Kadına doğum günü partisi yapmış mı?”

Anne: “Ne alakası var şimdi konuyla?”

Oğlan: “Kadın yirmi sene hapis kaldığını nasıl anlamış, onu merak ettim.”

?

***

Onlarca otobüs arasında bizim otele giden otobüsü arıyoruz.

Oğlan: “Sen merak etme annecim, ben bulurum otobüsü. Ben dikkat ettim binerken. Şoförü Arapça konuşuyordu.”

😉

***

Oğlan: “Mekke’den ayrılmadan önceki son gün kralı da ziyaret edelim annecim.”

Anne: “Ne yapacağız kralı ziyaret edip.”

Oğlan: “E o kadar yoldan gelmişiz. Görüşmeden gidersek ayıp olur.”

Anne: “Peki niye son gün?”

Oğlan: “O zamana kadar ibadet edelim, dünyalık şeylerle uğraşmayalım. Kral işi bekleyebilir bence.”

😉

***

Medine’de peygamber efendimizin kabrine girmeye çalışıyoruz. Çocukları almadılar. (İçerisi çok sıkışık oluyormuş, çocuklar ezilebilir.) Çocukları bırakmak için otele koşuyorum.

Oğlan: “Hayret bir şey, yemin ederim hayret bir şey. Peygamberimizin adaşı olan benim. Onu ziyaret etmek için bu kadar yoldan geliyorum. Benden başka herkes içeri girebiliyor, ben giremiyorum.”

😉

(Ertesi gün babayla girdi.)

***

Sürekli çiş molaları, acıkmalar, her kokuyu canlarının çekmesi… üzerine çocuklara vır vır ediyorum.

Oğlan: “Hem duamız sayesinde buraya geliyorsun, hem bize laf söylüyorsun. Olacak şey mi annecim?”

?

***

Oğlan: “İyilik yapan iyilik bulur diye boşa dememişler annecim. İyilik yaptım iyilik buldum.”

Anne: “Ay maşallaaah. Ne oldu?”

Oğlan: “Bir kadın benden Arapça su istedi. Ben de ona bir bardak zemzem götürdüm. O da bana 1 riyal verdi.”

Anne: “Ooo peki Arapça su istediğini nasıl anladın?”

Oğlan: “O kadar Arapça anlıyorum artık annecim.”

Anne: “Ne dedi mesela?”

Oğlan: “Elini yuvarlak yapıp ağzına götürdü, hüüüüp dedi.”

😉

***

Kız: “Pembiş hanım da Kabe’ye görmek istiyordu annecim. Onu da getirdim.”

😉

***

Anne: “Buraları sevdiniz mi? Tekrar gelecek olursak biz gelir misiniz?”

Kız- Oğlan: “Eveeettt!”

Anne: “En çok nesini sevdiniz mesela?”

Kız: “Kabe’yi.”

Oğlan: “Ben de tavuk döneri.”

?

***

(Daha önceki Hacı Secce bölümleri için bkz. 1, 2, 3, 4,5,6)

Paylaş: