Her şey bir Pazar günü Pazar pazarında elimde poşetlerle daha ne alsam diye salına salına tezgahların arasında dolaşırken, sebzeci adamın beni fark edip “GEL APPPAAA GEAAALLL, KAYNANAN ÖSSÜN, GEAAALLLLL!” diye bağırmasıyla başladı. Gayri ihtiyarı kafamı kaldırıp adama bakınca adam dozu artırdı: “GEL APPPAAA GEAAALLLL, KAYNANANA METROBÜS ÇARPSIN İŞALLAH, GEALLL!”  O an adamın tahmin etmediği bir şey oldu: Aslanlar gibi herifim bir hışım arkamdan çıkıp “BANA BAK SEN ANAMDAN NE İSTİYORSUN HÖYYYT!” diye adamın üzerine yürüdü. AHAHHAHAH! Adam direk pazarlama stratejisini değiştirip “ANAN HACİ OLSUN ABİ, HACİ HACİ!” diyerek benim adamın elinden kurtulmayı başardı. O günden sonra ne zaman pazarda beni görse saygıyla “KAYNANAN HACİ OLSUN APPA, HACİ HACİ!” der. Ehehe. Olacağı bu ya, adamın duası kabul oldu, yıllardır hac kurası bekleyen kayınvalidemlere adamın duasının arkasından pat diye hac çıktı. Babaannenin hacca gideceğini duyan benim oğlan kendini yerlere attı! Vay o niye gitmiyormuş!

Malumunuz, oğlan ne zamandır Mekke’ye gitmek istiyordu. Çok küçükken peygamber efendimize gidip, “Ya Resullallah, bizim evde kalır mısın, kanepemiz çekince yatak oluyor, orada yatarsın. Beğenmezsen benim yatağımda yatarsın, ben orada yatarım” demek gibi bir amacı vardı. Ayrıca arabada yer olmazsa peygamberimize kendi araba koltuğunu da teklif edecekti. Biraz büyüyünce bir gün ağlayarak geldi. “Anneciğim, peygamberimizi bize davet edemeyeceğim, çünkü o ölmüş!” Vefat ettiğini duymuş da öldüğünü bilmiyormuş. 🙂 Çok üzüldü. “İnşallah cennette davet edersin” dedim. “Bu dünyada da kabrini ziyaret ederiz inşallah.”

O günden beri en büyük arzusu peygamber efendimizin kabrini ziyaret etmekti.  Nicedir bana 15 bin liralık araba alsanız, ben onu satsam da hacca gitsem deyip duruyordu. Babaanne ile dedenin gideceğini, kendi gidemeyeceğini duyunca çok üzüldü. “Hüüü biz niye gidemiyoruz” diye ağladı. “Allah izin verirse biz de gideriz” dedim. Her sabah yataktan kalkıp “Allah bugünde mi izin vermedi?” diye içleniyordu. “Dua edelim, inşallah bize de nasip olur” dedim. Babaanne ile dedeye de sıkı sıkıya tembih ettik. Bize de dua edin biz de gidelim diye. Kız da oğlanın duasına katıldı. Dualar, dualar…

İşin aslı, ben de kaç yıldır dua ederim, hatta bir kere hazırlandık, umreye yazıldık, aşımızı bile olduk, ama bir iki gün kala olmadık bir mani çıktı, kös kös yerimize oturduk. Bir daha da o aşamaya gelmek bile nasip olmadı. Ama benim bebeler dua işine el atınca, elhamdülillah pat diye yola düştük!

Bu aralar sesimiz çıkmıyordu yaaaa…. Neredeydik acaba. 😉

(Bundan sonraki bölüm Çağrı film müziği eşliğinde okunacak.) 😉

Heyyt be! Nasip edene şükürler olsun, nereleri gördük, kimleri ziyaret ettik! Bundan sonra dünyada gam yok bize inşallah.

Çocuklarımın duası çekti götürdü bizi. İmame gibi hepimizi çektiler üstelik. Tonton anneanne, anneanne, dede, teyze, ana, baba, bebeler… Dört nesil orada, hep birlikteydik. Allahu teala cennetinde de birlikte kılsın inşallah.

Umre biletlerim

Tabi şimdi hemen soracaksınız, “Secce onu nereden aldın, bunu nereden aldın?” Ünlü bir blogger olarak hemen siz sormadan anlatayım. 😉

Oğlan şalvar, kız ferace: İsmailağa Group, Çarşamba special collection.

Oğlan gömlek: LC-Waikiki

Kız başörtü: İstoç Hac Malzemeleri Store

Oğlan külah: Konya- Mevlana

Kız terlik: Salı pazarı

Oğlan sandalet: Boyner

Kız – Oğlan çanta: THY special umrah collection

Hacilar Arafat’ta

Özel sipariş üzerine Arafat’ta göbek gömme işlemleri 😉 Yer, gök, göbek mandalı burada. 🙂

Zemzem, kediler, balonlar, bavullar ve Mekke’den ayrılışın hüznü…

Ay tabi çevrimiçi değiliz diye sizleri de unuttuk sanmayın. Kabe’de hepinize özel dua ettik, Allah’ım bizi sevenlerin muratlarını hayırlısıyla tez zamanda ver. Sıkıntılarını gider. Bu güzel topraklara gelmek isteyenlere bir an önce, kolaylıkla nasip et. Orada da dualarında bizleri unutturma. Amin. 😉

 

 

 

(Daha önceki Hacı Secce bölümleri için bkz. 1, 2, 3, 4,5)

Paylaş: